Güzel Rus kadın

En güzel Rus kadınlar ve bayanlar ile tanışmak. Romantik ilişkileri ve aşkı arayan Rus bayanların binlerce fotoları ve anketleri. Güzel Rus Kızları ve kadınlar. ... Bugüne kadar sitemizde 140.000 fazla Rus kadını ve 50.000 fazla Ukraynalı kadın kaydolmıştur. Her gün 600 fazla yeni anket çıkmaktadır. Rusya´nın en güzel 50 kadını BSG blogu olarak internet aleminin en hoş, en güzel, en çekici, en sexy kızlarını tek bir sayfada bir araya getirdik. Amerikalı, Rus, Alman, İsveçli, İngiliz, Çinli, Japon, Brezilyalı ve diğer ülkelerin kızlarına hayran kalacaksınız. Özellikle Stalin’in Rus ırkını güzelleştirmek için en güzel kadınlarla, en yakışıklı erkeklerin bir araya gelmesini teşvik ettiğine dair söylentiler mevcut. Bir de aynı bağlamda halkın da uzun yıllar ırkçı bir anlayış taşıdığı düşüncesiyle, Rus kadınların sadece Rus erkeklerle birlikte olduğu ve bu şekilde ... azgın ev kadınları çıplak azgın ev kadınları fotoğrafları azgın ev kadınları porno resimleri azgın ev kadınlarının porno resimleri azgın ev karıları azgın foto azgın galeri arşiv azgın geniş kalçalı karılar +18 geniş basenli çıplak kız azgın gizli türbanlı bayanlar azgın güzel götlü sakso delisi fotograflar azgın güzel kızların am resimleri cıplak ... Rus Özel Birlikleri (Kadın Askerler) Kadınlardan oluşan Rus Özel Birliklerinin marşlar eşliğinde bir eğitim esanasındaki yürüyüşlerini izliyoruz efenim. Ellerinde o kürekler, başlarında kepler, tutturmuşlar bir marş gidiyorlar öyle ince uzun güzel güzel yumuşak yumuşak, askerlik güzel şey değil mi yaaa? En sevdiğim isimlerden biridir İrina. Rus kökenlidir. 'Barış' anlamına gelir. Kısaltmaları ; İra/ Ира, İrochka / Ирочка, İrisha /Ириша. Vee Bonus!! Benim ismim 😊 Anastasia/ Анастасия. Kendi ismimi de koymak istedim 😊 Rusya'da çok kullanılan bir isim olmasa da sevilen bir isimdir. Ama biz onun dünyanın en güzel Rus kadınlarından biri olduğunu düşünüyoruz. 7. Maria Sharapova . Maria kuşkusuz dünya çapında en popüler tenis oyuncusu. Birkaç kez tenis oyuncusu seçildi. Bu güçlü kadın inanılmaz derecede sıcak ve güzel. Sharapova şüphesiz dünyanın en güzel Rus kadınlarından biridir. Rus kadınları çapkın ve seksiler. Onlar hiç bir zaman kendi cinsel kimliğini unutmuyorlar. Onlar bakımlılar ve bazıları kozmetiğe ve güzel kıyafetlere esirgemiyorlar. Ama sevdiğiniz kadına bu masum zayıflığı bağışlamak olur, değil mi? Belki de böyle kadın, erkek tarafından daha da fazla sevilmesi için süsleniyor. Böyle bir durumda, Rus kadın isimleri son seçim için olumlu ve tercih edilir. Ayrıca, başka bir önemli hatırlamak gereklidirözellikleri: isim sadece kendiliğinden değil, aynı zamanda soyadı ve patronimiden topluluğa da uyum sağlamalıdır. Ne yazık ki, çok güzel Rus kadın isimleri kesinlikle bir ya da diğerine uygun değildir.

Munzur’un Zirvesinde Dersim Görünür

2020.08.20 03:26 karanotlar Munzur’un Zirvesinde Dersim Görünür

Munzur’un Zirvesinde Dersim Görünür

https://preview.redd.it/vhtefy1682i51.jpg?width=190&format=pjpg&auto=webp&s=9e117697ce88b279841f4f5b7a3492f6f7e06b84
İbrahim Aksoy

Dersim; Çemişkezek, Arapkir, Koçgiri, Amiryon, Azergan ve Gımgım gibi Ermeni yerleşim yerleri ile çevrili, takriben 60-70 bin kilometrekare, 3950 metre kadar yükselen dağlık bir alandır. Ardıç ve Meşe ormanlarıyla kaplı, çok sayıda akarsuyu vardır. Birkaç çeşit geyik, yabani koyun, domuz, ayı, vaşak, kurt ve her türlü av hayvanı yaşar, insan için yaşam koşullarının çok zor olduğu bir alandır.

İslam Halifesi Hz. Ömer döneminde, Müslüman Arap orduları, Kürdistan’a saldırmaya başladılar. Müslüman Araplara göre Zerdüşt Kürtler “putperesttir, Mecusi’dir ve katli vaciptir”. İslamiyet kan dökerek insanların kalbine hâkim olmaya çalıştığı devirlerde, Kürtlerin kalbine hâkim olamadı, onlarda kuzeye doğru kaçıp geldiler. Gelenlerin bir kısmı Palu-Bitlis arasındaki dağlarda gizlenmeye çalıştı. Burayı geçebilenler de geldi Dersim’in dağlarında gizlenmeye çalıştılar. Buralar Ermeni hakimiyetindeydi, Müslüman Arapların katliamından kaçan Kürtlere, Ermeniler kucak açtı, onlara sahip çıktı ve korumaya çalıştılar.

Palu-Bingöl dağlarında yaşayan Zerdüşt Kürtler, 1000 Yıl boyunca hiçbir yere bağlı olmadan yaşamaya çalıştılar. Osmanlı-Alman Berlin anlaşmasından sonra, Anadolu’yu İslamlaştırma hareketi başladı. Osmanlı, Meşhur Palu katliamında sağ kalanlar da Müslümanlaştı. Hiç konuşulmayan Palu katliamı bir başka yazı konusu. Osmanlı Türk olmadığı için, Türkleştirmeye gerek görmüyor, Müslümanlaşması yeterliydi.

Dersim; çok daha geniş, daha sarp ve yeteri kadar barınacak mağaraları olduğu için, Palu’dan daha şanslı idi. En son Dersim Osmanlının ortasında bağımsız bir bölgeydi. Ermeni katliamından sonra, Ermenilerden boşalan alanlara Alevi Kürtler yerleşmeye başladı. Fakat Berlin anlaşmasından sonra, Osmanlı da başlayan İslamlaştırma, öncelikle Dersim Osmanlının hedefi oldu.

Ben Berlin anlaşmasını daha önce yazmıştım. Anlaşmadan dolayı eleştirilen Kral II-Friedrich “Osmanlı neden bizim Hindistan’ımız olmasın” diye anlaşmayı savunmuştu. Berlin-Hicaz ve Berlin-Bağdat demiryolu çalışmaları, anlaşmayla başladı. Birinci Dünya savaşının tek sebebi de bu anlaşmadır. Almanya’nın tek hedefi Osmanlı topraklarındaki petrol yataklarıydı.

Osmanlı hemen Asakir-i Mansure-i Muhammeddiye Ordusunu kurdu ve devşirme askerlerini Müslümanlaştırmaya başladı. Merkeze yakın olan Anadolunda müslümanlaşması gerekiyordu. Nusayrı’lar neler yaşadığını önceki yazımda, anlatmaya çalıştım. Onu takip eden Palu katliamı, arkasında Ermeni katliamı ve sıra Dersime gelmişti. Elbette ki bu katliamları yapanlar, Asakir-i Mansure-i Muhammediye Ordusunun, özel yetişmiş Müslüman Paşalarıydı.

Müslüman Şafi-i Kürtler için de Ümmetti Muhammed adına Hilafeti korumak için 1891 tarihinde Hamidiye alaylarını kurdu. Hamidiye alaylarına Ezidi ve Alevi Kürtleri, Müslüman olmadıkları için almadılar. Hatta Müracaat eden bazı Dersim aşiretlerinin müracaatı ret edildi. Bütün Alevilerin güvencesi ama Osmanlılar için çıban başı olan Dersim, ortadan kalkmalı ve Anadolu’daki bütün Alevi’ler Müslümanlaşmalıydı. Bilindiği gibi Osmanlının Türkleştirme diye bir sorunu yoktur. Çünkü Osmanlı Türk değil Afgan kökenliydi.

Gelin hep birlikte Jandarma Umum Komutanlığının Dersim’i ya Müslümanlaştırmak ya da ortadan kaldırmak için hazırladığı, raporlara bir göz atalım. 1877 Tarihinde Koç uşağı Ağası Ahmet, Ferhat Uşağı ağası Alişan Ağa ve bazı ağalar aileleriyle birlikte Sinop’a sürdüler. Dersim’de hayli etkili olan ve Osmanlıların gözünü korkutan Şah Hüseyin’i hile ile yakalayıp Vidin’e sürgün ettiler. Oğlu Ali beyi de Erzincan’da mecburi iskana aldılar. Bu işler insan ölmeden olmuyordu.

1877-1878 Osmanlı-Rus savaşında, Dersimli bazı Ağaların Ruslarla iş birliği yapacağı korkusu ile Ali Şefik Paşa bir alay askerle Kırgan Aşiretine saldırdı. 15 gün süren çatışmalarda çok sayıda insan öldü. Aşiretler birleşip Kırgan’a destek olmaya başlayınca, Paşa korktu gasp ettiği malları ve binlerce davarı aldı, arkasında çok sayıda ölü bırakarak geri çekildi.

1892 tarihinde Alay Komutanı Ali Şefik Paşa, Koç ve Şam uşağı aşiretleri birleştiler gerekçesiyle saldırdı. Aşiretler çok büyük zayiat verdiler. Ali Şefik Paşa’nın da bir albay, bir doktor ve 50 kadar askeri öldü, Saraydan istediği yardım da gelmeyince korktu geri çekildi.

