4 arkadaş adamlar

İnanılmaz buluş! 4 arkadaş atölyede üretti haberi hakkında yapılan yorumlar. İnanılmaz buluş! 4 arkadaş atölyede üretti hakkında söylenenler. Siz de bu yazı hakkında yorum yazabilirsiniz. Sayfa 1 Adamlar - Kendime Çaylar Sözleri. Su serin bana derin Sen gir ben beklerim Duvar sessiz ben de öyle Bildiğini bana söyle Aynı yere milyon kere damladım Zor oldu kusur dolu azalmaya meyilli Hepsini izledim ve hiç konuşmadım Yorulmuştum, rüzgara atladım Dışarda çok ses var, içerde uzay Kendime çaylar demliyorum Read Arkadaşa Takılan Lakaplar from the story Takma Adlar by blue-girls12 with 632,452 reads.TımbıllıçerçevesizZırtoÇıt KırıldımAt kesenMına MınaAt ... 12.Ara.2017 - Pinterest'te Arzu Sena adlı kullanıcının 'team 10 Squad' panosunu inceleyin. Arkadaş fotoğrafları, Arkadaşlar, Fotoğraf hakkında daha fazla fikir görün. 01.Kas.2019 - Read 《SON SAVAŞ 4》 from the story Element Akademisi《Final》 by Kutup1515 (Kutup Yıldızı) with 5,234 reads. fantastik, zaman, wattys2019. Pekala, derin nefes al... Adamlar - Kendime Çaylar Şarkı Sözleri, Adamlar En Popüler Şarkıları, Bütün Albümleri ve Şarkıları sadece sarkisozum.net'de. Adamlar Kendime Çaylar Dinle su serin bana derin sen gir ben beklerim duvar sessiz ben de öyle bildiğini bana söyle aynı yere milyon kere damladım zor oldu kusur dolu azalmaya meyilli hepsini izledim ve hiç konuşmadım yorulmuştum rüzgara atladım ... Vikings 4.Sezon 9.Bölüm Death All 'Round . Sinema Modu Sorun Bildir Türkçe Dublaj . ... Dakikada arkada adamlar konuşuyor gidip vikinglerin saçma konuşmasını çevirmiş altta ingilizce altyazı var hayır çevirdiği şey geçse ingilizce altyazıyı kendimiz çeviririz orda adamların konuştuğumu önemli vikingler bir iki kaldır ... Buluşmaya arkadaş gibi gelirim diyen kız. Oneitis kadınınız başka bir içsel yoksunluğa işaret. İlk buluşma yemeği. Üniversiteye yeni başlayanlara Tavsiyeler. ... September 2020 (4) August 2020 (5) July 2020 (11) June 2020 (25) May 2020 (10) April 2020 (22) March 2020 (10) February 2020 (1) January 2020 (4) December 2019 (9) 25.Oca.2020 - Pinterest'te Didem adlı kullanıcının 'Sevimli adamlar' panosunu inceleyin. Sevimli adamlar, Oğlanlar, Fotoğrafçılık hakkında daha fazla fikir görün. 4:33 Kurum: '2023'e giden yolda Gümüşhanemizi şehircilik anlamında vatandaşlarımıza daha iyi hizmet vermek adına da bir üst seviyeye taşımak istiyoruz' - GÜMÜŞHANE beyazgazete

Sıze sorum olcak ciddice cevaplayın buarada sövmek serbest.

2020.09.18 10:56 Allah_34 Sıze sorum olcak ciddice cevaplayın buarada sövmek serbest.

Bu gün duraktayım yarramin kafası gelmiş cuğarayı tüttüruyor duraklarda icmek yasak adamlar ağzıyla içmiyorki delmiş nekadar uzağa dumanı üfleye biliyorum denemesi yapıyor maskeme siniyor amk kokusu bide üstüne min8büsun ter kokusuda siniyor meslek lisesi tuvaleti gibi kokuyor ak maskesi o kokuyu bilen bilir piçler sifonu çekmez tuvaletin heryeri duman olur bokla karışık sigara kokusu amk onlar yerine ben nicotin rush yasıyom ak böyle minibüşün bok gibi kokusu ve maskeme sinen sigara kokusuyla kafa bi milyon oluyor deneyin ak. Buarada ben bu piçlere nasıl tepki verebilirim neden içiyosun diyince suç oluyor kibarca uyarınca suç oluyor peki içenlere soruyorum neden içiyonuz ak adam maskeyi kaldırmadan içiyor piç maskenin arasına sigara yı koyuyor maskeyi ısırarak içiyor ak içenlerde içmeyenlerde cevap yazsın bu arada bizim arkadaş grubunda cugara tüttüren 2 kişivar brke ile ibo ikinizin de amık.
submitted by Allah_34 to KGBTR [link] [comments]


2020.08.08 07:07 hayalidostlarmekani .

Babam gil corona ve bayram nedeniyle belirsiz bir süre için köye gittiler ve ben gitmek istemedim. Ev de canım sıkıldı, bundan 5 gün önce atladım otobüse benden 1 sene önce okul kazanmış ve Antalya'da çalışan, ayrı eve çıkan arkadaşımın yanına gittim ne zaman istersen gel dedi gittim neyse aldı beni otogardan obürsü gün oldu "kanka biz bla bla (ismini hatırlamıyorum) bir yere gidecez dedi arkadaşlar felan gelmek ister misin" dedi. Ben de salak gibi düşüncelere dalıp, 6-7 kişinin içinden 1 kişisini tanıdığım ortama girecem felan filan diye düşünerek "yok ya ben fifa oynarım" dedim çok ısrar etti ama ben haberi son dakka vermişim planları vardır bozmuyum felanı da düşünerek ısrar ettim. Arkadaş çıktı
Sonra evde canım sıkılmaya başladı
Aklıma ilkokuldan beri arkadaşım olan sonra babasının tayiniyle Antalya'ya taşınan canımız sıkıldığında birbirimize yazdığımız kız arkadaşım geldi
Dedim yazam yine uzun zamandır yazmıyoz
Napıyon ne ediyon felan derken "sen hiç tatil felan yapmaz mısın? gelsene bir ara Antalya'ya aq" yazdı ben de "zaten antalyadayım" yazdım hadi ya felan derken. "biz akşam bara gidecez gel" dedi. Küçük bilgi Ben hayatımda ağzıma bira filan sürmedim ama o sürekli bunla uğraşırdı -yazışırken bile- bir ara evlerine gitmiştim ilkokul zamanı bira şişeleri vardı ortalıkta. Benim dikkatimi çektiğini farkedince, Bana "ben arada gizli gizli içiyom" demişti bana da vermek istemişti ben de aklıma kanal 7 de sarhoş olup karısını döven adamlar gelipte "hayır verme" demiştim, o zamandan beri uğraşıyor.
Neyse işte Sonra dedim amk arkadaşımı reddetim bunu etmeyeyim, hem de bar ortamı görmüş olurum bir de eski bir arkadaşımla görüşürüm dedim. neyse gittim dışarda buluştuk konuştuk felan "hadi arkadaşlar girmiş bizde gidelim" dedi gittik girdik içeri biraz zaman geçti yine bana içirmeye çalıştı ben almadım. bu bak böyle içilir bak bişi oluyor mu felan diyerek cam şişede soğuk 2-3 tane bira içti. Sonra biraz cıvıttı ardından kafayı koydu masaya arada kalkıp "başım çok ağrıyo" demeye başladı
Ben de sıkıldım. Gideyim en iyisi bu çok sarhoş oldu taksi maksi bulamam bu orospu arkadaşlarının da kalkacağı yok bir de sürekli bana aynı soruları soruyorlar, dalga geçer gibi. yok "gözlüğün camları kaç derece", "hangi okuldasın", "bölüm ne" felan kalktım kızı da aldım. Bırak biz götürürüz, uğraşma sen." dediler ama kız titriyor aq umurlarında değil. Fıstık yiyip şarkıcıyı kesiyolar 5 dk da bir lavaboya gidiyolar gelip foto/video çekiyolar
Neyse aldım kızı, taksiye bindik ve evlerine gittik.taksiye de cebimdeki resmen tüm parayı verdim. 10TL kaldı kala kala neyse gittik şifre var girişte bu mal bişiler giriyor yanlış söyle diyorum söylüyor giriyorum yanlış. dedim dur otur burda güvenliğe gittim dedim abi bu şifre ne sarhoş giremiyor bu da aq piçi söylemiyor ben girerim gel benle diyor kulubesini bırakıp benle geliyor aq ona ayrı dellendim
Girdik içeri zili çaldım 3-4 defa annesi sonunda açtı. ben sanıyorum ki kızı kapıda alır, içeri koyar. Bana da teşekkür eder, ben de yoluma giderim. Amına kodumun kafam kadar memeli orospusu, arkasına bakmadan odasına gitti sanki benim görevimmiş gibi bu işten para kazanıyormuşum gibi kadın da öyle bir meme var ki saten geceliği memeleri yüzünden 10 mt öteye sünmüş zayıf kadın buzdolabı gibi gözüküyordu. Her neyse ben bu kızı gittim odasına götürdüm. Acelede ediyorum aq aklıma makyajı silmek, alkolik piçlerin içtikten sonra içtiği bir ilaç var mı?, veya kusması gerekiyor mu? felanı düşünüyorum ama sonra annesi gelip kontrol etse kızı sıkıyor mu acaba? diye gelse, gururuma dokunur diye veya öyle bir şey düşünmelerine olanak vermeyecek bir sürede çıkmayı planlıyorum.
Hemen iki havlu serdim yastığına, makyaj çamaşır suyuyla çıkar zaten beyaz havlu bişi olmaz diye, kusar diye kızı yan yatırdım. Kapının girişinde gördüğüm damacanadan da bir bardak su doldurdum baş ucuna koydum. Son dakka Ayakabılarını çıkardım, ışığı açık bırakarak odadan çıktım. Evden çıkmadan önce de bir bardak su içip çıktım.
Sonra arkadaşın evlne yürürüm diye düşünüp çıktım yola yürüdüm. 10 15 dk sonra arkadaş aradı "olum hala eve gelmedin mi neredesin" dedi. Ben de "geliyom, yürüyom. sen anahtarı kapının bir yerlerine koy" dedim o da "dur bekle gelim alim seni" dedi bisikletle geldi aldı beni yol da konuştuk olanları anlattım
Sonra o günün akşamı bu bana teşekkür yazdı sonra babam seni çok seviyordu, Sen benle evlenmezsin demi?, Babam hastayken senin hakkında konuşuyordu felan yazdı. Ben de merak ettim "ne dedi?" dedim. "hiç birden sen aklına gelmişsin ondan öyle yani" dedi. Biraz zaman geçti "havlum mahvoldu, siktin attın aq havluları" dedi
Ben de herhalde havlular çamaşır suyuyla yıkanmıyor veya makyaj çamaşır suyuyla çıkmıyor ondan böyle diyor sandım. Hani onun aklına çamaşır suyu benden önce gelmiştir, ama olmuyor herhalde aq dedim Sonra bugün gece "özür dilerim annem ozona bastı havluları, lekeler çıktı" yazdı
Böyle yazması da beni çok etkiledi. Saklayabilirdi, sanki havlularını mahvetmişim gibi davranabilirdi ama gelip benden özür diledi. Ve ben çok etkilendim. Zamanında bana derdini söylediğinde çözüm sunuyordum saçmalama diyordu sonra yapıp oldu işe yaradı teşekkür ederim yazıyordu ama beni bunun kadar etkilememişti,
Neyse gereksiz ama yazayım dedim
Biraz uzun farkındayım isteyen okur zaten, günaydınlaiyi uykular. Bana da iyi uykular
submitted by hayalidostlarmekani to KGBTR [link] [comments]