1893-1905 Dersimliler ortalığı karıştırıyor, hükümeti zor durumda bırakıyorlar. Dersimliler hükümete vergi ve asker vermiyorlar, etrafı talan ediyorlar gerekçesiyle ortadan kaldırma planları hazırlanıyor. Öncelikle her biri 400 askerden oluşan, 20 tabur ve iki topçu bataryası görev alacak. Hozat, Arapkir, Harput, Çemişkezek ve Kızılkilise’ye (Nazimiye) birer tabur asker, yerleştirilecek. Hamidiye piyade taburlarını görevlendirmek sorun olur. Her ne kadar Hamidiyeliler Şafii Kürt, Dersim Alevi olsa da Kürtlere güvenilmez. 1907’de Koç uşağı, Şam uşağı ve Reşik aşiretlerine saldırıp büyük bir katliam yapınca, aşiretler birleşti askerler yüklü bir ganimetle geri çekildi.

1908’den 1916’ya kadar durmadan aşirete saldırıp katliam uyguladılar. 1866 tarihinden, 1916 tarihine kadar Dersim’e karşı tam 11 katliam uygulandı.1916 Tarihinde Ruslar Erzincan’ı işgal etti. Osmanlı Ordusu savaşı bıraktı geri çekildi. Kürt’ler Ruslarla birleşir korkusuyla, Dersim’e karşı savaş devam etti. Ermeni katliamında Dersim’e sığınan Ermeniler, Rus ordusuna katıldılar.

1920’de Ankara’da Paşaların Parlamentosu açılmıştı ama Dersim’de katliam devam ediyordu. 1926 Koç uşağı, 1927 Demanen, Haydaran, 1928’de Yukarı Abbas, Keçel, Haydaran, Bal ve Lolan aşiretlerine karşı, katliamlar devam etti. 1930 Pülümür hareketi ile başlayıp, uçaklarla bombalamalar, 1931 senesine kadar devam etmiştir. Yakalananlar, Kurşuna dizilenler, ölüm ve hapse atılanların da sayısı belli değil.

Türklükten hiçbir haberi olmayan devşirme Osmanlı Paşaları, şimdi kendi başlarına kalmışlardı, İşleri de hayli zordu. Şimdi Aleviler hem Müslümanlaşmalı ve hem de Türkleşmeliydi. Kolay olmayan bu iş için önce Dersim ortadan kaldırılmalı ve arkasından da Sivas, Malatya, Maraş, Harput, Antep ve Anadolu’daki bütün Aleviler de ortadan kaldırılmalıydı. Devşirme Paşalar bunun için 1920 tarihinden, 1936 tarihine kadar yüzlerce rapor ve plan hazırladılar. Gerektiğinde Alevi’leri tamamen ortadan kaldırmak için, Hitler’den kimyevi silah bile istediler.

1920’den sonra egemen resmi ideoloji, kendisine resmi din yaratmış ve topluma dayatmıştır. “Kızılbaş bir kadının oynaş ve gündüzlü tutmak ve haftada bir onunla oynaşmak hakkıdır.” “Dersimliler Türk’tür, Dilleri Kürt’tür.” “Korkutarak insanların kalbine hâkim olacaksın.” “Dersim koloni gibi kabul edilip Müslümanlaştırıp, Türkleştirilmelidir”. Devşirme Paşalara çok yakışan bunun gibi daha çok sözleri, raporlarda okumak mümkün.

Raporları hazırlayanlar; B.U.Mf. İbrahim Tali, Mutasarrıf Mardin’i Arif, Celal, Dahiliye vekili Şükrü Kaya başta olmak üzere 40’dan fazla rapor hazırlanıyor. Her aşiretin nüfusu, ekonomik gücü ve silah sayısı, ayrıca hangi aşiretin nereye sürgün edileceği tek, tek belirleniyor. Şükrü Kaya’ya göre Dersimin nüfusu 150 bin civarında. Raporlar ve krokiler Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal ve Başbakan İsmet İnönü ve yetkililere ulaştırılıyor.

Nihayet; Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal 1936 tarihinde Trabzon ziyaretinde, Dersimi kuşatma krokisini kendi eliyle çiziyor ve düğmeye basıyor. 4 Mayıs 1937 TBMM kararıyla katliam hareketi başlıyor. 1937-1938 katliamı herkesçe bilinen bir olay. Sabiha Gökçen’in uçakla attığı bombaların altında, 70 binden fazla Dersimli can verdi. Kadın, yaşlı ve çocuklar, Kutu deresindeki mağaralara gizlendiler. Atatürk’ün askerleri içerisi insan dolu mağaraların kapısına betonla kapattılar. Hala mağaraların içerisi insan kemiği ile dolu. Cumhuriyetin subayları, her biri güzel kızlardan birer tane evlatlık değil, ganimet olarak aldılar. Ganimetin ne olduğunu bilmeyen bazı aptallar, ortalığa düşmüş kızları arıyorlar. Acaba Atatürk’ün subayları, bir erkek çocuğu neden evlatlık almadılar?

Nihayet 347 ağa ailesi ve 3470 nüfusu ile malına mülküne el konarak, her birini batıda ayrı yerlere sürgün ettiler. Sabiha Gökçen’in uçaktan attığı bombaların altında, bütün köyler harap oldu. Bütün Dersimin malı, mülkü ganimet olarak ellerinden gasp edildi. Erzincan ve Elâzığ’dan aylarca Trenlerle batıya koyun, keçi ve sığır taşıdı ve batıdaki devşirme Türklere dağıtıldı. Günümüzde batıdaki devşirmelerin evlerinde, Dersimde dokunmuş, halı, Kilim ya da güzel bir Palas vardır. Yürekten yaralı Dersimliler, Türkiye’ye dağıtıldı, 1947 affından sonra, bir kısmı geri döndü.

Atatürk hastaydı haberi yoktu diyenler, Elazığ’da görevli olan İhsan Sabri Çağlayangil’in hatıralarını okumaları gerekiyor. İzzettin Doğan’ın babası Hüseyin Doğan ve Ali Haydar Veziroğlu’nun dedesi binbaşı Hıdır, Koçkiri ve dersim katili General Hüseyin Abdullah Alpdoğan’a danışmanlık yapıyorlardı.


İbrahim Aksoy

http://navkurd.net/2020/05/munzurun-zirvesinde-dersim-goeruenue
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


2019.11.03 15:44 masalokucomtr Komik Fıkralar

Komik Fıkralar
https://preview.redd.it/8x8yd3e5hhw31.jpg?width=1024&format=pjpg&auto=webp&s=f43976d31fce72b06f0868351caf177dd1f70343

Aranızda Müslüman olan var mı?

Günlerden bir gün adamın birisi camiye elinde kocaman bir bıçakla camiye dalar ve cemaata sorar: – Müslüman olan birisi var mı? Cemaat korkudan sesine çıkaramaz, sessizlikten sonra yaşlı bir amca ayağa kalkar: – ben Müslümanım der. Bıçaklı adam ve yaşlı amca camiden çıkar, dışarıdaki inek sürüsünü gösterip: – Amca şunları kurban edeceğim fakat ben beceremedim yardım edebilir misin der. Yaşlı amca baya bir kurbanlık kestikten sonra ben yoruldum başka birisini bul der. Adam bu sefer kanlı bıçaklı camiye girer ve sorar: – Aranızda başka Müslüman var mı? Bıçakların kanlı olduğunu gören cemaat yaşlı amcayı kestiğini düşünür ve daha çok korkarak bir anda caminin imamına bakar, imam: – Ne bakıyorsunuz ula birkaç rekat namaz kırdırdık diye hemen Müslüman mı olduk?

Bir Daha Tartıl

Temel, temin ettiği küçük baskülle gelip – geçeni tartıp geçimini sağlıyordu. Müşterilerinden biri; Ula tart beni pakayım, kaç kilo gelıyrum, diyerek basküle çıkar, Otomatik baskülün göstergesinde kaç kilo geldiğini öğrenir ve çıkarıp Temel’e 100 bin lira verir. Tarı ücreti 50 bin liradır. Temel, ötesini -berisini araştırır, ceplerinin içini dışına çevirir. Paranın üstünü bulup veremez. Müşterisine ne önerir beğenirsiniz: – Hemşerum, bozuk param yok, bir daha tartıl da fit olalım.
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Siz Direğinizi Alın

İlkokul müdürü Temel , okulunun daha bir fark edilmesi için hazırlattığı yön levhasını anayol üzerindeki elektrik direğine astırınca TEK yönetiminden resmi bir yazı alır. Yazıda elektrik direğine levha asmanın izne ve kiraya tabi olduğu belirtiliyor ve levhanın ya indirilmesi ya da belli bir ücretin ödenmesi isteniyordu. Yazıyı okuyan müdür Temel, kısa ve özlü yanıtını mektupla verir. – Biz levhamuzdan memnunuz. Siz direğunuzi oradan alın!

Seni Öyle Yaşatırım ki…

Devlet dairesinde memur olarak çalışan Temel bir gün kurum değiştirmek için müdürün karşısına çıkar, meramını anlatır: – Hapishanede gardiyan olmak isteyrım Temel, müdürünün de yardımlarıyla ceza evindeki işine başlamak üzere eski işyerina müdürü ile vedalaşmaya gelir. Müdürü Temel’e takılır: – oğlum işine bu kadar yardımcı olduk. Şimdi gidiyorsun, ne bir kuru teşekkür ediyorsun, ne de Allah razı olsun diyorsun. Bu ne biçim iştir? Temel saf saf yanıt verir: – Ey gidi müdürüm, senin bende emeğin çoktur. Teşekkür da bişey mi, sen bi içeri düş, bak ben seni nası kuru üzümle beslerim.

Tüm Bebek

Çocuğu olmayan biri Dr. Temel‘e başvurur. Temel, hastasını bir güzel muayene ettikten ve tahlil raporlarını gördükten sonra, müşterisinin dünyasını hepten karartmamak için önerisini söyler: -Bak hemşerum, mümkün değil senin uşağın olmaz. Ha böyle çok samimi arkadaşun yok midur? yanıt verir bey var, ama onun da uşağı olmayi…
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Hangisi olsun?

Temel iş hanında çay ocağını işletmektedir. Üst katlardaki iş yerlerinden biri seslendi – Temel efendi, dört çay yap!… Biri açık olsun… Çaycı Temel yanıt verir: -Abi hangisi açık olsun?

Hangisi?

Temel diş doktoru olmuştur. Günlerden bir gün arkadaşı Cemal, endişe içinde Temelin muayenehanesine gider. – Ula öliyrım, dişim çok kötü ağriyi… Temel, hangi dişinin ağrıdığını sorar ve Cemal, sağ alt çene dişlerini gösterip; – Habu sıradaki dişlerin biri ağrıyi… der ve kesin olarak hangi dişin ağrıdığını gösteremez. Dişçi Temel, “Dur sana yardımcı olayım” deyip eline kerpeteni alır ve gösterilen sıradaki dört dişi çekip Cemal’in önüne koyar: – Ha bak bakayım, habunlardan hangisi ağrıyi da de baa!…
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Abulama acıyrım

Temel’in eniştesi uzun zamandır prostat hastasıydı. Şikayetleri artınca, Temel eniştesini tanıdık bir doktora götürür. Doktor önce şikayeti dinler, ardından da sıkı bir muayene yapar ve teşhisini koyup ilaçlarını yazar. Çıkarken de hastasına: – Unutma, rahatlaman için sık sık boşaltman lazım, diye tavsiyede bulunur. Temel, eniştesi ile birlikte dalgın dalgın sokakta yürürken arkadaşı Cemal’e rastlar. Cemal sorar: – Ula nedir habu haln… Bişe mi oldi? Daha ne olacak, habu eniştemun prostatı azdı. – O da bişey mi, herkeste var, deyince Temel’in yanıt şöyle olur: – Ulu ben enişteme yanmayrım, abulamın çekeceği eziyete üziliyrım.

Ne deyi, bak bakalum…

Temel, turistik bir otelde resepsiyon memurudur. Görevde iken dahili telefon çalar, belli ki odalarda kalan turistlerden biri bir şeyler istemektedir. Telefonu açan Temel: Okey sör, yes sör… Vıy mösyö… derken yanıtının doğruluğunu da başını ‘evet’ anlamında sallıyordu. Uzun süren konuşma sonunda telefonu kapatan Temel yanındaki yabancı dil bilen arkadaşından rica etti: – Yahu, ya bak bakalum, 420’deki turist ne isteyi..
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Eczacılar düşünsün

Temel ile Fadime ocak başında sabahleyin sohbet ederken kapı zili acı acı çaldı. Fadime kapıyı açmaya giderken Temel arkasından seslendi: – Gelenler kimdur? Fadime de bunun üzerine gelenleri tek, tek sayar: – Uyy Teyzom gelmiştur, halam yaninda. Dayım, emicem, balduzim, uşakları, hepicuğu gelmişler, deyince Temel kendi kendine söylendi: – Eczaci düşunsin, anlaşılan bi kaç hafta doğum kontrol hapi kullanamiyacağum.

Ne olacak boşboğaz

emel’i durduran trafik polisi – On dakika önce kırmızı ışıkta geçtiniz beyefendi, deyince Temel sorar: Kim deyi benum kırmızı işukta geçtuğumi? Trafik polisi nazikçe: Beş kilometre ötede başkomiserimiz var, o telsizle bize bildirdi. Direksiyondaki Temel ne desin begenirsiniz? – Ula amma da boşboğaz başkomiserunız varmiş ha… Ağzinda pakla islanmayi…
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Anana veririm

Temel epey yaşlanmışti. Arkadaşı Cemal ise ona bu ne- denle sataşıyordu Ula Temel, ölürken haber ver da öbür dünyadaki bobama anama seninlan mektup yollayayım. Temel kurnazca gülümser: – Olur, olur da bobağin bulamazsam anağan verırım, der.

Geçen yil elmaydı

Trabzon’a bağlı ilçelerden birinin adliyesinde iki hakim tartışıyorlardı. Karakolun arkasındaki büyük ağaç kiraz mıdır, yoksa armut mudur? Bir karar veremeyince hakimlerden biri; Biz niye böyle tartışıyoruz. Çay ocağı işleticisi Temel’i çağırıp ona soralım. Sorarlar: Temel efendi, karakolun arkasındaki şu görünen ağaç ne ağacıdır? Temel, az önce çay servisi yaparken kulak ucuyla tanık olduğu tartışmada taraf olmamak ve hakimleri birbirine düşürmemek için en politik yanıtını verir: -Valla hakim beylerim, hau görünen ağaç geçen yıl elma ağacıydı.
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Şanssızluk!

Temel ihtiyarlamış, diz ağrılarına çare bulunur ümidi ile doktora gitmişti. İyi bir muayeneden sonra doktor: Amca, siz yaşlısınız, dizlerinizde damar sertliği var. Ama bunun tedavisi yoktur. Şayet perhiz yaparsanız biraz olsun rahatlarsınız, der. Temel, bir an düşünür ve sonra sorar: – Toktor bey, ya bak benum habu şansıma. Damar sertluğu bacağuma vuracağuna hau önemli yerime vuramaz mi idu?

Habu yaştan sonra mı?

Habu yastan sonra mı? Temel ile Fadime hayli zamandır birbirlerine aşıktılar. Fadime evlenmek istiyor, ama Temel bu konuda ihmalkar davranıyordu. Ama yine de yıllar böyle geçmişti. Bir gün Fadime evlenme konusunu Temel’e açtı: – Temelcuğum, artuk evlensak, sen ne dersin? Temel bu, kolay kolay tuzağa vurur mu, başını ‘hayır’ anlamına gelir şekilde salladıktan sonra şöyle yanıt verdi: – Doğri deysın Fadimecuğum ama, habu yaştan sonra bizi kim alır he?
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Biri geliyor, biri çekiliyor

Temel, oğlu Cemal’in küçük yaşta sayı saymasını geliştirmek için onu görevlendirmişti. – Oğlum, say bakalum, bir saat içinde deniz kıyısına kaç dalga gelecek. Baba Temel, bir saat sonra sonucu öğrenmek için Cemal’in yanına gidip sorar: – Uşağım saydun mi? Küçük Cemal oldukça sinirliydi: – Yahu boba, nesıni sayayim. Kıyiya bi dalga gelıyi, tam saymaya başlayrım, ikincısi gelırken, birincisi geri gideyi.

2 Hop, 1 Buyur

Temel çok acıkmıştı. Lokantaya gider, masaya oturur ama garson bir türlü yanına gelmez. Sonunda Temel seslenir: – Hey garson! . Hop! Garson yine gelmez. Garson efendi! – Hoop! Yine gelen yoktur. Son bir kez daha seslenir: – Oğlum garson! – Buyur. Fakat Garson yine gelmez. Temel, durumu şikayet etmek için kasaya bakan patronun yanına gider. Patron: Ne yediniz amca? – 2 Hop… 1 Buyur!
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Var mısın bahse?

Köy kahvehanesinde akşamcılar toplanmışlar, kimi kağıt oynuyor, kimi de pinekliyordu. Kağıt oynayanlardan Cemal saatine bakarak; – Vay anasını saat 12 ye geliy… Habu saattan sonra kari bizi eve almaz, dedi. Kahvehanenin diğer köşesinde oturmuş olan Temel, selesinde sattığı elmaları Cemala göstererek, Cemal kardaşım, al haburadan bir okka elma, o zaman yengem seni eve alır, diye öneride bulundu. Cemal gülerek; Bilsam ki kari beni eve alacak, haçan bi okka değil, on okka elma bilem alırım. Temel’in soruna bakışı daha başkadır: Var misın bahse? Sen iki okka elmayi al baa ver, gideyim sizin eve, bak bakayım yengem beni eve aly mi, almay mi?

Ara, ara ama…

Temel, alış – veriş için Rus pazarına gider. Gürcü bayan satmak için getirdiği tüm eşyalarını bir valizin içine doldurup teşhir ediyordu. Temel, valizin içinde işine yarayan bir şey var sa almak için habire karıştırıyor ama aradığını bulamıyordu. O sırada Gürci kadın da kendi diliyle sık sık yok’ anlamına gelen, Ara… Ara!… diyordu. Kadın ‘ara… ara…’ sözlerini arayıp bulma anlamında yorumlayan Temel sonunda dayanamayıp patladı: Ara… ara… deysın, ama bişe yok, ne arayayim de baa…
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Köpek + balık…

Temel’in İstanbul’dan gelen konukları muhteşem villasını gezerken bayanlardan biri sordu: – Kız Fadime, siz çıldırdınız mı? Fadime konuğunun şaşkınlığını anlamıştı. Açıkladı: – Kız ne yapalum… Habu kocam Temel var ya, tuttur ki köpek besleyelim deyin… Ben da paluk besleyelim dedum. Soninda üç aşağı beş yukarı köpekbaluğunda karar kılduk.

Toptan bi defada

Temel ilkokul müdürüdür . Okulların açık olduğu bir dönemde kendisinin görüşü alınmadan tüm öğretmenlerinin nakilleri yapılmış, okulda yapayalnız kalmıştı. Kafası bozulan Temel sonunda telefonla Milli Eğitim İl Müdürlüğü’nü arayıp sordu: Müdür beyim, haçan haburda yapayalnuz kaldım. Uşaklar okuma bekleyi, siz da bi dünya yazi yazup cevap isteysunuz, diye sitem etti. Karşı telefondaki müdürün sesi rahatlatıcıdır: – Vaziyeti idare et evladım Temel’in yanıtı ise şöyledir: – Olur müdür beyum, haçan bütun yazılara yıl sonunda toptan bi defada cevap veririm.
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Ölisi bile…

Temel’in eşi Fadime ve arkadaşları akşamdan toplanıp mısır koçanı ayıklıyorlardı. Herkes kendi kocasını överken Fadime de kocasını övdü: – Temel tıpkı paluk gibin yüzer, dedi. Tam o sırada koşarak gelen bir çocuk Temel’in takasının firtunada alabora olduğunu söyler. Fırtına bir yana, zifiri karanlık nedeniyle herhangi bir kurtarma çalışması yapılamaz. Aradan üç gün geçtikten sonra Temel’in cesedi karaya vurur. Arkadaşları Fadime ye hatırlatırlar: – Hani, Temel’un paluk gibin yüzerdi? Fadime sinirli sinirli yanit verir: Gözünuz kör midur, görmey misunuz? Kocamın ölisi bile yüzerek kıyıya geldi. Siz isa baa hala inanmaysunuz.