2020.07.17 14:56 Yami_HGK Uzun süredir ailem ile sıkıntı yaşıyorum

Arkadaşlar merhaba ben uzun süredir ailemle filan sıkıntı yaşıyorum ilk başlarda beni hiç dinlemediklerinden dolayı öfkeleniyordum geçenlerde internetten kitap almıştım birsürü tabii onlar tek kargoda geleceği için anneme de söylemiştim önceden kargo gelecek al diye daha sonra bikaç gün geçtiğinde ben okuldayken kargo eve gelmiş ama annem kargoyu eve almamış tabii benim jeton bi gün sonra düştü dedim niye gelmedi kargo diye gittim sordum karıya dedi bana kargo sipariş etmedim ben o yüzden almadım dedi kafayı yedim Aras kargo 3 kilometre uzakta oraya yürüyerek gittim 38° havada kan ter içinde suudi bedeviler gibi yürüdüm oraya kadar kargocu bana senin kargoyu dün almadılar diye bugün gene dağıtıma çıktı dedi kafayı yicektim az kalsın hemen koştum eve gittim annem bana dedi ki kargo istemedim baban da istemedi filan dedi lan dedim ya o benim diye dedim. ben bilmem geri yolladım gene dedi çıldırdım o an 6 km yürüdüm gene alamadım kargoyu bu sefer yine koştum şubeye 3 kilometre daha yürüdüm adamlar tam kapatıyodu adama yalvardım dedim abi gözünü ekmeğini seviyim al beni içeri kargomu alim gidim evime dedim adam ilk oralı olmadı sonra baktım herif ince sıskaydı baya üstüne yürüdüm herif beklemediğim yerden bi koydu sağ elmacık kemiğine puşt kırıyordu az kalsın yanağımı dedi sg kargo margo yok dedi bana sonra akşam olduydu eve gittim baktım bizimkiler uyuyordu karnım çok açtı açtım buzdolabının içinde anca bimden aldığım uzun salamlardan vardı ondan kestim biraz ekmeğin arasına koyacaktım tam o sıra aklıma kargocunum vurduğu sağ kroşe geldi çıldırdım lan o karı bu kargoyu iki kez yollamayıp birinde eve alsaydı kargocudan o kroşeyi yemeyecektim karı da o sıra odada yatıyordu tek başına kocasıyla seks hayatı olmadığından cinnet geçirdim o an elimde uzun bimden aldığım tombik salamlardan vardı gittim koştum yatak odasına vurdum salamı kafasına afalladı bağırmaya falan başladı kocası içerde öküz gibi uyuyordu kalkması uzun sürdü o an kafasına vurduğum sağlamı sol tarafıma koydum boğazlamaya başladım karıyı bağırdıkça daha da sinirlendim en sonunda burnunu bi ısırdım amınakodum korkmuş olacak ki saçımdan tuttu çekmeye başladı kaşar karıya çok sinirlendim burnunu biraz delmiş olabilirim bıraktım sonra burnunu kapıdan kocası geldi napıyosun amınakodum delisi dedi bana ben o sıra daha da sinirlendim çünkü benim dehamı anlamamışlardı ben hep odamda durduğumdan bunlarla konuşmadığımdan sohbetim olmadığı için anca mutfakta karşılaşarak görüşüyorduk benim zekamı anlamamışlardı sonra geldiği gibi solumda buzlu salamı kocasına bi fırlattım orospu çocunu tek hamlede yere düşürdüm sonra karı daha da çığlık attı boğazını sıkıp kaktım kaçmaya başladım babam şişman olduğundan yakalayamadı beni dangalak, koştum evden gece 02.00 böyle şeyler oldu evinde bir geceliğine kalmama izin verecek arkadaş filan yok mu burda lütfen kaçarken salamı da almayı başardım onu da veririm teşekkür olarak
submitted by Yami_HGK to kopyamakarna [link] [comments]


2020.07.08 13:06 SonmezIn Sırça Köşk özet

Boş gezmeyi iş yapmaktan çok seven üç uyanık arkadaş bir şehre gelirler ve şehrin yerlilerine sırça köşkün nerede olduğunu soralar. Daha önce sırça köşkün ne olduğunu duymayan halk adamlara bunu sorar fakat adamlar sırça köşkün olmadığı bir yerde kesinlikle durmayacaklarını söyleyerek şehri terk etmek ister. Merak artınca halk gitmelerine izin vermez ve sırça köşkün ne olduğunu gerekirse yapabileceklerini söylerler. Bunun üzerine halktan para toplanır ve bir sırça köşk yapılır. Üç arkadaş sırça köşke yerleşir ve halka bunun tam olmadığını ama şimdilik idare edeceğini artık sırça köşke hizmet etmek gerektiğini bildirir. Bunun üzerine halk yediğinden içtiğinden keser ve sırça köşkün büyümesi için daha fazla para toplar. Sırça köşk git gide büyür ve içindeki hizmetçi sayısı da artar. Fakat sırça köşkün gözü doymak bilmez ve büyüdükçe büyümek ister. Hep daha fazlasını ister, karşı çıkanları tehdit etmeye başlar, köşkün çok sağlam olduğu, asla yıkılamayacağı ve halkın ona muhtaç olduğunu anlatarak halktan para toplamaya devam eder.
Bir gün halktan son koyunları toplanır ve halka mesaj vermek için aslında sırça köşktekilerin yediklerinden fedakarlık yaparak koyların kafalarının halka dağıtılacağı söylenir. Kafaları alan halkın kafası iyice karışır. Çünkü kafaların içinden beyin alınmıştır. Elebaşı beyne ihtiyaçlarının olmadığını söyler. Biri de dilin olmadığını söyler. Elebaşı yine dile lüzum olmadığını söyler. Biri de gözlerin olmadığını söyler. Elebaşı yine ona da gerek yok der. İçlerinden biri dayanamaz ve ben böyle kafaya da gerek yok deyip kafayı sırça köşke fırlatır. Yıkılmaz denilen sırça köşk kafanın dokunması ise kırılır. Bunu gören halk birden kendine gelir ve herkes kafaları sırça köşke fırlatarak onu yerle bir eder. Bir daha da başlarına böyle tepelerine sırça köşk kurmamak için akıllanır.
"Sakın tepenize bir sırça köşk kurmayınız. Ama günün birinde nasılsa böyle bir sırça köşk kurulursa, onun yıkılmaz, devrilmez bir şey olduğunu sanmayın. En heybetlisini tuzla buz etmek için üç beş kelle fırlatmak yeter."
submitted by SonmezIn to KGBTR [link] [comments]


2020.06.27 00:54 gultigin İlk siyahi modelin trajik hikayesi.

Çok uzun boyu ve çok ince fiziği ile oldukça dikkat çeken Donyale Luna, henüz 18 yaşında bir lise öğrencisiyken İngiliz fotoğrafçı David McCabe tarafından Detroit’te keşfedildi. Donyale’i hemen New York‘a davet eden McCabe, onu Harper’s Bazaar dergisinin editörü Nancy White ile tanıştırdı. Görür görmez bu karamel tenli kızdan çok etkilenen White, derginin 1965 ocak sayısı için Donyale Luna’nın çizimlerini yaptırtmaya karar verdi ve böylece model olarak ilk çalışmasına kapak kızı olarak başladı Luna. Hem de sıradan bir kapak kızı değil, Harper’s Bazaar dergisinin ilk siyahi kapak kızı!
Bu dönemlerde, çocukluk arkadaşı Mary Ann‘e yazdığı mektupta şu sözleri dile getirdi: “New York bir rüya gibi… 5. Cadde’de bir adam sokak ortasında benimle dans etti. Brodway sokaklarından aşağı doğru inerken, restoranlarda oturan adamlar bana ıslık çalıyor, bazen de hayran kalmış gözlerle beni takip ediyorlar. Bunlar daha bir şey değil. Aklına gelemeyecek olaylar da yaşanıyor günden güne. Harper’s Bazaar harika bir yer! Yakında sana yeni halimin fotoğraflarını da göndereceğim. Son nefesime kadar çalışmam da gerekse, dünyanın tepesinde olacağım, çok ünlü olacağım, göreceksin.” Harper’s Bazaar ile bir yıllık sözleşme imzaladıktan sonra, fotoğrafçı Richard Avedon ile çalışmaya başlayan Luna, derginin bütün sayılarında yer alıyordu. O dönemler ırkçılık hala gündemde olan bir konu olduğu için, Afrikan Amerikalı bu kızın yaptığı işler, dönemin önde gelen gazetecileri tarafından eleştiriliyordu. Çok çalışması bir yana, hakkında yazılan olumsuz yazılar da ona iyi kötü bir reklam olmuş olacak ki, Donyale Luna’nın yıldızı birden parladı! Alışılagelmişin dışında bir vücut yapısında olan Luna ile çalışabilmek için dergi ve giyim markaları adeta bir savaş halindeydi. Onun üzerinde görülen her kıyafet, satış rekorları kırıyordu.
Amerika’da kavuştuğu bu ünün üzerinden henüz 3 ay gibi kısa bir süre geçmişken korkunç bir haberle sarsıldı başarılı model. Babası eskiden beri şiddete yönelimi olan birisiydi. Bir gün babası, Luna’nın annesini ağır bir şekilde tehdit ettikten sonra, annesi ne yapacağını bilememiş ve son çare olarak meşru müdafaa gereği babasını vurarak öldürmüştü. Aniden gelen ünün ve bütün bu yaşananların ağır yükünü taşımakta zorluk çeken model, kendini alkol ve uyuşturucuya vermeye başladı. O dönemler Andy Warhol, Sammy Davis Jr, Miles Davis gibi özgür ruhlu, yaratıcı, ancak bir o kadar da insanı dibe çeken, tehlikeli olabilecek arkadaşlar edindi.
Uyuştrucu kullanmaya başladıktan sonra, işlerini oldukça aksatarak söylenenleri yapmaması ve çirkin davranışları nedeni ile moda evleri ve dergileri, Luna ile anlaştıkları işleri bir bir iptal etmeye başladılar. Amerika’da artık tercih edilmeyen model, 1965 yılında Londra‘ya taşınmaya karar verdi. Burada kendine yeni bir düzen kuran ancak kötü alışkanlıklarından vazgeçmeyen Donyale Luna, kısa sürede İngiltere’de bir hit haline geldi. David Bailey, William Klein, Helmut Newton ve William Claxton gibi efsanevi fotoğrafçılarla çalıştıktan sonra, Claxton, onu bir gün Salvador Dali ile tanştırdı. Dali onu “Adeta Nefertiti’nin reenkarne olmuş hali” olarak tanımladı. 1966 yılının mart ayında modanın mabeti sayılan İngiliz Vogue‘un ilk siyahi kapak kızı olarak tarihe geçti. Bu olaydan sonra Amerika ve dünya genelinde önceleri kendisine kapanan kapıların hepsi tekrardan açılmaya başladı ve birçok ülkeden birçok dergi ve moda evleri ile iş birliklerine başladı.
Bu kadar şöhret, para ve uyuşturucunun Luna üzerinde ağır psikolojik etkileri vardı. Verdiği röportajlarda neredeyse hiçbir söylediği doğruyu yansıtmıyor, aydan geldiğini söyleyerek yaz kış ayakkabı giymeyi reddediyor ve dört ayak üzerinde emekleyerek dolaşıyordu. İtalyan basınına günde üç kilo et yediğini söylüyor, babasının Luna soy isimli beyaz bir adam olduğu gibi gerçeği yansıtmayan demeçler veriyordu. Bu garip hallerine kimse anlam veremiyor, tam tersi davranışları yeniden yükselişe geçmiş kariyerini zedelemeye başlıyordu. Yine de düşüşü beklenildiği gibi hızlı olmadı. Mick Jagger ile çok yakın arkadaş olan Donyale, bir süreliğine Rolling Stones üyesi Brian Jones ile aşk yaşadı. New York’da katıldığı bir partide Jackie Kennedy yanına geldi ve ona ne kadar güzel olduğunu söyledi. Şöhreti sarsılsa da henüz yok olmayan Donyale Luna, kendi kimliği ile de ciddi sorunlar yaşıyordu. Afrikan Amerikalılar, Latinler ve diğer azınlıkların haklarını önemsemediğini, politikadan uzak durmak istediğini belirterek sempatisini yitiriyordu. İşte böyle inişli çıkışlı yaşadığı dönemlerde İtalyan fotoğrafçı Luigi Cazzaniga ile evlendi. Evlendikten sonra Playboy‘a verdiği çıplak pozlarla tekrar gündeme geldi.
Artık iyice kendi kontrolünü kaybeden Luna, işe gitmiyor, bir zamanlar Amerika’da sergilediği davranışlarına benzer hareket ediyordu. Bu zor zamanlarında kendini hiç olmadığı kadar uyuşturucuya veren Donyale Luna, arkasında 18 aylık bebeğini bırakarak 34 yaşında aşırı dozdan hayata gözlerini yumdu. Kendisi gibi siyahi model arkadaşı Beverly Johnson, Donyale’in aslında etrafından büyük destek gördüğünü, kimsenin onu kötü bir duruma sokmadığını ancak kendi kendini yok ettiğini dile getirdi.
submitted by gultigin to KGBTR [link] [comments]


2020.06.11 09:07 yennicheri Salak Kız Nasıl Tavlanır? Bölüm 4 (varoş kızlara ayrı, üniv'li kızlara ayrı taktik)