Sen bilmeysun!

Doğu Karadeniz deki yayla şenliklerine katılan Ankaralı bir yurttaş, oluşturulan geniş horon halkasının yarattığı neşeli ortamda kendini tutamaz, Temel’i koluna ilişip horona girer. Ankaralı horon oynamayı bilmediği için daha ilk hareketinde uyumu bozduğunu gören Temel sabredemez ve kolundaki konuğunu uyarır: – Ula hemşerum, sen bu horoni bozaysın, çık dışarı…
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Yalansa o zaman…

Temel çevresini saran gençlere cesaret aşılıyordu Siz istersenuz her işte başarili olursunuz. – Mesela, pen Ay’a çiktuğum zaman… Gençlerden biri kendini tutamayıp kıs kıs gülünce, -Ama haşimdik ayıp edeysunuz . İnanmaysanuz , çikun Ay’a bakun. Eğer kırkbeş numara ayakkabim izi yoksa, gelın habu yüzüme tükürun.

Bunu mu getiririm?

Temel , yaşlı ve çirkin karısı Fadime ile bir iş için İstanbul’a gider. Konaklama amacı ile bir otele girer ve oda ister. Resepsiyon memuru Temel’den evlenme cüzdanı isteyince, sinirlenen Temel; Ula baa baksana. Ben habu otele kari getırsam habuni mi getırırım? diye Fadimeyi gösterir.
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Yıln yemeği

Fadime’nin pişirdiği kuru fasulye ‘Dünya Yılın Yemeği Yarışmasında birinci seçilmişti. Jüri yemeği nasıl pişirdiğini sorduğundan Fadime tarif ediyordu: – ondan sonra biraz da limon kolonyasi katacaksun. Jüriden bir üye hayretle nedenini sorunca, Fadime’nin yanıtı şöyle olur: – Kocam Temel, günde üç oyin kurifasülye yer. Haçan kolonya katmazsan yanında nasil yatarum, deyin baa?…

Arabanız mı var?

Turistik otele gelen müşteri kapıda görev yapan Temel’e sordu Garajınız açık mı? Hazır cevap Temel’in yanıtı şöyledir: Uyyy… Yoksa sizun arabanuz mi var?
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Köpeğe ihtiyaç yok

Evi ormanın hemen kenarında bulunan Fadime’ye İstanbul’dan gelen konuğu Nazime tavsiyede bulunuyordu: Fadimecuğum, benden saa akıl olmasun ama, bir köpeğunuz olsa iyi olur. Haburada yabani hayvanlardan korkmay misunuz? Hiç olmazsa bi tüfek bulundurun evde. Fadime oldukça rahat bir havada yanıt verdi arkadaşına: – Ey gidi Nazime, korktuğun gibi değil. Bizum Temel oyle bi horlay ki, ormandaki heyvanlarun hepisi kaçacak deluk arayi…

Vururim oni…

Temel, garsonluk için açılan sınava girmişti. Sınav komisyonu üyeleri Temel’in sinirlilik durumunu ölçmek için sorarlar: – Bak, Temel sen garson olacaksın. Masadakiler fazla içip sana ters davranırlarsa ne yaparsın? Temel hiç düşünmeden ve en emin şekilde yanıt verir: – Ne yapacağum, usuli dairesinde aşağı alırım.
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Zelzele ye karyolalar

Sarp sınır kapısının açıldığı dönemde Doğu Karadeniz’de turistik oteller Nataşalarla dolup taşıyordu. Bir sabah Temel ile arkadaşı Cemal turistik bir otelin önünden geçerken kapı önüne atılmış hasarlı karyolaları görürler: – Cemal Uyyy… Habu karyolalara ne oldi haboyle? diye sordu Temel dudak alundan kis kis güldükten sonra: -Ya bak habu kafaya… Dün gece zelzele oldi, senun haberun yok mi? Bú yanıt karşısında Cemal daha da şaşır. Ama bizum ev hiç sarsılmadi. İşte tam sırasıdır. Temel bu kez taşı gediğine koyar: – Ula kafasuz Cemal, zelzele otelde oldi, otelde…

Niye Dursunali?

Temel’i babası azarlıyordu Ula sen aptal misun? Beş uşağın adi da aynı olur mi? Başka ad mi yokti? Temel kendini savunur: – Ama boba, sen her zaman Dursun emicam ila Ali dayimun yarum akilli olduğını söylemez miydun? Uşaklarım tam akilli olmasi içun meçburen hepsine Dursunali adını verdum.
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Yeni Bitiyor

Rize deki ilkokulların birinde öğretmen resim dersinde çay bitkisinin resmini yapmalarını öğrencilerinden istemişti Dersin sonlarına doğru tüm sıraları gezip öğrencilerinin resimlerini gören öğretmen küçük Temel’in yanına gelince hayretini gizleyemeyip sorar: – Oğlum Temel, hani senin resmin? öğretmenum aha, görmey misın? Temer, (A4) kağıdı ebatındaki resim kağıdının ortasına sadece bir nokta koymuş, onu gösteriyordu. -Oğlum bunun neresi çay?, – Öğretmenim görmey misın, o daha ufacuk, büyüycek.

Sus!.. Sus!..

Temel, Devlet Hastanesinde check up yaptırmıştı. Dışarıda sonucu merakla bekleyen arkadaşı Cemal, Temel’e sordu: – Ne oldi?, ne oldi? Temel sus işareti yaparak Cemal’in kulagina eğilip fısıldadı: -Gizlu şeker… -Neee? – -Gizlu şeker… -ula anladum.. Anladum ama, niye kulağuma fısıldaysun oni, oni anlamadım. Temel sonunda patlar: -Ula amma kalın kafalisun, gizlu şeker deyruk da… Giz-lu şe-ker.
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

13 Ay…

Öğretmen Hayat Bilgisi dersinde Yeni yıl’ ünitesini işlerken bir yılda kaç ay, kaç gün ve kaç hafta bulunduğunu da öğretmişti. Öğretmen öğrenim seviyelerini saptamak için sınıfta ki öğrencilere teker teker soruyordu. Sıra Temel’e gelince ona da sordu: – Temel yavrucuğum, söyle bakayım, bir yılda kaç ay vardır? Temel hiç düşünmeden yanıtlar: – 13 öğretmenim… Ama oğlum, ben geçen derste 12 ay var demedim mi? Demesine dedin öğretmenim ama, evde babam da sordi, ben 12 dedım. -Doğru demişsin. – Hayır öğretmenım, doğri demedım, bobam enseme şamari indirup, remezan’ı unutıysın deyip, yılın 13 ay olduğuni söyledi.

Ayri ayri uğraşmaktansa…

Bir Ramazan günü İstanbul’daki Yeni cami etrafında dolaşan Temel; bir sürü dilenciden sakat birinin: – Büyük Allah’ım dizlerime derman ver yürüyeyim, gözlerime nur ver göreyim, kulağımı aç işiteyim, diye durmadan dua ettiğini duyunca dayanamaz: – Ya bak habu ahmak kafaya… Allah’un başka işi yok da senin her bir yerin lan ayri ayri mi uğraşacak. Yapar yenisıni da olur biter, dedi.
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Ezberlemiyecekmiş…

Az önce bayiden gazete alan Temel, biraz sonra aynı gazeteden dört tane daha almak isteyince tezgahtar merakla sordu: -Az önce aynı gazeteden bir tane almıştın. Şimdi bu dört gazeteyi ne yapacaksın? Temel: – Ezberleyeceğumi mi sandun, anlamay misın da?!

Gene peynir ve yağ yiyesi geldi

Fi tarihinde Karadeniz de ulaşım deniz yoluyla yapılıyordu. Güzel bir havada motorlarına tereyağı ve peynir yükleyerek denize açılmışlardı. Yarı yolda deniz birdenbire patlamış, kuduran dalgalar motoru bir fındık kabuğu gibi oradan oraya sürüklüyordu. Yağ fiçıları, peynir tenekeleri hep denize dökülmüştü. Zor şer Zonguldak limanına girip karaya çıktıklarında Topal İlyas bir daha denize açılmamak için “üçten dokuza şart” etmişti. Bir kaç gün sonra deniz sakinleşmiş, adeta bir çarşaf gibi olmuştu . Arkadaşı Temel , Topal İlyas’ı kandırıp tekrar yola çıkmak istiyordu. Temel, ısrarla: Ula bak… Denuz tümdüz duruyi, hayde gidelm daa, diye sıkıştırıyordu. Topal İlyas ise kararlıydı: -Ula inanma. Denuzun gene peynir ve yağ yiyesi var da onin içun tümdüz duruyi… Anlamay misu- nuz….
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Ey gidi eski günler…

Evliliklerinin üzerinden 40 yıl aşkın bir zaman geçmişti. Bir sabah Fadime, kocası Temel’e: -Ula hiç uyutmadın beni gece… Sabaha kadar horladın durdun, diye sitem etti. Nüktedan olduğu kadar hazır cevaplığı ile de ün yapan Temel, eşinin bu sitemi karşısında kıs, kıs güldükten sonra şöyle yanıt verdi: – Ey giyi ey… Habu benım horlamaların eskiden saa hep muzik gibi gelırdı… Eskiduk değil mi?

Gözüme bakarsan…

Temel Kozlu da çalışıyordu. Memleketten yeni gelmiş olan hemşehrisi Zonguldak’a nasıl gidileceğini ona sordu. Temel, Zonguldak’a gidiş yolunu tarif ederken hemşehrisi bön bön gözünün içine bakar durur. Temel tarifini bitirince, hemşehrisi Ula olayım canuğan, anlamadum, de baa bi daha… diye yakarır. Sabri tükenen Temel patlayıverir: – Kafasuz adam, gözume bakarsan saplanursun ha şu dağa, elimun ucuna bakarsan gidersın Zongul- dak’a… Anladın mi?
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Senin niyetin bozuk!