Üniversiteli Kızlar
Diyelim ki üniversiteye geleli aylar oldu ama siz daha bi tane bile kız tanımıyosunuz! Öncelikle bilmeniz gereken üniversiteli kızların hangi psikolojik durum içerisinde olduklarıdır. Bu kızların büyük bir çoğunluğu tüm lise hayatları boyunca "ulan dur şu üniversiteyi bir kazanana kadar derslere veriyim kendimi kazandıktan sonra istediğim çocuklan çıkarım📷zaten üniversite erkek kaynıyo" mantığı güderek ve başka bir şehire gelerek üzerlerindeki ezici aile baskısından kurtulmuşlardır. Bu da bir kaç noktaya dikkat edersek üniversitede de tavlanamıycak kız olmadığını gösterir.
Şimdi hangi bölümde okuduğunuzu bilmiyorum ama size söyleyebileceğim tek şey Edebiyat fakültesi kız açısından en bereketli bölüm olduğundan bahsedebilirim (Hayır güzelim fen fakültesinden edebiyata yatay geçiş yapılamıyo ))) Size ilk tavsiyem gidip herhangi bir dersine girmenizdir. Yüzlerce kişilik sınıfta kimsenin dikkatini çekeceğinizi sanmıyorum. Önünüze kağıt felan gelirse uyduruk bi ad yazıp imzalayın. Mutlaka bi kaç kızla tanışırsınız. Tenefüste edebiyat kantininde takılmakta faydalı bir davranıştır. Bi kızı gözünüze kestirin. Daha sonra bi şekilde kızla tanışın (ne şekilde diye bişey dudum sanki!)Mesela elinize kalem kağıt alın ve bi kız grubunun masasına oturmak için izin isteyin. Sonra sitemizde anlatılan kız özelliklerini aklınızdan çıkarmayarak şu yalanı uydurun :" Kızlar benim yardıma ihtiyacım var ricam etsem bana yardım edermisiniz." Kızlar meraklanıp "ne ki?" diye soracaktır." "Ben üniversiteli kızların sosyopsikolojik gelişim süreçleri ve postmodern çağın kızlar üzerindeki etkileri konulu bir aaa hazırlıyorum.Sizinle konuşup düşüncelerinizi alabilirmiyim?" sorusu çok masum ve kimsenin aklına kötü bir şey getirmeyecek bir sorudur. Kızlar mutlaka kabul edecektir. Şimdi kızlara şunu söyleyin " Aslında size soracağım bir kaç soru var. Hem bu arada ben tamer isimlerinizi alabilirmiyim?" Ve kızların isimlerini kağıda yazın.Unutmazsınız. Neyse bi kaç soru sorun ne biliyim ne tarz müzikler dinliyonuz📷 ailenizle birlikte mi yaşıyonuz📷 erkek arkadaşınız var mı📷 sizce millenyum nedir📷internet kullanıyor musunuz vb sizin için stratejik bilgileri kıza sorun. Daha sonra başka bir gün kantinde bu kızlardan birini bekleyin. gördüğünüz anda selamlaşın falan. aaae yardımcı olduğu için tekrar tekrar teşekkür edin ve muhabbet ortamı yaratın. Kızla tanıştınız şu an. Elinizde kıza dair her türlü bilgi de var.Artık siz bu kızı tavlayamazsanız gözüme gözükmeyin. Bu taktik başka bir siteden alınmıştır bir deneyin Denenmiş ve denendiği bütün kızlar üzerinde başarıya ulaşmıştır. Ama siz ben bunu yapamam veya nereye kadar böle devam edebilirim ki diyosanız (ki ikincisinde haklısınız en fazla 5-6 kızdan sonra taktik bayar) alternatif yöntemlerde var tabiki.
En önemli kız tavlama mekanı okulunuzun sosyal klüpleridir. Bu klüplerin asıl kuruluş nedeni de zaten kız tavlamaktır.Okulunuzda bulunan klüpleri araştırın ve kız açısından en zengin kaynaklara sahip olan klüplere üye olun. Özellikle Sinema Klübü📷 Tiyatro Klübü📷 ve Çiçek&Böcek&Sevgi&Şiir klüpleri tavlanmayı bekleyen kızlarla dolup taşmaktadır. Bu klüplere üye olarak oradaki ortama girebilir ve girdiğiniz ortamda istemediğiniz kadar çok kızla tanışabilirsiniz. Bunun dışında her yıl yapılan bahar şenliklerinde de bir çok kızla tanışmak ve akabinde tavlamak mümkündür. Biliyorum "hadi leen ne alakası var " diyceksiniz ama en kolay kız tavlayabileceğiniz bir diğer mekan okul kütüphanesidir. Çünkü buraya gelen kızların %90'ının derslerden zaten küçük olan beyinleri sulanmıştır ve bir erkek arkadaşa tahmin ettiğinizden çok daha fazla ihtiyaçları vardır. Cesur olun📷kütüphanede güzel bir kız gördüğünüzde hemen oradaki raflara doğru yönelin. Bi şekilde tanışın. Gerisini halledersiniz.
Okullarda bu yöntemleri kullanarak rahatlıkla kız tavlayabilirsiniz. Fakat bu taktiklerin mahallenizdeki kızları tavlama konusunda bir yararı olmayacaktır. Bir sonraki bölümümüzde sizler için mahalledeki kızlarla olan ilişkilerimizi detaylı olarak inceledim..
Mahalledeki Kızlar
Kendi mahallenizden bir kız tavlamanın yolu mahalleden bir kızla arkadaş olmaktır. Onun sayesinde diğer kızlarla tanışıp mahalledeki maximum 5 kızla çıkabilirsiniz. Hatta olayı abartıp bu 5 kızla çıktıktan sonra sizi bu kızlarla çıkmanıza yardımcı olan kıza📷"ben aslında sana uzun zamandır aşığım 📷o kızlarla da sırf seni kıskandırmak için çıktım."diyerek bu sayıyı 5+1 de yapmanız mümkün. Şimdi gelelim kızları nasıl tavlayacağımıza...Dediğimiz gibi önce en salaklarından bir kızla normal arkadaş olun (ne demek normal arkadaş! Anormal arkadaş nasıl olunur ki?!). Bunu yapmak zanlettiğiniz kadar zor değil.Bir örnek vermek gerekirse kendi apartmanınızda oturan ve annelerinizin görüştüğü bir kızla normal arkadaşlık kurmak çok ama çok kolay olacaktır. Bu kızla arkadaş olduktan sonra kızların dedikodudan ne kadar hoşlandıklarını aklınızdan çıkarmayarak almak istediğiniz tüm bilgileri alın.Mesela"Ya Oktay Ayşe'yle çıkıyormuş duyduğum göre!"sorusuna bu salak arkadaşınız "yok beee"diye cevap verirse "kimle çıkıyo? sorusunu yöneltin.Sizin Ayşe'ye yöneldiğinizi anlayan salak "Nabıcan?"diye sorar.Sizde sanane belki çıkıcam!diyin. Bunun üzerine kız "Ayarlıyım mı sana Ayşe'yi?"diye sorar."Vallaha çok büyük bir sevap işlersin!diye cevap verin ve ekleyin "Ağzını bi arasana olurmu📷olmaz mı?"bu soruya kız "tamam"diye ceavp verir vebu saatten sonra siz %90 Ayşe'yle çıkarsınız. Çünki bu salak arkadaşınız Ayşe'ye "Kızım Ahmet sana aşık 📷çıkma teklifi ediyor! "Demez. Tam tersine Ayşe'ye şu şekilde gaz verir :"Hişt Kız📷baksana Ahmet'i sana ayarlıyım mı📷bak hem yakışıklıda çocuk 📷heee?"Bu hareket Ayşe'nin sizinle çıkması için yeterli olacaktır.Bu kızların psikolojileri gereği arkadaşlarının söylediği şeyler onlar için çok önemlidir.Daha önce de söylediğimiz gibi bunlar hep sürü psikolojisi ile hareket ederler.Bu salak arkadaşınız bir süre sonra size gelip "ya ayarlıycam ama naz yapıyor 📷sende gelip yavşa biraz kıza "tarzı bir cümle kuracaktır. Aslında bu salak arkadaşınız Ayşe' yi sizinle çıkması için ikna etmiştir fakat ortamı kızıştırmaktadır. Neyse bu yöntemi kullanarak eninde sonunda Ayşe ile çıkmayı başardınız.Fakat asıl önemli olan Ayşe ile çıkmak değildir. Daha sırada diğer kızlar var )
Öncelikle Ayşe ile bir süre muhabbet kurun📷gezin📷tozun📷sinemaya falan gidin. Daha sonra bir pundura getirip eve atın.Aynı mahallede olduğunuz için bu pek büyük bir problem teşkil etmeyecektir...Neyse bir kaç kez eve attıktan sonra kızla işiniz bitecek.Ne demek olum aşık oldum?Ben sana demedim mi bu salaklara aşık olunmaz diye?Neyse📷 sizin bu kızla işiniz bitti sıra geldi diğer kızlara...
Ayşe'ye bir miktar gaz vermek suretiyle mahalledeki diğer kızlarla tanışın. Sonra eve gelip Hıncal Uluç (bakınız Güzellik Yarışmaları ))edasıyla kızları puanlandırın.En yüksek puanı alan kızı ilk sıraya almak şartıyla 4 tane kızdan oluşan listenizi yapın.Daha sonra bu kızlardan ilk sırada olanı hakkında gerekli olan istikbaratı toplayın ve başlayın yavşamaya.Tabi bunu Ayşe'nin yanında yapmayın siz her ne kadar bu yavşama olayını Ayşe'den gizli de yürütseniz bu olay Ayşe'nin kulağına en kısa zamanda gidecektir.Bunu duyan Ayşe birden sizin elden gittiğinizi anlayıp size aşık olacak(niye mi? olm diyoruz ya📷 salak bunlar ))İşte kız size aşık olduğunda diğer kıza yavşamaya devam edeceksiniz veee sonunda Ayşe bu veya başka bir sebepten dolayı sizi terk edecek.Yapma📷 etme geyiği yapın fakat abartmayın. Bırakın terketsin...Size kız mı yok? Ayşe'nin sizi terkettiğinden bir gün sonra gidip yavşadığınız kıza şunları söyleyin." Ya bak...Ben aslında senden çok uzun zamandır hoşlanıyorum.Ayşe ile de zaten sırf senin yüzünden ayrıldık.Seni daha önceden tanısaydım asla Ayşe'yle çıkmazdım.N'olur anla beni..Eee📷bişey söylemiycekmisin? "Kız bunları duyunca "Ay inanmıyorum📷hiç beklemiyordum📷şok oldum vallaha"diyip klasik tribini yapacaktır.Siz buna karşılık "Lütfen biraz düşün hemen karar verme!" taktiğini kullanarak kıza "hadi izin verdim git biraz naz yap!" bilinç altı mesajını vereceksiniz.Öncelikle kız "ulan Ayşe bana bişey dermi acaba 📷yakışıklıda çocuk ne yapsam acep kaosuna gelip biraz düşünür.İçindeki şeytan sizinle çıkması için baskı yapmaktadır.Siteyi komple okursanız zaten bu kızı tavlamış olmanız lazım.Veee zafer! İkinci kızı da tavladınız.Bu işte buraya kadar.ama bir sorun var = Ayşe! Gidin bakın bakalım Ayşe yaşıyor mu? zira bu salakların bu durumda yapacakları tek şey "Senin yüzünden canıma kıydım!" şeklinde bir mektup yazıp intihara teşebbüs etmek olacaktır.bu durumda Ayşe 'ye "Bak Ayşe ben sırf o kızla seni birazcık kıskandırmak için çıktım. İtiraf et! Sende beni bana aşıksın."diyin.Ve ekleyim "Ama artık birlikte olmamız imkansız ." kız " "Ama nedenn!öhüöhühöü!" diye karşılık vermezse gelin bana "Abi bana bi GRAND ÇİROK alacan kız öyle demedi!diyin. O derece eminim yani.))
Bunu diyen kız artık size istediğiniz herşeyi (mesela ne istiyebilirsiniz?)) vermeye hazır demektir. Ama siz biraz daha süründürün diğer kızla çıkmaya devam edin (Hatta bu arada diğer kıza da bi isim verelim böyle zor oluyo📷mesela adı Dilara olsun.) Dilara" Ayşe ile görüşüyormusun?" diye sorarsa "Ne alakası var ya "diye cevap verin.Fakat Ayşe ile görüşmeye devam edin Ayşe sizi Dilara'dan ayırmak için elinden geleni ardına koymayacaktır.Aldırmayın.Bu esnada Dilara'yla gezin📷tozun📷 sinemaya falan gidin ondan sonra cuupp yatağa!Bu işlemi bir kaç kez tekrarladıktan sonra ikinci kızla da işiniz bitecek. Sıra geldi 3. kıza . Ama şimdi başınızda çok büyük bir bela var Dilara'dan nasıl ayrılacaz? Şu diyalog işinizi fazlasıyla görecektir. "Aşkım seninle çok mutluyuz ama Ayşe olayını biliyosun.Beni sürekli rahatsız ediyo📷 "Sana deliler gibi aşığım📷intahar edecem sorumlusu sen olucaksın " falan diyo.... Onun için çok üzülüyorum gerçekten." Bunları duyan Dilara çılgına dönecektir. En kısa zamanda sizi başka bir nedenden dolayı terkeder. Bırakın terk etsin...Size kız mı yok? :)) Hemen Ayşe'ye gidip konuşmak istediğinizi söyleyin. Ayşe sizin Dilara'dan ayrıldığınızı öğrenmiştir. Es kaza CIA kızlar arasındaki istihbarat teşkilatının nasıl işlediğini görmüş olsaydı adamlar küçük dillerini yutardı📷o yüzden" nasıl ve nerden duydu lan bu kız benim ayrıldığımı?" diye sormayın :)))