Temel tüccardır. Herkes onu dürüstlüğü, çalışkanlığı, iyilikseverliği ile tanır. Kardeşi Cemal de öyledir.İki kardeş birlikte ticaret yaptıkları dönemde evin ihtiyaçlarını ilçe pazarından daha ucuza sağlıyorlardı. Ağabey Temel, kardeşi Cemale ilçede pazarın kurulduğu günlerden birinde; Cemal, bir hafta pazardan alış verişi sen yap. Pazarcı kadınlarla iyi pazarlık yap, aldatmasınlar SENİ, diye tembihledi. Tembihledi ama Cemal’in yanıtı hiç de beklenilen şekilde olmaz: -Ben karilarlan pazarluk edemeyrım, utanıyrım. Şakacı, nüktedan Temel burada da altta kalmaz, Cemal’in ağzının payını verir: Senin niyetin bozuk, elbette pazarluk edemezsın!

Habu boyumlan…

Kasabanın kahvesine iri yarı, elinde bir de kamçı olan birisi girerek oturanlara sorar: – İçinuz da Temel hanginuzdur? Bir dakika önce gürültüden kaynayan kahvede nefesler tu tulmuş, çıt çıkmamaktadır. Öte başta oturanlardan ufak tefek biri ayağa kalkarak; – Penum, ne olacak? dedi. Bunun üzerine soran adam; “Penum” diyeni bir güzel, evire – çevire patakladıktan sonra hiçbir şey söylemeden çekip gitti. Kahvedekiler; – Yahu, sen Temel değil, Ahmet’sın. Niçun hau heriften dayak yedun? diye sorunca dayak yiyen Hasan; – Habu boyumlan kandırdum oni; anlayın da… dedi.
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Oy gözuni sevduğumun ati…

Temel, bir gün İstanbul’da hipodroma gider. At yarışı yapıldığını görünce, nasıl oynandığını öğrenir ve müşterek bahise girer. Yarış başlar. Temel’in üzerine oynadığı at en sondadır ama O yine neşelidir. Kaybetmiş olmanın yürek ezikliğiyle şöyle der: – O gözuni sevduğumun atına bak. At deduğun ha boyle olur, bakın bütün atlari nasil katarlayi (kovalıyor).

İnceluğa bak

Temel, İstanbul’a yeni gelmişti. Gittiği her yerde yerel şive ile konuştuğundan garipseniyor, kimileri de dudak ucuyla gülüp küçümsüyorlardı. Buna fena halde içerleyen Temel sonunda dayanamayıp parladı: – Ula baa bakın bakayım… Siz dersuğuz fındık, biz deruk finduk, siz dersuğuz avukat, biz deruk abukat, siz dersuğuz amca, bir derik emice… Habunun hangisu kaba? Bizdeki inceluğa bak, inceluğa…
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Tabanca kime yakışır?

Fi tarihinde Tonya’nın Karşular Mahallesi’nde düğün yapılıyordu. Gelenek gereği erkekler tabancalarını çekip havaya ateş ediyor ve bir yerde tabancalarının üstünlüğünü göstermeye çalışıyorlardı. O sırada komşu ilçelerden birinden gelip düğüne katılan Şakir adındaki konuk, tabancasını çekip bir şarjör mermiyi birbiri ardına havaya saydırınca Temel, yanındaki Cemal’i dürttü; – Habu adam da kimdur, ilk defa göriyrim? Cemal, ateş edenin komşu ilçeden Şakir olduğunu söyleyince Temel; – Yazuk tabancaya, yazuk!… diyerek görüşünü belirtir.

Geldim da gitmeyrim

Temel 10 günlüğüne İstanbul’a gidecekti. Daha ucuz olur düşüncesiyle denizyolunu tercih edip Kadeş vapuru için gidiş -, dönüş bileti alır. İstanbul’a 10 gün için gelen ve aradan 1 ay geçtikten sonra Temel’e rastlayan arkadaşı Cemal sorar: – Ula Temel, hani 10 günlüğüne geldıydın, gidiş – dönüş bileti aldıydın? Temel, dudak ucuyla güldükten sonra yanıtını verir; – Sorma Cemal, Tenuz Yollarina kazuk attum. Cemal, şaşkın şekilde sorar: – Nasi ettun o işi he? – Piletumi gidiş – geliş aldıydım ya; geldım ama gitmeyrım, Tenuz Yolları peklesun dursun beni…
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Sen gıdıklanmaz mıydın?

Karadeniz kadını inek beslemeyi sever. Fadime, ilk kez doğum yapan ‘Sarıkız’ adlı ineğini sağıp sütünü almak istediği her girişiminde inekten yediği tekmeler sonucu maşrabası bir yana, kendisi öte yana düşmektedir. Yaşadığı kötü durum kocası Temel’e anlatan Fadime çözüm sorar: – Ula habu sığır baa süt vermeyi… Tekmeleyi… Ne yapayım? Temel her zaman ki nüktedanlığı ile akıl verir: – Ece Fadime, ben habu bizum sığıra hak verıyrım. Evlendığımızun ilk günlerinde ben senin memene tutardım da sen beni tokatlamaz mıydın?

Çakallar mi yesun oni?

Katil suçundan yargılanıyordu. Hakim: – Arkadaşını vurduktan sonra karayemiş dalına asmışsın, neden yaptın bunu? Anlat bakalım deyince Temel: – Üyy hakim bey, asmayaydım da çakallar mi yiyeydi oni?.. der.
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Unutkanlık

Temel, eskiyen şapkasını yenilemek için köyünden yürüyerek yola çıkar. Evinin bir kilometre kadar aşağısındaki oto yoluna indiğinde evde birşey unutmuş olacak ki, oğlu Cemal’e varsesiyle çağırmaya başlar: – Ulaaa Cemaaaal! – Ulaaa Cemaaaal! Cemal yanıt verir: – Ne vat bubaaaa! – Ula habu kafamun ölçisini yastuğun altunda unuttum. Çabuk getir oni baa!

Vermedunuz ki isteysınuz

Temel, sürücü ehliyetlerinin Emniyet Müdürlüklerince verildiği dönemde ehliyetten önce araba almıştı. Bu nedenle de ehliyetsiz araba kullanıyordu. Bir gün trafik kontrolünde yakalanır ve polis evrakını ister: – Lütfen ehliyetinizi veriniz? Temel, cezayı yiyecektir bunu bilir ama, derdini de söylemeden edemez: – Eee ha bu olmadi memut bey. Baa ne zaman ehliyet verdunuz da isteysunuz?
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Hesap tuzlu olunca…

Temel, ilk kez geldiği İstanbul’da lokantaya gider. Yeriçer, hesabı ister. Gelen pusulada ‘garsoniye’ rakamını görünce garsonu çağırır: – Uşağum habu nedur? Çorba içtum, köfte yedum, salata da… Hepisi doğr… Habu garsoniye da nedur? Pen yemeğu yalınız yedim, siz gatsoni da ortak ettunuz. O halde bölun hesabi ikiye bakayım.

Kızdi baa herhalde…

Temel, Trabzon’da sinemaya gider. Gişeden bilet alır. Gösterim kapısından tam içeri girerken kontrol görevi yapan kişi bileti elinden alıp yırtar. Temel buna akıl erdiremez. Gişeye döner, yeniden bir bilet alır. Kapıdan girerken biletini tekrar yırtarlar. Tekrar gişeye döner, üçüncü kez bilet alırken gişedeki görevli durumu fark eder ve sorar: – Sen demin bilet almadın mı? Yoksa karaborsa mı yapıyorsun? Ne yaptın demin ki bileti? Temel, derdini anlatır. Yahu ben bilet alıytım, kapıdaki adam bağa kızmiş herhalde, bileti elimden alıp yıttayi oni… Baa bi bilet daha ver, belkim bu sefer yırtmaz!…
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Başıma dert olursun

Temel, İstanbul Mahmutpaşa’da işportacılık yaparken aynı meslekten İdris ile kapışır. Yumruklar, tokatlar birbirini izlerken, sıkışan İdris belinde – ki tabancaya asılır. Temel ise Sürmene yapısı bıçağını çekerken, İdris’e seslenir: – Yoo dur bakalım… Tabancan alışmazsa başıma dert olursun, sen de biçak al da gel…

Radyo da dinlensin

Kurtuluş günü nedeniyle TRT Trabzon Bölge Radyosu kemençe, davul, zurna havaları çalıyordu. Meydan Parkı bu ne- denle uklım tklımdı. Saatlerce süren bu yayınla herkes adeta mest olmuştu. İki dakika önceye kadar radyoyu pür dikkat dinleyen Temel, batı müziğinin başlamasıyla adeta irkilerek kendine geldi. Sonra parka hizmet eden garsonlardan birine seslendi:- Ula uşağum, azacuk yanıma gelsana… Garson, müşterinin birşey ısmarlayacağını sanarak Tem- el’e sordu: – Buyrun efendim, birşey mi emtettiniz? Temel, epey yorgunluk ifadesiyle şöyle dedi: Uşağum habu sizun radyonun ayari iyi giderken birden bozuldi. Herhalde kafasi şişdi. Kapatta biraz dinlensun…
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Niye yok midur?

Temel, gazetecilikte daha adaylık dönemini yaşamakta ve Trabzon’dan İstanbul’daki haber merkezine telefonla haber yazdırmaktadır. Ancak, telefon hatlarındaki arıza nedeniyle söyledikleri karşı taraftan anlaşılamamaktadır. Haber merkezindeki şef anlayamadığı ‘Trabzonspor’ sözcüğünün kodlanarak söylenmesini ister. Temel, başlar:Trabzon’un (T) si… – Tamam. – Trabzon’un (R)’si… – Trabzon’un (A) st… Trabzon’un (B)’ si… deyince şimdiye değin susan karşı taraftaki şef; – Oğlum Temel, sen ne diyorsun. Ne biçim kodla- ma bu böyle? diye çıkışınca Temel kendinden emin şu yanıtı verir: – Ne deysun şefim, Trabzon’da babu harfler yok midir? ©

Hoppala!…

Temel, tanıklık yapmak için mahkemeye çıkar. Hakim, hüvviyet tesbiti için belli sorular sormaya başlar. Doğum tari. hi, doğum yeri, baba adi, ana adı gibi… Anasının adının sorulması Temel’in tuhafına gider; o da ha- kime sorar:Benum anamun adıni mi soraysın hakim bey? Hakim biraz bozulur ve Yok, benimkini… der. Bunun üzerine Temel, rahatlar. Haçan hakim bey, ben senun anağun aduni nere- den bileceğum.
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Aldatamadım

Temel de diğer komşuları gibi geçimini denizden sağlar. Takasi ile çıktığı balık avından her seferinde bol avla dönerken, nedense son seferinde hiçbir şey yakalayamaz. Akşam eve döndüğünde eşi Fadime sorar: – Ula Cemal, hani paluklar? Temel, balık avlayamadığı için üzgündür ama, karam- sarlığının eşini de etkilemesini istemez, işi şakaya vurur: – Ne yapayım Fadime… Habu pen bugüne kadar baluklari aldattum; şimdi ise onlar peni… Vurmadiler oltama…

Nasi anlarum?

Temel, yeni aldığı şemsiyeyi terziye götürür, bir delik açmasını ister. İster ama, terzi bunun anlamsız olduğunu, ya- parsa şemsiyeye yazık olacağını söyler ve ilavç eder: – Beni dinlersen, şemsiyeye delik açmayalım. Temel, kararlıdır ve itiraz eder: – Ula, ne anlamaz adamsun, yağmurun dinduğuni sonra nasil anlayacağum?
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Sığırlardan da becit misin?

Karadeniz kadınının inek beslediğini ve ineğini çok sev: diğini herkes bilir. Temel’in eşi Fadime de inek hastasıdır. Bir akşam üzeri ahıra inip ineklerine yal verdiği sırada eve gelen Temel, mutfaktan seslenir:Kuuz Fadimcce!… Çabuk sofrayi kur! Çok ac oldum. Fadime ahırdan doğru yanıt verir: – Götmey misın haburda işim var. Sığırlara yal veriyrım. Sen sığırlardan becit misun, otur da bekle!.

O zaman binmezduk

İstanbul’da Beşiktaş – Eminönü otobüsüne binen Temel ayakta kalmıştı. Üstelik otobüs yağmur nedeniyle tıklım tıklım doluydu. Yol boyu her durakta inenden çok binen vardı. Bi- letçi de bir yandan:İlerleyelim arkadaşlar… İlerleyelim!… diye ikaz ya- parak gelen yolculara yer sağlıyordu. Her durakta aynı şekilde ikaz yapan biletçiye kızan Temel, sonunda dayana- mayıp sesini yükseltti: Has deysın, eyi deysın, ilerleyelum, yürüyelim deysun ama, haçan yütüyeceğduk o zaman otobosü binmezduk.
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Büyük – küçük farkı

Temel, iyi bir yönetici, kültürlü bir ilkokul müdürüdür. Günlerden bir gün, birinci sınıfların eğitim çalışmalarını izlemek için sınıfa girer. Öğretmen karatahtaya, (yeni yıl gel- di) fiş cümlesini asmıştır. Ancak, cümle başı olan (Y) harfi büyük, yani kapital olarak değil (y) şeklinde küçük harf olarak yazılıdır. Müdür Temel, öğretmene sessizce: – Hocam, o (y) harfi büyük yazılmayacak mıydı? Öğretmen fiş cümlesindeki (yeni yıl geldi) yazısının tüm sınıfın uzaktan rahatça okunması için büyük şekilde yazmıştı. Bu görüşle Müdür Temel’e: – Müdür beyim, görmüyor musunuz büyük büyük yazdım. – Yoook… O (y) harfi o haliyle büyük değildir. – Canım, daha ne kadar büyük yazacaktım Müdür Bey! – Kardeşim, bu (y) harfinin bu haliyle lm. 2m. hatta tavandan döşemeye değin uzatsan yine de küçüktür, anla artık.

Çürük kafa

Köy merasının taksimi işinde çıkan kavgada Temel, arka- daşı Cemal’in kafasını yarmış iş mahkemeye intikal Gtmişti. Mahkemede C. Savcısı iddianameyi okuduktan sonra sıra Temel’in savunmasına gelince masumane şöyle dedi: – Uyy Hakim bey, ben ne bileyim habunun ka- fasının habu kadar çürük olduğun… Bi vurdum kafasi içine geçti…
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Bedava haber yok

Temel nüktedanlığı ile sevilen – sayılan ve aranılan bir kişiliğe sahiptir. Uzun süre ortaklıkta görünmeyen Temel’e çarşı ortasında rastlayan arkadaşı Cemal nükte ile karışık sataşır: – Ula Temel, seni öldi dedilerdi, nereden çıktın geldin böyle? Her zamanki hazırcevaplılığı ile tanınan Temel gülümsedikten sonra şöyle dedi: -Açıkgöz… Bobandan haber soraysan, ver kahve paralarını da konuşalım. Öyle bedavadan haber yok.©

Hani reçeten?

Temel’in çalıştığı eczane o gece nöbetçiydi. Her zamanki gibi müşteriler tek tük geliyordu. Gecenin ilerleyen saatinde eczanenin kapısı tekme gürültüsü ile açıldı ve içeriye elinde tabanca olan maskeli bir soyguncu girerek, Temel’e seslenir: – Kasadaki paraları çabuk boşalt!… Temel, işin ciddiyetini kavramıştır ama yine de söylemeden edemez: – Ula deli misun, nesun? Hani reçeten?
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Amorti niye yok?

Temel, Spor – Toto oynamıştı. 13 artı 1 tutturup köşe ol- mak istiyordu. Bir hafta boyu çeşitli hayaller kurdu bu nedenle Hafta sonunda tüm maçlar oynanmış sonuçlar ilan edilmişti. Temel, yine hüsrana uğramış, ancak son iki maçı tutturabilmişti. Yeniden Spor – Toto oynamak için gittiği bayiye sordu: – Haboyle iş olur mi hiç? Son iki maçı bildum, amor- tisi bilem yok…

Nuh tufanında taka…

Temel, her konuşmasında kendi sülalesinin çok eskilere dayandığını iddia ediyordu. Yine böyle bir konuşmasında ipin ucunu o kadar kaçır dı ki; Bizum sülale Yusuf Peygambere kadar gideyi, der. Arkadaşları Temel’in bu denli atmasına içerlerler ama gugırın sürmesi için havayı bozmazlar, Dinleyenlerden Cemal atılır: – Ula çok ataysın… Nerdeyse sülaleğun Nuh Pey- gamber’in gemisune binduğuni söyleyecesun… Bu sözlere alınan Temel, söz altında kalmaz, yanıtını şöyle verir; O kadar da değil, bizumkilerun o zamanlar kendi takalari var imiş…
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Zam geldi de…

Temel çok kötü şekilde üşütmüş, o nedenle de hasta- lanmıştı. Arkadaşları arabaya atıp doktora götürdüler. Doktor, Temel’i bir güzel muayene ettikten sonra onu getiren arkadaşlarına “Bi dakika…” deyip onları muayene odasının dışına çağırdı. Belli ki, Temel duyup morali bozulmasın diye hastalığın ciddiyeti konusunda arkadaşlarına birşeyler söylecekti. Bir – iki dakika sonra doktor odaya girip reçete yazmaya başlayınca Temel de elbiselerini giymiş, ayakkabılarının bağını bağlarken sordu: – Toktor bey, aca kaç metreluk kefen yazaysın? Ke- fcnc zam geldi da…

Patlama… Biletçi bilir.

İlk defa İstanbul’a gelen Temel ile Cemal tramvaya biner- ler. Biletçi her durakta durak adlarını söyledikçe yolcular da iner. Biletçi bağırdıkça inenleri gören ve henüz İstanbul’u bil- mediği için heyecanlanan Cemal arkadaşı Temel’e; Ula, biz nerede ineceğuk? diye sorar. Temel, arkadaşını küçümseyerek yanıtlar: – Patladun mi? Helbette bezum da ismimuzi soyleyecak, piletçi nerede ineceğumuzi bilur.,
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Ördeğin beline geliyor

1990 yılı Haziran’ında Karadeniz’de büyük sel felaketi yaşanmıştı. Bu.nedenle dereler / çaylar taşmış, çevresine büyük zarar vermiş, çoğu köprüler sele kapılmıştı. Temel ile Cemal selden sonra köye döneceklerdi ama sel, köyün köprüsünü alıp götürmüştü. Dere kenarına gelen Te- mel ile Cemal çaresiz ne yapacaklarını düşünürken, Cemal birden atıldı: – Uyy!… Temel ya bak ha şu ördeğa… Yüzup karşiye geçti. Onun kadar olamayruk. Temele yanıt vermeye fırsat vermeyen Cemal, kendini sel sularını attı. Tabii ki Cemal sel sularını kapılıp giderken ‘İmdaaat!’ diye bağırması boşunaydı. Biraz sonra Temel’in ahlanıp / vahlanıp ağladığını görenler nedenini sordular. Tem- el, Cemal’in sel sularına kapıldığını üzüntü ile anlattıktan sonra; – Ben da bişey anlamadım. Demincek karşiya bir ördek geçti. Su ancak beline kadar gelıyidi. Cemal suya daldi, kayboldi – gitti.

Ahmak mi sandun beni?