BONUS:
ÇAPKINLIK TAKTİKLERİ
1- Ilk görüste aska inanir misin ? Yoksa disari cikip tekrar mi gireyim?
2- Affedersiniz! Biz kücükken farkli okullarda okumamis miydik?
3- Sirtina dokunup: Aman allahim gercekten omuz kemikleri!! Ben bunlari kanat sanmistim!
4- Cukulatadan bebeklerimiz bir dügün pastasinin üstünde sence de güzel görünür mü ?
5- Saati sorun.9'u 5 mi geciyor? Bugün pazartesi 28 mart 9.05..Sizinle tanistigimin günü ve zamani aklimda tutmam gerekli de!
6- Oturdunuz📷 konustunuz ve kalkti gidiyor..Birsey unutmadin mi?Neyi? Beni.!
7- Bu sehirde yabanciyim . Bana evinin yolunu tarif edebilir misin?
8- Baban uzayli miydi? Senin gibi birsey yeryüzünde yok cünkü!
9-Telefon numarami unutmusum📷 seninkini ödünc alabilir miyim?
10- Merhaba! Bay Watch'un son bölümünde harika oynadin📷 bir imza alabilir miyim?
11- Erkek"Sesi sen de duydun mu?" Ne sesi? Ben birsey duymadim! Kalbim kirildi
12- Baban hirsiz miydi? Hayir ! Ne Alaka?!? Gözlerinin yerine konulan elmaslari kim📷nerden caldi o zaman?
13- Bana yolu tarif edebilir misiniz? Kiz: Ne yolu? Nereye? Kalbine
14- Beni bir cimcikler misin Kiz: Neden? Bu güzellik gercek olamaz! Rüya görüyorum sanirim
15- Annenle baban zamaninda karsilasmasaydi📷 yeryüzündeki en mutsuz insan ben olurdum!
16- Siz Aktuel'in kapagindaki kiz degil misiniz?
17- Umarim suni solunumdan anliyorsundur..Solugum kesildi seni görünce!
NOT:Eğer hepsini üşenmeden okuduysanız artık 1 numaralı kız avcisi olmusunuzdur hiçbir kız elinizden kaçamaz yada sizi birakamaz .) iyi sanslar.

SON
submitted by yennicheri to KGBTR [link] [comments]


2020.06.06 16:26 ExtensionBee Kadın cinayetleri ve sebepleri

Merhabalar arkadaşlar. Ne zaman bu suba bir kadın cinayet haberi atılsa çeşitli teoriler de ardından yağıyor, tartışmalar kavgalar ve hakaretler havalarda uçuyor. Bu teoriler "Türk kadınları sert erkek seviyor ondan." dan tutun "Türk anneleri böyle yetiştiriyor" a kadar gidiyor. Tabi arada "Bunlar ortadoğu kültürü" ve politik ve toplumsal gözlem tarzı açıklamalar da geliyor.
Soruna şöyle bir bakalım, gerçekten çok zor değil sebeplerini görmek. Ben erkeğim, kendi açımdan bile bazı şeyleri görmek zor değil çünkü aşırı ortadalar. Gözlemlerimi yazacağım ve size neden bu teorilerin o kadar doğru olmadıklarını açıklamaya çalışacağım.
Açıkça söyleyeyim, ben kendilerini ilerici ve modern olarak gören bir çevrede büyüdüm. Gerçekten dışardan baktığınızda kadına karşı bir şiddet tarzı durumun asla olmayacağı izlenimi veren bir ortam. Ancak gelin görün ki bütün kız arkadaşlarım ve tanıyıp konuştuğum kızların devamlı erkekler ile sorunları vardı. Telefonla taciz, fiziksel olarak takip ederek taciz, kendine zarar vermek ile tehdit vs. bu liste uzar gider.
Bu bahsettiğim erkekler sizin öyle çomar diyeceğiniz, dışardan baktığınızda "sert erkek" veya "maganda" diyeceğiniz tipler değil. Hatta bir çoğu gayet zengin altında arabası olan istese gidip çok rahat başka kız arkadaş bulup mutlu olabilecek adamlar. Bu adamlar "ortadoğu kültüründen" tiksinen adamlar, anneleri tarafından en modern ilkelerle şekilde yetiştirilen adamlar. Hiçbirisinin annesi asla ve asla "Hanımından sopayı eksik etme" tarzında birşey söylemez. Peki bu adamlar neden eski kız arkadaşlarını başka bir erkekle görünce deliriyorlar? Bu adamlar hoşlandıkları kız reddedince tribe giriyor? Eski kız arkadaşlarını telefonla arayıp devamlı taciz ediyor? "Arkadaş ayağı göt ayağı" arkadaş oldukları kızlara yazıp reddedilince küfür, taciz, hakaret ve sonra trip atma yollarına başvuruyor. Lan oğlum erkek olarak ben gördüm bunları.
Sorun kadınların erkek seçimi değil beyler. Sorun ortadoğu kültürü diyerek sıyrılamayız. Sorun annelerin çocukları yetiştirme biçimi asla değil ki bunun ortaya atılması bile komik. Sorunu ortalama bir türk dizisini açıp erkek kadın ilişkilerine bakarak çok rahat görebilirsiniz. Malesef medya olsun başka araçlar olsun bu ülkede kadını sahiplenme kültürü var ve bu hala aşılanıyor. Yıl olmuş 2020 hala medyada olsun toplumda olsun kadına bir mal yakıştırması yapılıyor. Bu kültür belli bir kesimi hedeflemiyor veya sadece onlara tesir etmiyor hepimize ediyor. Ayrıca toplum içinde de teşvik edilip yayılıyor. Bir anne erkek çocuğunu özellikle feminist olarak yetiştirmeye çalışsa bile bir noktada toplum devreye giriyor. Bu konuda hepimizin suçu var çünkü toplumdaki bu zararlı konsepte karşı birşey yapmıyoruz. Onun yerine içimizi rahatlatmak için "Ortadoğudan geliyor", "Annelerin suçu", "Kadınlar bu adamları seçiyor." tarzı sacma teoriler üretiyoruz.
Çözümleri hakkında farklı tartışmalar yaşanır orası ayrı ancak bana kalırsa en önemli kısım temel sebepleri tespit etmek.
submitted by ExtensionBee to Turkey [link] [comments]


2020.05.20 18:24 mtk94 Vücut Geliştirme, Protein Tozu ve Supplement ??

Arkaplan (üşenen direkt soruya atlasın lütfen): Beyler yaklaşık 1 senedir belirli aralıklarla spor yapıyorum. Öncelikli amacım baklava çıkarmak. Sonra calisthenicse odaklanacağım. Geçen yaz baklava çıkarmama ramak kalmıştı hatta ufak ufak görünüyordular ama 75 kilo başladığım yolculuğumda bir haftada aniden 69 kiloya düşünce saldım ve yemeye başladım (ani kilo verişim de su dışında içecek bir şey olmayınca suda çubuk tarçın beklemeye başlamıştım tadı güzel oluyordu. Gugula göre tarçın insülin direncini düşürüyormuş, vücuttaki tepkimeler vs birden kilo verdim).
Aradan 4-5 ay falan geçti 83 kiloyum şimdi. Pantolonlar ufaktan sıkmaya başladı. Şu anda önceden de olduğu gibi body recomposition (YouTube'a Jeremy either body recomp yazabilirsiniz ayrıntılı anlatıyor) yapıyorum. Ancak bunun düzgün işlemesi 80 kilo temel alınırsa günlük 200 gram protein tüketmem lazım.
İlk başta supplement almayacağım diye inat eden bana her akşam yarım kilo tavuk yemekten gına geldi. Bolum gıdaklıyor beyler korkuyorum. Bu eziyete son vermek adına protein tozu tüketmeye karar verdim. Geçenlerde de yemeksepetinden kupon çıktı proteinocean.com için. Bayram indirimi de yapmış adamlar mega paket söyledim. Paket içeriğinde 500 Gr whey, 500 Gr creatine, bcaa ve preworkout var.
Bugün ofiste konuşurken bir arkadaş bizim eski bir çalışanın toz aldığını hayvan gibi birden şiştiğini sonradan da sporu bırakınca vücudunun bok old söyledi. Ki bok halini biliyorum görmüştüm elemanı. Ama mevzubahis şahıs maldı belki yanlış bir şeyler yapmıştır diye ümit ediyorum.
Sonunda SORU:
Günlük iki porsiyon whey kullanmayı düşünüyorum. Bir porsiyon da creatine alırım. Araştırmalarıma göre creatine en çok araştırma yapılmış Supplement imiş ve her hangi bir zararı bulunmamış. Whey de bildiğin protein yarım kilo tavuğu insani boyutlara 250 grama düşürmek ve eziyet çekmemek adına kolaylık sağlayacak. Bcaa kullanmayacağım. Pre workoutta da belirli aminoasitler ve kafein falan var. Bu ürünleri kullanmak bedenime zarar verir mi? Kullanmayı kesersem zarar görür müyüm? Proteinocean kullanmış olan var mı? Marka yeni sayılır, yerli milli bir marka ama güvenilir mi? Kullanmış olan var mı?
Şimdiden zahmet edip cevap veren herkesin siktiği Karadenizliler önünde sikmedikleri arkasında olsun. Var olun.
submitted by mtk94 to KGBTR [link] [comments]


2020.04.30 22:51 UzumakiHiroshi Bunu bir mod yazsaydı upvote'lar havada uçuşurdu. İkiyüzlüler sizi...

Bakın birşey beni rahatsız etmeye başladı. Ne post atarsam atayım sırf atmış olmak için down atanlara rast geliyorum. Ne zaman burdurland 'e girersem gireyim şu günlerde burada gerçekten eskiden olmayan saçmalıklara rastlıyorum. Örnekler: Aga atasözü haftasında işleyen demir ışıldarla alakalı post yaptım. Adam pas tutmaz kulağa daha hoş geliyor diye down attı. Template attım ücreti 1 upvote diye adamlar down atmış. Temp olum bu yani neyine down atarsın. Burdurland'de geçenlerde templatein bokunu çıkarma ve buna karşı anti yapıp antinin bokunu çıkarma yaygınlaştı. Hadi template kullanın da antiden prim kasmak nedir arkadaş. Bir de hırsızlar var. Başka bir yerde veyahut burada daha önceden görülen memeleri postluyorlar. Hatta artık çaldığının belli olmasını da umursamadan orjinalinden 2 dk. sonra atıyorlar. Belki Porçay bozmadı ama Porçay'ın kitlesi bozuldu. Gerçekten...
submitted by UzumakiHiroshi to burdurland [link] [comments]


2020.04.15 16:20 hassnictir01 mafya ya giriş hikayem

O zamanlar lise 2 deydim.Hep yalnızdım hiç öyle bir arkadaş grubum yoktu sadece ahmet vardı.Oda sıra arkadaşımdı gereğinden fazla yavşaktı. Herkese yavşar. Popi olmasa bile okulda tanınan bir çocuktu sigara içki de içerdi ortamlara da girerdi. Aramız çok iyiydi sadece ben onun yanında biraz ezik kalıyordum. Artık yalnızlığım başıma tak etmişti. Kız arkadaşımda yoktu ergen adamız kanımız kaynıyo malum abazalıkta var. Ailemdeki herkes sigara içiyor, ahmet bana hep içme derdi. ikram bile etmezdi öyle çok ta süt bir çocuk da değildim semtimde hatrım geçerdi.Çok sevdiğim bir kız vardı selin ona aşıktım. Onla aynı semtte otururduk ortaokul arkadaşımdı. Okulda çok havalıydı çok güzel bir kızdı. Bana göre fazla bir kız ama olsun hayallerim hep ama hep onunlaydı gözümü kapattığımda hep o gelirdi aklıma.Her şey o gün başladı arkadaşım Mert çok tedirgin bir şekilde elinde siyah bir poşetle yürüyordu.O da benim ortaokul arkadaşımdı. Kardeşim bu emanet sende kalsın 1 saate parkta buluşuruz dedi.Ben alamam dedim zorla elime tutuşturdu sonra koşmaya başladı arkasından 2 tane adam geldi sivil polisler silah çıkartıp beni yere yatırdılar.Ben içimden tüm duaları okurken polisler poşeti açtı.
Poşeti açtıklarında poşetin içinde don vardı bildiğin don. Polis sinirlendi yerdeyken bana tekme attı.Ben korkudan napıyosun bile diyemedim. Adam birden taşşak mı geçiyosunuz lan diye bağırdı herkes bize bakıyordu. Ben iyice korkmaya başladım 3,5 atıyordum. Birden adam ayağa kaldırdı beni yüzüme sert bir yumruk attı. Kelepçe taktı ve bir polis arabasına bindirdi ben karakolda ifade verir salarlar sandım ama adam kafama çuval geçirdi. Beni bir anda yolun ortasında indirdi. Kelepçeyi ve çuvalı da çıkarttı eğer dikkat çekecek bir hareket yaparsan bu son hatan olur dedi. Ben şok olduğum için ağzım açık hiç bir şey diyemiyordum. Adam beni takip et dedi diğer elemanda dikkat çekmeden arkamdan geliyordu. Bir anda büyük bir gece kulübüne girdik girdik ViP yerine gittik herkes bana bakıyordu bir şampanya şişesinde yüzümün yansımasını gördüm burnum kanıyor dudaklarımdan aşağıya inip çenemden montuma doğru damlıyordu ama ben hiçbir şey hissetmiyordum.
Bir adam geldi garson şefi falan heralde napıyorsunuz dedi bu sivil polis bunu itmesiyle arkadaki masanın yerle bir oldu bardaklar kırılmış içkiler dökülmüştü içerdeki herkes dans etmeyi bırakıp bize baktı. Takım elbiseli bir adam gelip bizi merdivenlerden indirdi ve geçit gibi bir yere geldik biraz yürüdükten sonra bir yazarhane nin içine girdik içeride marlon adnan vardı. Bana baktı çık dedi sonra içerden 2 el tabanca sesi duydum içeriden marlon adnan çıktı o babamın çocukluk arkadaşıydı beni çok severdi bende ona karşı hep saygıyı davranırdım. Bana baktı korkma dedi.Ben kapı aralığına bakınca etraftakileri kanları farkettim. Sadece ağzım açık bakıyordum.
Senin burda ne işin var oğlum babanın haberi var mı bu işte dedi. diyalog şu şekilde (+ben-Marlon adnan) +Abi noluyo o adamlar kim ne istiyorlar beni niye buraya getirdiler(korkudan ağlıyorum) -Kardeşim benim yanımda güvendesin yanlış bir anlaşılma olmuş heralde sen bana şu poşeti veren çocuğun adresini ver +Abi vallahi bilmiyorum (yalan) -Sana güveniyorum bu çocuğu nerden tanıyorsun +Ortaokul arkadaşım ama evini bilmiyorum -Bak o çocuk senin hayatını karartabilir o çocuktan uzak dur onu gördüğünde yolunu değiştir Bende onaylarcasına kafamı salladım bir anda müzik kesildi ve üst kattan polis telsizi sesi geldi. 'Girdik amirim' Adnan abi adamına işaret yaptı. Sonra ayağa kalktı ve bu olanları unut babana da hiç bir şey deme dedi.Ben yine kafamı sallamakla yetindim. Adnan abi gider adamı içerideki kolonyayı cesetlere döküp çakmakla yaktı baya alevlendi ortalık beni kolumdan tutup sürüklemeye başladı beni bi yere sokup kapıyı açtı ve dışarıya çıkarttı bana koşup eve gitmemi ve normal davranmamı söyledi.Ve içeri girdi. Ben koşarken arkamdan silah sesleri geliyordu. Korkudan ağlayarak koşuyordum ikide bir takılıp düşüyordum.Ama tekrar kalkıp koşuyordum.Eve gittiğimde saat gece 2 ydi. Babam bana nerdesin diye tokat attı. Hayatımda ilk kez babamdan tokat yemiştim. Hemen odama gittim ağlayarak uyandım. Sabah haberlerinde o mekanın yandığını ve içeride 9 polis cesedi olmak üzere 45 ceset bulunduğunu gördüm. Hasta numarası yapıp okula gitmedim...
Okula gitmediğim için annemle evde mal mal oturuyordum zaten mal olmuştum yaşadıklarım sonucunda annem bana dün neredeydin dedi.Bu soruyu bekliyordum.Ama sormakta gecikmişti. Niye bu kadar geç sordu bu soruyu.Ben arkadaşlarımla takılıyordum saati farketmedim. Annem doğru söyle dedi ve tokat attı. Babam ya da annem değil bana vurmak bana 1 kere bile bağırmadılar ben çok şaşırdım bu tepkiyi verince.Ben doğru bu dedim o da geri çekildi ve 'iyice babana benziyorsun' dedi.Ben hiç bir şey demeden odama koştum ve ağlamaya başladım. Akşam babam eve geldi hoş geldin bile demedim. Yaşlı gözlerimle odamda tv izliyordum. Babam odaya girdi. Usulca yanıma yaklaştı ve oğlum sakin ol dedi gözyaşlarımı sildi. Babam otopark işletiyor.Bak oğlum her şeyi biliyorum. Gecede biliyordum sadece sen anlatırsın diye bir şey demedim.Bu yollardan bende geçtim.(+ben - babam) +Baba ben bir şey yapmadım -Yapmadığını biliyorum +Niye bana kızıyorsunuz -Annende ben de senin iyiliğini istiyoruz.Bu işlere karışma... +(sözünü keserek)Baba zaten ben bir şey yapmadım -Sakin ol oğlum +Sakin olamıyorum baba belkide benim yüzümden bir ton insan öldü -Senin bir suçun yok dedi ve gitti. Ertesi gün cumartesiydi. Hemen kahvaltı yapıp Mert'in tüm olanların sorumlusunun evine gittim ve bağırmaya başladım. Dışarı çıktı.(+ben -mert) -Napıyosun lan(götü başı ayrı oynuyor) +Dün olanları anlat lan -Kardeşim kusura bakma(R) +Senin kusurunu sikeyim(Yumruğu geçirdim;) Hayatımda ilk kez vurdum. Bana karşılık olarak çakı yı çıkarttı ve bacağıma sapladı. Çakıyı çıkardığında çakıdan kanlar damla damla yere akıyordu.Ben bu görüntüyü görünce arkaya doğru düştüm.Bir elimle bacağımı bir elimlede kalbimi tutuyordum. Başımda dikildiğini gördüm. Birini aradı ve 'böyle olsun istemezdim' dedi.Ben o anda bilincimi kaybettim. Uyandığımda Hastanedeyim.
Uyandığımda ailem başımdaydı 8 yaşındaki kız kardeşim beni öperek uyandırdı. Yüzüm gülerek uyandım. Bana bakıyorlardı annem ağlıyor babam gözlerini ağlamamak için zor tutuyordu. Babam annem ve kardeşim odadan çıkardı içeri polis girdi. Bana taburcu olduğumda karakola gelmemi söylediler.Bu sefer babama her şeyi anlattım. Bana sakin olmamı söyledi. telefonu çaldı ve bana “Senin yanındayım” dedi odadan çıkarken telefonu açtı. konuşmaya başladı koridor da olmasına rağmen sesini duyabiliyordum. selam vererek açtı telefonu(+Babam) +Kardeşim yakışıyor mu size ? +Bana o çocuğu vericeksin (bağırarak) +Ben onu bunu anlamam cezasını ben vereceğim +Sakin makin olamam Bana baktı ben o sıra uyuyo numarası yaptım. +Benim oğluma kıyan o çocuğu geberteceğim o sırada annem ve kardeşim geldi...
1 ay hastaneden çıkamadım. Babam sık sık telefon görüşmelerinde böyle konuşuyordu.Ben taburcu olduğumda mert'in evine gittim dışarda mert'in ayakkabıları dışarıdaydı. Ordaki arkadaşlarıma sordum mert nerde diye. intihar etti dediler. Ben olayı iyice araştırdım bazı elemanlar vuruldu falan dedi.Ben Adnan abinin yanına gittim ama adnan abi yoktu. Sordum karakoldaymış. Bende hemen karakola gittim.Önce ifademi verdim sonra adnan abiyle görüşme izni almak için orada duran polisin yanına gittim. Bekle dedi ve Adnan abinin kaldığı yere gitti ve benim yanıma geri geldi içeri gir 5 dakikan var dedi. Sanki emri Adnan abi den alıyordu amirinden değil.Ben içeri girdim selam verdim.(+ ben - adnan) +Abi neden burdasın diyemedim tabi abi Mert ölmüş dedim -Babanın sonu da yakın +Ne diyosun abi -Baban öldürdü onu cezasını çekecek +Abi benim babam öyle bir şey yapmaz -Baban işlettiği otoparkına seni kaç kere gece çağırdı Sessizlik oldu +Çağırmadı ama orada kötü bir şey yapmıyor -Tabi kötü bir şey yapmıyor sadece kumardan aldığı parayı sayıyor ve tetikçilerine hedeflerini söylüyor. Babam ben doğmadan 2 yıl hapiste yatmış ama ne yüzünden yattığını bilmiyorum. Bana mantıklı geldi. +Abi doğru söylüyorsun dimi demire doğru yaklaştı ve -Lan benim işim gücüm yok seni mi kandıracağım babana selam söyle ve elemanın verdiği kağıdı ona ver. +ta... tamam abi…
Polis geldi başıyla adnan abi ye selam verdi. Sonra beni dışarı çıkarttı.Çaktırmadan cebime bir kağıt soktu.Ben sinirli bir şekilde eve yürümeye başladım.
Kağıdı açtım ve okumaya başladım -(Babamın adını Ekrem olsun)Ekrem dün cesedi bizim çocuklar buldu. Benim sana verdiğim emanetle adam vurmuşsun. Leşi eğer polisler bulsaydı olay bana patlayacaktı.Bu olay sana olan güvenimi kaybetmeme neden oldu. Senin ve oğlun için 1 görevin var emaneti benim kuruçeşme’deki mekana bırak.Ve iş için benden haber bekle. yazıyı okuduğum gibi soğuk terler her tarafımı sardı götüm bile terlemişti hemde 1 saniye içinde babama kağıdı vermek için otoparka gittim
Otoparkta 1 tane bile araba yoktu. Yazhaneye girdim kasa bomboştu pc gitmişti sonra yerde kan olduğunu fark ettim kamarelar pc ye bağlıydı.pc nin yerde parçalanmış olduğunu gördüm dışardaki kameralara dokunmamışlar ama yazhanedeki kamera kırılmış şekilde yerdeydi. Polisi sonra da annemi aradım. Anneme anlattım annem ağlayarak babandan bıktım ben annemin yanına gidiyorum ne hali varsa görsün deyip yüzüme kapattı.Çok öfkeliydi. Demek ki annem babamın ne haltlar yediğini biliyordu. Gelen polisler tam 5 araba da geldiler indiklerinde 15-20 kişi vardı ordan hemen soru sormaya başladılar. Kamera yedekleri olup olmadıklarını sordular o an aklıma ama tel için neutron adlı bir uygulama var o uygulamada kamera yedekleri canlı izleme gibi özellikler mevcut ama o an hiç bir şey aklıma gelmedi.Bi anda karakoldaki kağıt veren adam geldi ve bana takoz bir telefon verdi. Adnan abi arayacak dedi ve olay yeri inceleme bantları astılar bizim otoparkın ruhsatı yoktu bu olay da hemen çıktı ve otopark mühür yedi. Yani ruhsat çıkmadan açılmayacak otopark. Beni eve yolladılar tam kamera kayıtlarına bakarken Adnan abi aradı..
Selam bile vermedi Adnan abi direk konuşmaya başladı.(- Adnan abi +ben)
-Kardeşim özür dilerim +Abi ne diyosun sen -Bak seni severim babanı daha da çok severdim... Bir iç geçirdikten sonra devam etti -Baban Mert in canına kıydı ama Mert yalnız değildi, hiç yalnız olmadı. +Ne demek istiyorsun Adnan abi -Babandan intikam alacaklar onu kaçıranlar... Çok derin iç çekiyordu nefesi sanki ensemdeydi. -Mert onların tetikçisiydi. +Abi Mert daha kaç yaşında bab... Sözümü keserek devam etti -18 yaşından küçük olanlar daha az ceza yediği için onu seçtiler hemde çevresi olan serseri bir çocuktu.Her neyse ben burdan yarın çıkacağım sende kendine ve ailene dikkat et sizede intikam almak için zarar verebilirler. Telefonu yüzüme kapattı. Hemen annemi aradım, açmadı çıldıracaktım annem neden telefonunu açmıyordu.O sırada ahmet aradı(+ben - ahmet) -Lan gerizekalı kaç gündür arıyorum neden açmıyorsun +Kardeşim (ağlamaya başladım) -Lan iyimisin evde misin ? +eve.. evet
Telefonu yüzüme kapattı yarım saat sonra kapı çaldı elinde 6 bira ve cebinde çok açık şekilde olan 2 tane davidoff(sigara) hemen içeri aldım. Sarıldım kardeşim deyip olanları anlattım.O da efkarlandı bende.Ben hayatında sigara içmeyen süt sayılan çocuk 1 gecede 1 pakete yakın sigara ve 2 bira içmiş kusa kusa ölüyordum. Sabah kalktığımda ahmet simit almış simitle kahvaltı yaptık Ben Adnan abinin yanına gidecektim Ahmet bende gelicem diye tutturdu. Bende zaten tek korktuğum için ahmet’le gittim.
Ben ilk kez içtiğim için başım falan dönüyor ahmet in koluna girip yürüyorum. Aşağıya indik Ahmet in motoruna bindik tarif ettim yolu bas gaza dedim.O da hızlı sürüyor baya 15 dk ye gittik bu ahmet hızlı sürdüğü benim başım iyice dönüyordu.Bir baktım Adnan abi korumalarıyla dışarı çıkmış normalde hep tek tabanca gezerdi.3 araba hazırladı korumaları Adnan abi ortadaki mercedes'e bindi diğerleri siyah range di.Ben motordan inip kusmaya başladım. Ahmet “adamı kaçırıyoruz sırası mı şimdi” dedi.Ben kendimi biraz topladım sonra yürü takip edelim dedim. Motora bindik.
Yetişmek için muallak 110 bastı motor da scooter tir tir titriyor. Baktık ki boş bir ormanlık alana park ettiler bizde bir 100 metre falan gerilerinde scooter ı ağaçların arasına sakladık. Onları çok net görebiliyorduk bir baktık ki 5 tane siyah range çok hızlı bir şekilde Adnan abilerin yanına gitti.Ve arabalardan 10-15 kişi indi. Adnan abiler 8 kişiydi.Bir tane şık giyimli adam aşağıya indi 50 li yaşlarında bastonla gezen bi adam adnan abinin tam önünde durdu. Kısık sesli konuşmaya başladılar. Sonra Adnan abi sinirlenip.
-Menderes beni tanımamışsın dedi.(silahını hızlı bir şekilde çıkardı) Menderes in adamları daha hızlı çıktı ve Adnan abileri taradılar sadece Adnan abi den bir el ateş sesi duydum ve Menderes bacağını tutup yere attı kendini.5 saniye içinde yerde 6 ceset vardı. Menderes i adamları araba koyup hemen kaçtılar ben koşmaya başladım Ahmet dur gerizekalı dedi ve tuttu beni. Adamların gözden kaybolduklarını görmeden başımı kaldıramadım Ahmet lan şu adam yaşıyo dedi. Hemen baktım o adam Adnan abiydi. Yaralı bacağımla Adnan abinin yanına koştum Abi diye bağırdım(+ben -adnan abi) -anlaşamadım babanı alamadım…
Ağzından çıkan kanlar konuşurken fışkırıp yüzeme geliyordu.Ben sadece bakıyordum.
-Al bu tespihi benim mekanlarım artık senin mekanın (elime gümüş bir tespih verdi) Ahmet dizlerinin üstüne çöküp boş boş bakıyordu. -Al bu benim silahım artık senin silahın (gümüş renginde parlayan bir silah) +Abi adna.. Sözümü keserek -Babanı sen kurtaracaksın benim mekana git tespihi göster ye... +adnan abi