Fi tarihinde Temel, radyo satan bir dükkanın önünden geçerken kulağına kemençe sesi gelir. Derhal dükkandan içeri girer ve sesin radyodan geldiğini öğrenir. Radyonun £i- yatını Sorar ve satın alır. Radyocu radyonun nasıl çalıştığını bir güzel anlatır ve Temel’i uğurlar. Temel, akşam köydeki evine gider, radyosunu kurar ve istasyonu çevirir. Fakat radyodan kemençe sesi yerine alafranga müzik sesi gelir. Buna fena bozulan Temel, ertesi gün soluğu radyocuda alır ve hışımla sorar: – Ya bak baa bakayım, sen beni ahmak mi sandun? Habu radyo kemençe çalınayi!…

Kaynak: https://masaloku.com.tkomik-fikralar
submitted by masalokucomtr to u/masalokucomtr [link] [comments]


2019.04.17 18:45 izmirtabelareklam Çin Takvimi Rus Takvimi

Bebek Cinsiyeti Nasıl Öğrenilir

Hamilelik sürecinden başlayarak, bebeğinizi büyütürken her zaman yanınızda olmasını isteyeceğiniz uzman bir danışman olarak bebektakvimi.net her anınızda, sadece bir tık uzağınızda. Hamileliğinizin ilk günlerinden itibaren aklınızda ki tüm sorulara, adeta kendini bir mum gibi yakarak ışık tutan bu mecra tüm anne ve anne adayları tarafından kalp simgeleriyle simgelenmektedir.
Sitemizde, Rus takvimi, Çin takvimi ve diğer geleneksel yöntemler ile hamileliğinizin ilk günlerinde sizlere bebeğinizin cinsiyetini öğrenebilmeniz için eğlenceli hesaplama araçları sunmaktadır. Bu hesaplama araçları sadece ebeveynlerin doğum tarihi ve özel durum tarihleri girilerek kullanılmaktadır. Bu bakımdan hamileliğin başladığı ilk süreçten itibaren eğlendiren ve bir o kadar da düşündüren içerikleri sayesinde anne adayları tarafından dikkatleri üzerine çekmeyi başarıyor.
Kadın, çocuk ve bebek üzerine sağlık yazılarının kaleme alındığı, kaliteli bir yazar kadrosuna sahip ve sıkıntılı süreçleriniz'de yayınladığı güvenilir içerikleriyle sizlere hizmet veren bu platform anne, bebek ve çocukların yaşadığı tüm problemleri başarıyla iyileştirmekte son derece yeteneklidir.
Sağlıklı bir vücut ve güzel bir yaşam için gerekli olan diyet programlarını da yayın akışına dahil ederek, kullanıcılarına mutlu bir yaşamın kapısını aralıyor.
Gerek hamilelik süreci, gerekse yeni doğan bebek dönemleri içerisinde yaşayacağınız tüm problemleri ön görerek içerik miktarını gün geçtikte arttırmayı da ihmal etmiyor. Yayın politikası gereği sürekli güncel, yenilikçi ve gelişime açık şeffaf bir hizmet sunmayı hedefine alarak bu yolda ilerlemeye devam etmektedir.

Bebek Takvimi’nde Rus Takvimi ve Çin Takvimi

Sitemizde özellikle yüksek oranda doğru sonuçlar veren Çin takvimi ve Rus takvimi gibi cinsiyet tahmin - hesaplama araçları ile anneler arasında oldukça popüler bir durumdadır. Gebeliğin henüz ilk zamanları içinde bulunan anneler ultrasona giremediklerinden dolayı bebeğin cinsiyetini öğrenmek için farklı yöntemlere başvuruyor. Bu yöntemlerin başında da Rus takvimi ve Çin takvimi uygulamaları geliyor. Bu hesaplama araçları bilimsel bir kanıta dayanmasa da, yüksek oranda doğru sonuçlar vermesinden ötürü yaygın olarak kullanılmaktadır.
Anneleri ve özellikle anne adayı eşlerini ve çocuklarını seven tüm ebeveynleri kendimizi yakarak aydınlatmaya çalıştığımız bu platformda görmekten mutluluk duyarız. Güveninizi boşa çıkarmamak ve sizi her zaman memnun edebilmek adına da kendimizi sürekli olarak geliştireceğimizin sözünü buradan sizlere vermeyi borç bilir ve söz veririz.
submitted by izmirtabelareklam to izmirtabela [link] [comments]


2019.01.14 23:30 avcilaresc Avcılar Rus escort Jamaika-2

Söz konusu mutluluk ise ben avcılar rus escort bunu başarmaktayım. Bana geri adım atmaktan vazgeçmemelisiniz hiç bir zaman. Hedefimiz orgazm olmalıdır. Benden aldığınız zevkler sizlerin ayaklarını titretecektir. Sizlerin etkisi hala getireceğim. Seksi vücudum ile mest ediyorum yani. Siz hiç merak etmeyin.
Benden daha iyisini hiç bir yerde bulamazsınız. Bunun garantisinini de vereceğim sizler buna inanın ki. Çok sekssi ve çok alımlıyımdır. Beni istiyorsanız hemen beni aramalısınız mutlaka. Sizleri hiç bırakmayacağım. Esmer tenim ile çok zevk veriyorum. Benimle olan erkekler çok özel anlar yaşatmaktayım. Benimle olan erkekler çok özel anlar yaşamaktadır. Benimle anılarınızdan hiç bir şekilde vazgeçmeyin.
Asla kendinizi boş yere üzmemelisiniz. Benimle her yerde güzel yaşayacaksınız. Benimle hiç bir seks anılarınızı unutmayacaksınız canlarım bunu bilin. Asla da sorun yaşamayacaksınız yaşadığınız anılardan. Beni umursamamamazlık yapmayın lütfen çok rica edeceğim. Asla da benden doyamayacaksınız.
Ben de sizleri umursamaz davranmayacağım. Ben çok mükemmel bir escort bayanımdır. Bu mükemmelliğimi asla sizlerden alı koymayacağım.
Mutlaka benden asla daha seksi bir kadın bulamazsınız. Benim güzel hallerim sizleri heyecanlandırmakla kalmayıp sizleri ayrıca çok mutlu edecektir. İç çamaşırlarım bile sizleri heyecana sokacaktır.
submitted by avcilaresc to u/avcilaresc [link] [comments]