Adnan abi ölmüştü. Bacağımı zorladığım için kanıyordu ama bunun benim mi yoksa adnan abinin mi olduğunu bilmiyordum silahı kemerime soktum tespihi cebime attım motora atlayıp hastaneye gittik bacağıma pansuman lazımdı.
Hastaneye giderken yoldan gecen herkes bize bakiyordu savas gazisi gibi etrafta dolaniyordum. Hastenin onune geldigimizde beni goren doktor hemen sedye getirdi yatirdi ahmet konusmaya basladi ama ben baya kan kaybetmisim olayin sokundan haberim yok neyse bunlar konusurken beni bi odaya soktular. Ben orda bayildim. sabah uyandigimda yalnizdim ahmet i annesi eve cagirmis cocuk da gitmek zorunda kalmis. Doktor geldi yanima nasilsin dedi
Ben iyiyim ne kadardir yatiyorum dedim cok kan kaybettin en az 2 gun daha burdasin umarim sigortan karsilar dedi. Babamin maddi durumu Allah’a sukur iyidir ben parada sıkıntı olmaz dedim tamam sen dinlen dedi. Benim kafami gommemle 12 saat daha deliksiz uyumam bir oldu. Beni annem tokatlayarak uyandirdi gozlerimi açınca mutluluktan agalamaya basladi kucuk kardeşim de elimi öpüp “iyimisin abicim” diyordu bende iyiyim prenses diyordum.
Annen kardeşimi yolladi ve bana olanları sordu.Ben her seyi anlattim. Artik ailemden bir şey saklamayacaktim annem Menderes adini duyunca bir gozleri doldu bende Menderes adini duyunca aklima silah ve tespih geldi hemen isler taka sarmisti. Annem silah ve tespihi soylemedim. Annem bana Menderes'in babamin eski is ortağı olduğunu söyledi. Annemle tanisinca gecmis hayatina bir sunger cekip Menderes'e siktiri cekmis.O günden sonra babam Mert olayına kadar hiç Menderes’le konusmamis.
2 gun yattıktan sonra Ahmet geldi beni motorla hastaneden almak için hastanenin önüne park etti. Anneme kaçıp gitmesini babamı kurtaracagimi soyledim annem de gönlünün razı olmadığını belirterek tamam dedi. Taksiye binip otogara gitti. Kucuk prensesim de bana saç tokasini verdi ve beni unutma abicim seni cok şeviyoyum dedi benim gozlerim doldu.
Ahmet’le motora binmeden once emanetle tespihi sordum “bende” dedi. Icim rahatladi.
Motora bindik ve Adnan abinin mekana gittik tespihi gosterdigim beni vip yerinden iceri aldilar siyah takim elbiseli adamlarla doluydu hepsi Kocaman bir masa vardi mafya babalari oturuyordu ben hayatimda hic olmadigim kadar cesur davranip belimden tabancayi cikardim ordakim herkes silahlarini cikartmisdi.
Hepsi tek bir ters harekette delik desik ederlerdi beni.Ben usulce silahi masaya koydum ve tespihi cikarip Herkese gostererek silahin ustune koydum bağırarak
-Menderes Adnan abimizi Öldürdü. Dememle herkes sok oldu tekila icenler shot atarak bardaklari masaya sertce vurdu.
Herkes bana bakarken bir anda başka bir adama baktilar bu adam Menderesti basini yavasca yukarı kaldırdı ve bastonuna tutunarak yanima geldi.Ben 3,5 atarken elini omuzuma koydu yiğenim gel senle bir yürüyüşe cikalim dedi.Ben bir sey diyemeden yurumeye basladik beni dar koridorlardan geciriyordu ve arkamizda 1 tane adam vardi. Agzindan su kelimeler dokuldu
-Babani severdim baban eskiden benim icin calisan bir tetikciydi ise basladigi zaman senin yaşlarındaydi ama senden daha uzun ve gucluydu hemde acımasızdi. isime yarayan ve sevdigim tek kisi oydu yasi buyudu ve annenle tanıştı bu isten ayrilmak istediğini soyleyerek bana bir terbiyesizlik yapti bizim camiamizda boyle seyler olmaz…
Adam cok iyi bir konusmaciydi bu acik ve netti ben konusmasini bolemiyordum cok akici konusuyordu sonra devam etti.
-Baban ne yaptı biliyorsun dimi benim yanimda çalışan bir genci öldürdü…
Tam o sırada bir kapının önüne geldik. Adamina isaret cakti ve kapiyi actirdi. Iceride babam vardı. Ama bu yaşadıklarimdan sonra soğukkanlilikla beni buraya niye getirdiniz dedim. Menderes de şaşırdı.
-Babanı görünce mutlu olursun sandık Bende -Babam serbest kalirsa mutlu olurum Dedim Sonra babamin yanina gittim cok kotu dovmuslerdi yaklasik 1 hafta oluyordu sakallari uzamis 2 gozu mor burnu yamuk ve disleri dokuk olan kisi babam olamazdi…
Gozlerim doldu.
Menderes konusmaya basladi
-Baban ve sen özgürsun bir daha bana veya bir adamima bulaşırsanız sonunuz Adnan gibi olur dedi ve basini one egip ağır adimlarla gitti
Babam konusamiyordu. Ahmet kosarak geldi Ekrem abi dedi ve ben bir koluna girdim o bir koluna girdi.Onu dışarı, çıkarırken Menderes e ofkeli gozlerler bakiyordum .
Taksiye binip hastaneye gittik. Bana bakan doktor ne haltlar karıştiriyorsun dedi. Cevap vermedim sonra tekerlekli sandalye getirdi bana sinirli bir sekilde bakiyordu babami dag gibi adam babam tekerlekli sandalyede boynunu saga bulmus yatiyordu. Hemen bi odaya yatirip serum tuttular polis cagirdilar.
Sokakta buldugumu soyledim polislere, babamin uyaninca karakola gelmesini soylediler. Sonra gecmis olsun diyip gittiler. Annemi arayıp babamin burda olduğunu soyledim. Annem bir oh cekti. Doktor yüzü asik bir şekilde yanima gelip babama burnu icin ameliyat yapacaklarini soylediler.Ben uyaninca yaparsiniz dedim.Ama burnu cok yamuldugu için nefeste sıkıntı olur acil dediler.
Bende kabul ettim babamin Hesabindaki para suyu çekmişti hastane ozeldi.
Annem hemen geldi gece gündüz babamin başında bekliyorduk okuldan arıyorlardı surekli annemle okula gidip devamsizligimi sildirdim.1 ay boyunca girmedigim sinavlara girdim yeniden ders calismaya baslamistim.1 ay sonra okuldayken annem “baban uyandi” diye aradi cikista taksiye binip hastaneye gittim annem doktorla tartışıyordu.
Biliyordum para yüzündendi hemen iceri girdim babama sarildim babama hic bu kadar içten sarildigimi bilmem bana yaptiklari odetecegiz oglum…
Ben artik eskisi kadar masum degildim artik daha ciddi olgunlasmis ve soğukkanli bir insandim. Annem para mevzusunu soyleyince babam bana Avni diye bir adamin adresini verdi adamin babama 13 bin lira verecegi varmış. Ben adrese gittim. Ben villa falan beklliyordum apartmana gelmistim babami arayip kati ve daireti sordum 4.kat 25.daireye girdim ama kapiyi acmiyordu.
Sinirlendim ve kapiya cok da sert olmayacak şekilde tekme attım bir sandelyenin ustunde oturan bir adamin kafasindan kanlar akmis kurumustu masada 3 serit kokain in vardi 3.cu şeridin yarisini icmisti. Normalde kacardim ama paraya ihtiyacim vardi. Nedense cesedi gordugumde midem bile bulanmadi artik tiksinmiyordum artik alismistim...
Cekmeceleri karıştırdım ama boklu donlardan başka bir şey yoktu. Evden tam cikacakken ayak sesleri geldi ben korkup yere dusen silahi elime alip kapiya dogru nisan aldim…
Ayak sesleri yaklastikta ellerim daha cok titriyordu.
En sonunda konuşma sesini bu ses Menderes in sesisydi. Hemen silahı aldığım yere koydum ve içeriye koştum. içerdeki bir koltuğun arkasına uzandım kulağımı yere koydum Menderes tek değildi ama kaç kişiydiler bilemiyorum. Menderes içerideki ceseti görünce
-Gerizekalılar bir bokuda becerin bu silahın burda ne işi var…
Normal bir şekilde bir konuşmaya devam ettiler beni farketmedikleri için şükür ediyordum.Ama bir anda kafama silahın namlusunun dayadı birisi.Bir anda koşarak bir biri daha geldi beni kaldırdı biri bir koluma diğeri diğer koluma girdi. Kaçmam imkansızdı. Beni Menderes in yanına götürdüler.
Menderes konuşmaya başladı.
-Seni de babanı da uyardım siz falanca(soyisim yerine yazdım) ne laftan anlarsınız ne dayaktan.
Ben buna sinirli bir şekilde baktım. Sonra piç sırıtması yaptı ve cebinden Adnan abinin tespihini çıkardı. Tespihi ucundan sağ eliyle tutuyordu.Bir anda elini geriltti.Ve tespihle tokat attı bana(Ben yere düşen boncukları topladım bi 10-15 tane toplayınca).Devam etti
-Hepiniz böyle dağılacaksınız Ben bir anda bağırdım -intikamım acı olacak!(O kadar çok bağırdım ki sesim apartmanda eko yaptı ve boğazım acıdı).
Bir anda apartmandan sesler geldi. Yaşlı bir teyze noldu diye bakmaya geldi.O sırada ben yine olsa yapamayacağım bir hareket yaptım ve Menderes le adamları kadına bakarken ben adamın kafama dayadığı silahı elinde almaya çalıştım alamayınca ittim adam cesede 1 kurşun daha sıktı yanlışlıkla. Diğer adam benim arkamdan sarılmaya çalıştı ben dirsek attım. Hayatımda koşmadığım kadar hızlı koştum.
Babamın yanına gittim olayları anlattım. Babamın gözlerindeki öfke ateşi bu sözlerle daya çok harmanlanmıştı. Yüzünü pencereye çevirdi ve bir şey söyledi. Duyadamım ne dedin dediğimde
Takımı tekrar toplayacağız dedi Ben de artık bir şeyleri anlamaya başlamıştım. Babam -Hazırmısın? Dedi.Ben babamın oğluydum ve onun kadar cesurdum neye dedemeden direk -Hazırım
Dedim taksiye binip otoparka gittik. Babam mühürü kırıp yazhaneye gitdik içerideki çekmeceden adnan abinin tespihinin aynısını çıkardı. Sonra arkadaki depo ya gittik içerde patlak lastik teyip tamir kutusu ilk yardım kutusu gibi şeyler var. Babam tamir kutusunu açıp içindeki her şeyi döktü ve gizli olan gözü açıp içinden adnan abinin silahının aynısını çıkardı. Hemen arabamıza bindik (audi a4) Ormanlık bir alana gittik eski bir ev vardı ama evin ışıkları açıktı. Babamla arabayı parkedip evin içine girdik. içeriden mini etekli kızlar tekila dağıtıyordu.. içerisi çok büyük ve gösterişliydi dışardan ilgi çekmiyordu. Herkes bize bakıyordu. içeriden fısıltılar geldi Ekrem... Ekrem abi.
Babama içeride olan yaşlı bir adam işareti çaktı hemen babam adamın elini öptü. Babam olayları anlatıcan biliyoruz dediler ve içerideki ofise gittik 30 kişi toplantı salonu gibi bir odaya gitmiştik herkes yerine oturmuş arkalarında korumaları tetikte bekliyordu. Babam silahını ve tespihini çıkarttı herkeste aynı tespih ve silahtan vardı. Belliydi bu bir mafya ailesiydi. Babam intikam almamız lazım deyince elini öptüğü yaşlı adam sen reisi mi öldüreceksin dedi. Ben şaşırdım ama babam soğukkanlılıkla devam etti.(-babam + yaşlı adam)
-Az kalsın beni öldürüyordu
+Yaptıkların sonucunda ölmeyi hak etmedin mi? Babam yutkundu ve devam etti
-Benim bu dünyadaki mirasımı alıyordu (bana bakarak dedi)
+Oğlun hiç boş durmamış Böyle devam etti konuşma.En sonunda babamı 6 kişi destekledi.
+Siz 6 nız gidin ne bok yerseniz beni uğraştırmayın Dedi ve kalın uzun ve damarlı * puroyu ağzına aldı ayaklarını masaya uzatıp eliyle gidin işareti yaptı. Bizi destekleyen 6 adamdan sadece 2 si bizimle gelmeyi kabul etti. Uzun olan adamın adı Kerim. Karadenizli olana adamın(Burnu 30 cm ve kemikli)Dursun. Dursun bizi ofisine götürdü ve plan yapmaya başladık.
Babam ben dahil toplam 28 kişiydik herkes de bir tabanca olacaktı. Sonra son bir haber geldi Menderes yarın uçakla londra’ya gidiyorumuş.Tam olarak plan yapmadan apar topar gecenin 2 sinde Menderes in mekanını basmaya gittik.Şimdi düşünüyorumda bir baba oğluna 16 yaşındayken eline silah verip mafya stajyerliği yaptırır mı?
Mekan kocaman bir kumarhaneydi tabi dışardan bakımsız bir villa gibi gözüküyordu.
Babam sigarasını yaktı. Ve arabadan inmeye başladık 28 kişilik küçük bir orduyduk 10 kişi arabaların yanında kalıp güvenlikleri arabaya çekip bizim içeri girmemizi kolaylaştıracaktı.
Hemen ateş etmeye başladık güvenlikler arabaya doğru koşmaya başladı biz tam koşarlarken villanın kapısına girmeye çalıştı bizi biri farketti ve taramaya başladı sadece silah sesleri ve elime yüzüme sıçrayan kanları hissedebiliyordum.Ama şoktaydım sanki felç inmişti.En sonunda babam beni tutup aşağıya yatırdı. Bizden biri o adamı halletti ve içeriye ateş ederek girdik herkes masanın altına saklanmıştı. içerideki güvenlikler ateş edemedi içeride müşteriler vardı.O an hepsi bir şey yapmayın deyip silahlarını yere attı bizim dışarda arabanın yanında duranlar dışarıdakileri halletmişti. içeriye onlarda girince rahat bir 20 kişi vardık içeride 4 tane güvenlik vardı.
Babamla ben yukarı çıktık, babam tüm odalara tekme atıp içeri atlıyordu ama tüm odalar boştu.Tek bir oda kaldı yavaşça kapı kulpunu indirdim.Ve içeride prensesim vardı.Abi der demez Menderes prensesimin başına silahı dayadı babam hemen yanıma geldi. Bağırmaya başladı.Ben tekrar şoka girmiştim babam bırak.. yoksa... yoksa... ölürsün kelimeler kulaklarımda takılıyordu her şey ağır çekimde gerçekleşiyordu Menderes geri dur.. yoksa... ölür.. beni buna mecbur bırakma diyordu.
Babam bir anda silahını Menderes e doğrulttu Menderes tetiğe bastı.Ve küçük kız kardeşimin prensesimin kanları diğer duvara doğru akmaya fışkırmaya başladı. Babam Hayır diye bağırdı.Ve dizlerinin üstüne çöktü.O sırada Menderes babama silahını doğrulttu.Ben de belimdeki silahı almaya çalıştım.Ama menderes daha hızlıydı babamı tam kalbinden vurdu.Ben silahı çıkarınca tam 11 el ateş ettim en sonunda mermi bitmişiti Menderes karnını tuttu ve geri geri gitmeye başladı.Bir anda arkasındaki camı kırıp yere kapaklandı. Babam bir eliyle kalbini tutu diğer eliyle ağzından çıkan kanları tutmaya çalıştı sonra bana o baygın gözlerle bakıp yüzüstü yere çakıldı.
Ben hala şoktaydım 30 saniye öylece yerdeki 3 cesede baktım. Sonra polis sesi geldi. Aşağıdaki elemanlardan biri beni uyarmak için yanıma geldi etrafı görünce beni kolumdan tutup zorla dışarı çıkarttı tam aşağıya inecekken polislerin aşağıda olduğunu gördük ve Menderes in kırdığı camdan aşağıya tutunarak indik.
O orman evine gittik olayları anlattık o gün orada kaldım annemi aramama rağmen telefonlarımı açmıyordu. Ertesi gün eve gittim ve evde anemin bıraktığı notu gördüm gitmiş ve bir daha gelmeyecekmiş. Ahmeti aradım gelirken 1 kasa bira 10 dal kalın puro ve 2 paket parliament almasını söyledim 30 dk ye geldi.Ve bana sınıfta kaldığımı söyledi.Ben hiç siklemedim.
Dursun abi beni cezaevinden aradı teshpihini bana verdi. Ve şöyle dedi
-Benim hiç erkek oğlum yok tüm suçlarım ortaya çıktı müebbet yedim senden başka bunu verecek kimsem yok. Dedi, ben direk kabul ettim ve onun koltuğuna oturdum. 17 yaşıma geldiğimde milyonlarla oynanayan bir çocuktum...
submitted by hassnictir01 to kopyamakarna [link] [comments]