2013.07.24 12:43 kamberu [Yazı] "Düzen Üzerine" - Pyotr Kropotkin

Pek çok insanı fazlasıyla korkutan bu "anarşi" sözcüğünü yakamızda taşıdığımız için çoğu kez sitem ediliyor. "Düşünceleriniz harika" deniliyor, "ancak kabul etmelisiniz ki topluluğunuzun adı talihsiz bir seçim. Ortak dilde anarşi, düzensizlik ve kaos ile eş anlamlıdır; bu sözcük akla çatışan çıkarlar, uyumun oluşmasına yol açamayan, didişen bireyler fikrini getiriyor."
Eyleme yönelmiş bir topluluğun, yeni bir eğilimi temsil eden bir topluluğun kendisi için bir ad seçme fırsatına nadiren sahip olduğunu belirterek işe koyulalım. Brabant'lı "Dilenciler" (Beggars), daha sonra popüler olan adlarını kendileri oluşturmadılar. Fakat bir takma ad olarak başlayan 'Beggars' topluluk tarafından ele alındı, çoğunlukla kabul gördü ve hemen topluluğun onurlu ünvanı oldu. Ayrıca bu sözcüğün tüm bir fikri özetlediği görülecektir.
Ve 1793'ün 'Donsuzlar'ına (Sans-culottes) ne demeli? Bu adı uyduran halk devriminin düşmanlarıydı, fakat bu ad da tüm bir fikri-tantanalı konuşmaları ve burjuva tarihçilerince onlara gösterilen hürmete rağmen yoksullukları, özgürlükçü ve eşitlikçi ruhları ve devrimci coşkuları nedeniyle halkı küçümseyen, halkın gerçek düşmanları olan iyi giyimli ve süslü kralcılara, sözde vatanseverlere ve Jacobinlere karşıt olarak çullar giyen, yoksunluktan yorgun düşmüş, halkın isyanı fikrini özetliyordu.
Tuhaf -neredeyse dinsel- bir mezhebe değil, gerçek bir devrimci güce gönderme yaptığı anlaşılana dek, gazetecileri fazlasıyla şaşırtan ve sözcüklerle, iyi ve kötü çok fazla oynanmasına izin veren Nihilistler'in adında da durum aynıydı.
Turgenyev'in 'Babalar ve Oğullar' romanında yaratılan Nihilist sözcüğü, "Oğullar"ının itaatsizliğinin öcünü almak için takma ad kullanan "babalar" tarafından benimsendi. Ancak oğullar bu adı kabullendiler ve daha sonra yanlış anlaşılmaya yol açtığını anlayıp defetmeye çalıştıklarında da çok geçti. Basın ve halk Rus devrimcilerini başka bir adla tanımlamayacaktı. Ne olursa olsun ad kötü seçilmemişti, çünkü yine bir fikri özetliyordu; bir sınıfın başka bir sınıf tarafından ezilmesine dayalı varolan uygarlığın tüm etkinliğinin yadsınmasını -varolan ekonomik sistemin yadsınması; yönetim ve iktidarın, burjuva ahlakının, sömürenler yararına sanatın, grotesk ya da tiksindirici biçimde iki yüzlü olan alışkanlık ve davranışların, varolan toplumun geçmiş yüzyıllardan devraldığı tüm herşeyin yadsınmasını: kısaca, bugün burjuva uygarlığının saygıyla davrandığı her şeyin yadsınmasını açıklıyordu.
Anarşistler açısından da durum farklı değildi. Enternasyonal içerisinde Birlik'in otoritesini reddeden ve de tüm otorite biçimlerine karşı çıkan bir topluluk ortaya çıktığında, bu topluluk ilkin kendisini 'federalist', daha sonra 'devlet karşıtı' ya da 'otorite karşıtı' olarak adlandırdı. O dönemde, 'anarşist' adını kullanmaktan gerçekten kaçındılar. 'An-archy' sözcüğünün (o zamanlar böyle yazılıyordu) topluluğu, ekonomik reforma ilişkin düşüncelerine Enternasyonal tarafından karşı çıkılan Proudhoncular ile çok yakından özdeşleştirdiği görülüyordu. Düşmanlarının bu adı kullanmaya karar vermesi kesinlikle kargaşa yaratmak içindi; her şeyden öte, anarşist adı, anarşistlerin tek heveslerinin, sonuçlarına aldırmaksızın düzensizlik ve kaos yaratmak olduğunun tanıtlanmasını olanaklı kılıyordu.
Anarşist topluluk kendisine takılan adı hemen kabullendi. Önceleri, Grekçe 'an-archy' sözcüğünün 'düzensizlik' değil 'otoritenin olmaması' anlamına geldiğini göstermek için 'an' ve 'archy' arasındaki çizgide ısrar etti; fakat ardından sözcüğü olduğu gibi kabul etti ve düzeltmenlere fazladan iş yüklemeyi ve halka da Grekçe dersi vermeyi bıraktı.
Böylelikle bu sözcük, 1816'da İngiliz filozof Bentham'ın şu sözlerle açıkladığı temel, normal, yaygın anlamına geri döndü: "kötü bir yasa için reform yapmayı dileyen filozof" diyordu, "ona karşı ayaklanmayı öğütlemez... Anarşistin karakteri oldukça farklıdır. Yasanın varoluşunu yadsır, geçerliliğini reddeder, insanları onu yasa olarak tanımayı reddetmeleri ve onun yürütülmesine ayaklanması için kışkırtır." Sözcüğün anlamı bugün daha da genişlemiştir; anarşist sadece varolan yasaları değil, tüm kurulu iktidarı, tüm otoriteyi de yadsır; ancak özü aynı kalmıştır: o, iktidara ve tüm otorite biçimlerine karşı çıkar -ve buradan, işe başlar.
Ancak bize bu sözcüğün, düzenin yadsınmasını, çoğunlukla düzensizlik ya da kaos fikrini akla getirdiği söyleniyor.
İlk önce çöpü samandan ayırdığımızdan emin olalım -hangi düzenden söz ediyoruz? Söz edilen düzen, biz anarşistlerin düşlediği; insanlığın birinin diğeri yararına iki sınıfa bölünmesi ortadan kalktığında serbest olarak kurulacak insan ilişkilerindeki uyum mudur; tüm insanlar tek ve aynı aileye ait olduklarında, her bir kişi herkesin yararına ve herkes de herbir kişinin yararına çalıştığı zaman çıkarların birliğinden kendiliğinden ortaya çıkacak uyum mudur? Kesinlikle değil. Anarşiyi düzenin yadsınması olmakla suçlayanlar gelecekteki bu uyumdan söz etmiyorlar; onlar, varolan toplumumuzda düşünüldüğü kadarıyla düzene ilişkin konuşuyorlar. Anarşinin yıkmak istediği bugünkü düzenin ne olduğunu görelim.
Bugün düzen -"onların" düzenle anlatmak istedikleri şey -bir avuç aylağa lüks, zevk ve en iğrenç tutkularının doyumunu sağlamak üzere insanlığın onda dokuzunun çalışmasıdır.
Düzen, onda dokuzun iyi bir yaşamdan, zihinsel yetilerin uygun gelişimi için gerekli koşul olan her şeyden yoksun bırakılmasıdır. İnsanlığın onda dokuzunu, bilimsel araştırmalar ve sanatsal yaratım ile insana sağlanmış hazları düşünmeye kalkışmadan, günü gününe yaşayan yük hayvanı durumuna indirmek -işte düzen!
Düzen yoksulluktur ve kıtlık toplumun normal durumu haline gelmiştir. Düzen, açlıktan ölen İrlandalı köylülerdir; -silolardaki buğdayın yurt dışına gönderildiği bir zamanda- Rus köylülerinin üçte birinin difteriden, tifodan ve kıtlığı izleyen açlıktan ölmesidir. Kendi verimli topraklarını terk etmeye zorlanıp, Avrupa'da, sadece birkaç ay var olduktan sonra toprağa gömülme riskine karşın kazacak tünel arayan İtalyan halkıdır. Zenginleri beslemek üzere hayvan yetiştirmek için köylülerden alınan topraklardır; ekip biçmekten başka şey istemeyenlere geri vermek yerine boş bırakılan topraktır.
Düzen çocuğunu beslemek için kendisini satan kadındır, bir fabrikaya kapatılan ya da açlıktan ölmeye zorlanan çocuktur, bir makine durumuna indirgenen işçidir. Zengine karşı ayaklanan işçinin hayaleti yönetime karşı ayaklanan halkın hayaletidir.
Düzen, iktidar konumlarına yükselmiş, bu nedenle çoğunluğa kendisini zorla kabul ettiren, ve hile, yozlaşma, şiddet ve kasaplık yoluyla aynı ayrıcalıkları sürdürmek için daha sonra aynı konumları dolduracak çocuklar yetiştiren son derece küçük bir azınlıktır.
Düzen; insanın insana, ticaretin ticarete, sınıfın sınıfa, ülkenin ülkeye karşı yürüttüğü sürekli savaştır. Gürlemesi Avrupa'da asla durmayan toptur, patronların hırsı tarafından her yıl havaya uçan ya da yanan yüzlerce madencinin yaşadığı patlamalardaki gibi ani ölüm, ya da havasız kalarak yavaş ölümdür -şikayet etmeye başlar başlamazsa vurulurlar ya da süngülenirler.
Sonuçta düzen kanda boğulan Paris Komünü'dür. Top gülleleri tarafından parçalanmış, vurulmuş, Paris sokaklarının altında sönmemiş kireç içine gömülmüş otuz bin erkek, kadın ve çocuğun ölümüdür. Hapishanelerde üzerlerine kilit vurulmuş, Sibirya'da karlara gömülmüş celladın ilmiğinde can vermiş -en iyi, en saf ve en adanmış durumdaki- Rusya gençliğinin yüzüdür.
İşte düzen!
Peki ya düzensizlik -'Onlar', neye düzensizlik diyorlar?
Düzensizlik zincirlerini kırarak, prangalarını parçalayarak, daha iyi bir geleceğe doğru yönelen halkın, bu utanç verici düzene karşı ayaklanmasıdır. İnsanlık tarihindeki en şanlı eylemlerdir.
Devrimin öncesinde düşüncenin isyanıdır; değişmeden süren yüzyılların onayladığı varsayımların altüst olmasıdır; yeni fikirler ya da gözü pek buluşlar selinin aniden başlamasıdır, bilimsel sorunların çözümüdür. Düzensizlik, eski köleliğin ortadan kaldırılmasıdır, komünlerin ortaya çıkışıdır, feodal serfliğin kaldırılmasıdır, ekonomik serfliğin kaldırılma çabalarıdır.
Düzensizlik mezbelelikleri terk edip ev yapmak için yer açmak üzere şatoları ateşe veren köylülerin, din adamlarına ve toprak sahiplerine karşı isyanıdır. Monarşiyi kaldıran ve tüm Batı Avrupa'da serfliğe ölümcül bir vuruş yapan Fransa'dır.
Düzensizlik kralları titreten ve çalışma hakkını ilan eden 1848'dir. Yeni bir fikir için savaşan ve katliamlarda öldükleri zaman insanlığa özgür komün fikrini bırakan ve yaklaştığını hissedebildiğimiz, Toplumsal Devrim olacak bu devrime doğru yollar açan Paris halkıdır.
Düzensizlik -'onlar'ın düzensizlik dedikleri şey- tüm kuşakların bitimsiz bir mücadeleye katıldıkları ve geçmiş köleliği kovarlarken insanlığı daha iyi bir varoluş için hazırlamak uğruna canlarını esirgedikleri dönemlerdir. Halkın dehasının özgürce devindiği ve birkaç yıl içinde gerçekleşmese insanın eski bir köle, yoksulluğun alçalttığı sürüngen bir yaratık durumunda kalacağı devasa ilerlemeleri kaydettiği dönemlerdir.
Düzensizlik, en güzel tutkuların, ve en büyük feda etmelerin aniden ortaya çıkmasıdır, insanlığın en yüce aşkının destanıdır!
Bu düzenin yadsınmasını belirten ve halkların yaşamlarındaki en güzel anların anısını çağrıştıran 'anarşi' sözcüğü -daha iyi bir yaşamın fethine doğru yönelen bir topluluk için iyi bir seçim değil mi?
Pyotr Kropotkin
1881
Çeviri: R. G. Ö.
submitted by kamberu to NullSpaceAutonomia [link] [comments]


Raviş - Güzel Kadın (Official Video) [ @ravismuzik ] - YouTube Güzel kız kamerayı açık unutup soyunuyor. - YouTube evinde güzel oynayan rus bayan Rus erkeklerinin kadınlara yaklaşımı - YouTube GÜZEL RUS KIZLARI DANS - YouTube Bu Rus kızın Vücudunu Görenler gözlerine inanamıyor! - YouTube Rus Güzeli Akılları Baştan Alıyor! - YouTube Kadın 11. Bölüm - YouTube

Rus Kadınları Güzelliğini neye Borçlu? - Ayşe Tolga İyi Yaşam

  1. Raviş - Güzel Kadın (Official Video) [ @ravismuzik ] - YouTube
  2. Güzel kız kamerayı açık unutup soyunuyor. - YouTube
  3. evinde güzel oynayan rus bayan
  4. Rus erkeklerinin kadınlara yaklaşımı - YouTube
  5. GÜZEL RUS KIZLARI DANS - YouTube
  6. Bu Rus kızın Vücudunu Görenler gözlerine inanamıyor! - YouTube
  7. Rus Güzeli Akılları Baştan Alıyor! - YouTube
  8. Kadın 11. Bölüm - YouTube

Kadın 11. Bölüm Özeti: Enver, Şirin hakkında öğrendiği şeylerden sonra bir daha eskisi gibi olamaz. Hatice ise tüm olanlardan habersiz hala Şirin’i korumakta... GÜZEL RUS KIZLARI DANS,rus dans erotik dans komik dans,GÜZEL RUS KIZLARI DANS,dans,rus,sedat coşkun,rus kızları,rus kadınları,rus kadın dans,rus dansı,güzel ... Beyler kadınlara karşı biraz saygı Güzel kız bilgisayarın kamerasının açık olduğunu unutunca olanlar oldu Raviş - Çiçek Hatun yayında; https://www.youtube.com/watch?v=DHBmK0xnD-M Söz-Müzik : Turgut Raviş Vokal : Burak Tütüncü Emrah Demiralp'ten 2019 versiyonunu d... Rus Güzeli Akılları Baştan Alıyor HABER DETAY: http://www.724haberal.com/video/635/rus-guzeli-akillari-bastan-aliyor.html Rus model instagram paylaşımlarıyla... Bebek Yüzlü Rus kızın vücudu görenleri hayrete düşürüyor! Bu Rus kızın Vücudunu Görenler gözlerine inanamıyor! nstagramın ortaya çıkmasıyla pek çok fenomen o... evinde güzel oynayan rus bayan Cahit Gun. Loading... Unsubscribe from Cahit Gun? ... Tik Tok Bir Birinden Güzel Roman Havası Oynayan kızlar patlıyor - Duration: 14:00.