2020.04.05 23:26 poukerem Medyamız neden böyle?

Siyasi olarak demiyorum. Siyasi açıdan bakınca zaten genel olarak işe yaramaz bir medyamız var. Ama yani genel haber bültenlerimiz neden bu kadar televizyonda boş saçma sapan haberler. İnternet haberlerine bakıyorsun sırf insanlar habere tıklasın diye abuk sabuk başlıklar tıklanma sayısını arttırmak için haber içinde haber şeklinde web siteleri bazen insanın işi düşüyor hakikatten insanın sinirleri bozuluyor marketin açılma saatine bakmak için googledan aratıyorum migros çalışma saatleri>migros açılış kapanış saatleri> migrosun kaçta açıldığını öğrenmek için tıklayınız> migros bilmem kaç yılında kurulmuştur türkiye çapından kurumsal parakende.... Yada kaç gündür denk geliyorum yani rast gele sürekli corona cinsel yolla bulaşır mı ya abi adamlar bulaşmasın diye 1 metre 2 metre insalardan uzak durun diyor sürekli her yerde sen zaten 1 metre uzaktan cinsel birliktelik kurabiliyorsan zaten corona pardon abi der bulaşmaz sana. Mesela eve kapanan benim gibi bir çok arkadaş vardır benim gündüzleri televizyon açınca o sabah programları falan ne ya gündüzleri evde olamak durumunda kalan insanlar, ev hanımları gibi bunlara ister istemez maruz kalan insanlar neden sıfır eğitici içerik saçma boş programlar izlemek zorunda bırakılıyor. Yıllardır bunu biliyoruz zaten hazır insanlar evlerinde buna tanıkken boş boş oturup medyayı incik cincik ederken buna bir dikkat çekmeye belki bazı şeyleri degistirmek için bir şeyler yapabilir miyiz
submitted by poukerem to Turkey [link] [comments]


2020.01.15 02:59 Unistonen Unikharion'un Günlüğü Vol. VI

Unikharion'un Günlüğü Vol. VI
Günlük!! İnanılmaz olaylar yaşandı bu hafta. Ve evet, hala hayattayım! Şimdilik.
Öncelikle bindiğim gemi meğer direk Vein’e değil, Dalieh’te duruyormuş! Gemi taak durunca kıyın kıyın çıkayım derken aydınlık, ferah görünümlü evler ve arnavut kaldırımlarını görünce şaşırdım. Kaptan Greysha “Bu akşam buradayız, sonra Vein’e yolumuz devam eder.” diyerek iki koca sandığı üstüme saldı. Kollarımın iki santim uzadığını ve kaslarımın tel tel koptuğunu hissettim o an. Neyseki tek verdikleri iş buydu- her ne kadar gücümün büyük çoğunu o sandıklara harcasam da. Ama yüzümü limanın geri kalanına çevirdiğimde, bacaklarım karıncalanmaya başladı. Buraya hiç gelmemiştim ve şimdi vaktim vardı. En azından bi genel gezmek uymaz mı?
Tam o sırada bak kim geldi yanıma- Hugin’i hatırlıyorsun, de mi günlük? Horus civarında kanadı kırıkken yavrucağızı alıp tedavi etmiştim. Şimdi çok büyümüş! Dalieh’te ne işi var, gerçekten bilmiyorum ama daha sandıkların üzerinde otururken o ilginç ötüşünü duydum. Geldi kondu şapkama. Bu arada şapka da Dalileh için sıcak geldi, çıkarttım. Hazır gemiye yakınken de daha ince bir şeyler giyindim.
akşam yemeğimi çalarken bile tatlı kerata!
Dalieh, Eski Tempest’ten kopma bir ada. Nispeten ılıman bir iklimi var. Meydan yerine, içinde bilimum dükkanın olduğu geniş sokaklar var, her sokakta ayrı bir zanaat toplanmış. Vergan ya da Walgrunt gibi ihtişamlı evlerdense daha mütevazi, bir ya da iki katlı kutu gibi evler sıkış tepiş konmuş. Fakat evlerin küçük göründüğüne bakmayın, içerisi çok geniş oluyor genelde. Hele başımı soktuğum dükkanlar inanılmaz. Hayatımda bu kadar dolu dükkan görmedim!
Fakat burada gezmeye yer yok. Dükkan sahipleri “ya bir şeyler alırsın ya da-“ Neyse, tahmin ettin ne dediklerini. Bir silah dükkanında en son “Evet” dedim, “nelerin var reis!” Söylediği fiyatların çoğunu ne duydum, ne ben ödeme olarak aldım. Keşke teklif edilse! Bir sene en güzel hanlarda en güzel yemekleri yiyerek rahatça gezerim. Ama Vergan sarayı bile vermez o paraları. Teşekkür edip çıkarken adam yine arkamdan küfretti. Neymiş efendim, Dalieh’in en büyük dükkanına böyle mi girilirmiş! Adı da Ejder Silahları gibi kolpa bi şey ha. Umarım soyulur be!
Hanlar ve tavernalarda farklı değil bu arada. Esnaf lokantası gibi bi yere gideyim dedim, Walgrunt’a şükrettim! Bi sığır birasına bir gümüş nedir ya!? Artık açlıktan pes edip, ucuz diye sardalya dürüm kemirdim. 90 bakıra böyle tat da, ne biliyim… Gerçekten yapacak bir şeyim yoktu. İçecek de ya bira ya da şarap vardı, hiç alkol alasım olmadı o tada. Böyle de kuru kuru bir yer Dalieh sokakları.
İşte orada anladım millet neden bu kadar gergin ve kötü kötü – burası baya korsanların mekanıymış. Yemek sırasında beni arkadan soymaya çalışan adam olayı izah etti. Elektrikle zıplatınca bi geri çekildi tabi. Burası bi nebze yazlık ya da çoğu korsan topluluğunun karargâhı gibi bir yermiş kısaca. O yüzden fiyatlar tuzlu ve dükkandakiler kızgın. Ve soyguncu bol. Neyseki sadece bi akşam kalıyorum, yoksa donum bile kalmaz buralarda.
dürüm kemirirken çiziktireyim dedim
Tabi o dürüm yetmedi bana. Gezerken baktım şehrin daha kuzey taraflarında meyve bahçeleri var. Biraz orada soluklanıp, sahipsiz görünen elmalardan yiyeyim dedim- ama biliyorsun günlük, ben sakar bi insanım. Ağaca tırmanıp, elmaya uzanırken küt diye düşmeden olur mu? Ellerimin üzerine düştüm. Acıdan yarım saat kıvranarak, küfrederek ağladım. Hugin de kuzum dolandı ellerime, belki diner acısı diye. Sırf o tatlılığından bi posta daha ağladım.
Acıdan dudağımı ısıra ısıra şehre döndüm, bi revir, bi iksirci var mı diye. Herkes beni ya “Mavi İksir” ya da “Denizin Kalbi” diyerek kovdu. Ben de “yeter bee, kendim yol bulurum!” diyerek limana çıktım.
Limanda da maceracı tipli bir grup vardı, belki onlar bilir mi diye yaklaştım: Bir Pagretli, kılıç ustasına benzeyen bir adam, bir elf ve bir Tabaksi. Çok hararetli bir tartışmanın ortasındaydılar. Fakat neyi orada fark ettim? Ulgath’taki olayı hatırlıyor musun, limanın paramparça olduğu? İşte o adamlar, eminim! Böyle bir grup başka nerede olacaktı? O an heyecanımı yenemedim, yaklaştım ufak ufak. Yandan küçük cep defterimle tiplerini karalamaya çalışırken, Tabaksi arkadaş beni kovmaya çalıştı- hem de velet diye! Sonra diğerleri de bana “küçük kız” demeye başladı. Yine boydan kaybettim yani günlük... Ama elf olan beni tanıdı! Hemen güzel pozlarını verdiler, o kadar havalıydı ki hepsi! Tabaksi olan bey kendisini maskeli istedi nedense, ilginç bir tercihti. Ama Pagretli beyefendi hemen morlu ufak bir alev çıkardı, yanlış görmediysem Elder Blast. Belli ki eli ayarında birisi, Warlock diye anladım ama yanlış da olabilirim. Kısaca heyecan verici bi olaydı, ama elimin acısından karç kurt bir şeyler çıkartabildim. Yüzleri asıldı ama buna rağmen biraz ekmek ve beş altın verdiler.
Fakat elf bey (Feanor’du ismi yanlış hatırlamıyorsam) bana çok acıdı. Hazır yollarının da üstüyken, beraber iksircinin yolunu tuttuk. Tabaksi bey Dalieh’e baya hakim gibiydi, gruba bol bol öneride bulunuyordu. O sırada büyük bir gölge üzerimizden geçti ve Feanor’un koluna benden de büyük bir kartal kondu. Tüyleri parlak, bakışları pençeleri kadar keskindi. Hugin onu görünce biraz gerildi ama ekibe güvenerekten onu sakinleştirdim. Hugin başka yırtıcı kuşlardan hep bir gerilir, kanadını kıran şeyden dolayı diye tahmin ediyorum. Boyutu da yine minyon olunca, korkması doğal cancağızın.
Ve gördüğümüz ilk büyük iksirciye daldık. Girdiğimiz gibi de olaylar gelişti.
Başlamadan şunu tekrardan belirtmem gerek: Bir iksircinin kalitesi ve amacı, satıcının selamından ve masaya ilk ne koyduğundan belli olur. Bu adamın daha girişten muazzam bir kafası vardı, geldiğimiz gibi masaya direk zeytinyağı, kahve tozu ve Akademi’de daha ilk derste hakkında uyarı yapılan salyangoz iksirini koyunca, ben anladım olayların karışacağını. Zaten iksirci de içtiği salyangoz etkisiyle acayip acayip sesler çıkarmaya başlayınca dedim s**tık. Warlock bey de aynısını düşünmüştü ki, ekibi önden uyardı.
Bu arada kılıç ustası bizi toparladı ve gayet açık açık planını yaptı- hırsızlık yani. Feanor bir an “Göz şimdi hırsızlık mı peşinde?” diye karşı çıktı, anlamadım- Göz neydi? Sonra Theodas’tan ve bir çocuk katilinden bahsettiler- Theodas’ın ölümüyle ilgili bir şeyler mi biliyorlardı? Noble Joe’yu mu tanıyordular? Özellikle elfe çok yükleniyorlardı, sanki elf özellikle bir şeyler biliyor gibi… Pagretli beyefendi (ismi Q-Quintus?) de sanki bu muhabbetten uzakmış gibiydi, ikimizin de kafası karışmıştı. Daha bunları özümseyemeden, kılıç ustası Tabaksi’ye arkadan bir kese uzattı ve iksirciyle konuşmaya başladı.
Tam o sırada kapıdan iki kişi geldi. Genç olan kollarından sakattı, benden bile kısa olan adam da “Lundin geldiii.” diye sayıklıyordu. Göz açık kapayıncaya kadar Feanor kartalını delirtmeye, Quintus yalandan masayla ilgilenmeye, Lundin delirmiş gibi konuşmaya, kılıçlı adam (Mugen olduğunu hatırladım isminin) dans etmeye, Tabaksi de (adı Hebi’ydi?) yandan her şeyi ceplemeye başlamıştı. Ben de o sırada duvara dayanmış, Hugin’le bu curcunayı izledik. Tam artık ne olduğunu takip edemiyorken, Feanor’un işaretiyle kolumdan tutulup hep beraber dışarı çıktık.
Limanın sakin bir köşesinde Mugen elini torbaya attı ve kalbimi rahatlatan Mavi İksiri çıkardı. İksiri yudumlayınca gelen ferahlık ve el kemiklerimin yerlerine oturmasını dinlemek muazzamdı. Ayrılmadan onlara son bir iyilik yapmak istedim. Öncelikle Kargaresh anılarımdan bi sayfa verdim. Kara Topraklar sığınmak için ideal değil, ama Vein sakinleri bile Kargaresh’ten bahsederken bi duraklar. Bu ekip de tek yiyecek gibi durmuyordu. Feanor bunu deyince hemen atladı, biraz şaşırdım şahsen. Fakat Tabaksi, Vein haritası sordu. Vein için önden ufak bi harita alıp, eskizini ne olur ne olmaz diye kaydetmiştim. Birini versem sorun olmazdı. Ama acaba karşılığında son bir şey istesem, çok mu olurdu?
Bunları düşünürken, gözüm bir ağaca takıldı. Neden bilmiyorum, ama aklım Akademi’de okuduğum bi kitaba gitti. Boy uzatmayla ilgili bir rivayet ve deney. Zamanında denemiştim, ama daha çok küçüktüm. Şimdi tekrar denesem olmaz mıydı?
Böyle güldüğüme bakma, içten içe ağlıyorum
Ağaca tepetaklak astırdım kendimi. Evet, bacağım güzelce gerildi. Ama değişiklik? Tabiki yok! Çünkü ben 8 kardeşin arasında bu kadar bahtsızım günlük! Güneş Tanrısı bana gülmemişti, daha sadece 3. çocuk olmama rağmen!! Neyse, ricamı yerine getirdikleri için onlara Vein haritasını verdim. Birbirimize hoşça kal dedik ve yollarımız ayrıldı.
Fakat biliyorsun günlük, ben bazı şeyleri kafaya takan biriyim. Akşam benim içime bi kurt düşmesin mi? Bunlar o ilk çizimime çok bozuldu, o kadar da iyilik yaptılar. Onlara nasıl teşekkür edebilirim derken, baktım eski çizimi benim çantaya tıkmışlar. O kadar sevmemişler yani! O zaman yapılacak tek bir şey vardı.
Neyseki pozlarının eskizini yapmışım. İşim bittikten sonra taverna taverna gezip aradım bunları. Sadece en son girdiğim handa Quintus’a benzeyen birini anlattılar. Belli ki bunlar çoktan yola çıktı. Hüzünden hanın kapısına çökerken, Hugin beni gagaladı, pençesini uzattı. Bir umut ayağına bağladım, saldım resmi.
Hugin bir iki saat sonra geldi. Deniz kokuyordu. Bacağında da bir kese. İçini açtığımda, kalbim ısınmıştı. Bunlar bana çokça altın yollamıştı, yanına da bir şişe- iksirciden cepledikleri mürekkep. Bu marka genelde Helgen tarafında üretilir. Bulması zor, fiyatı da tuzludur. Fakat kalitelidir, kolay solmaz. Güzel bir kalemle en ince ayrıntıları bile halledersin. O kadar sevindim ki günlük! Sevinçten göğe baktığımda, milyonlarca yıldızla göz göze geldim. Onlar da mutluluğumu paylaşır gibiydi.
geriye sadece bu eskizim kaldı. Umarım beğenmişlerdir
İşte böyle günlük. Şu an gemi tayfasıyla bi handa uyumaya yakınız. Beni en köşede bir yer yatağına attılar ama alışkınım. Yarın Vein’e yelken açıyoruz. Acaba Ulgathlı ekip varmış mıdır? Peki onlar ne peşinde? Âlâ mıdır yoksa şer midir bunlar? Belki de ehvenişer? Bana çok da kötü görünmediler ama burası Kalbedur, her yerden her şey çıkabilir.
Şer demişken, korkunç bir şey hatırladım günlük. Ben bunlara Kargaresh günlüğünden sayfa verdim dedim ya. Ben bunlara Slatur’un sayfasını vermişim! Baya sadece malzeme ve duası var- bunlar beni kara büyücü zannedecek!! Ben yandım! Ya o Warlock beyefendi, beyefendiliğini bırakıp beni yakacak, ya da o Mugen herifi beni bulur da kıyma yapacak!
Onu geçtim, bunlar Vein’den gidecekse nasıl girecekler, Vein girişini bulabilirler mi bi başlarına? Aaaaah, benim salak kafam! Şimdi düşünüyorum da, umarım Vein’e gitmişlerdir çünkü onları durdurup durumu izah etmem gerekiyor.. Off, kafama bacağım girse bu kadar kötü olmaz.
Neyse, vakit gerilme vakti değil. Bir iki güne Vein’deyim. Orada her şeyi izah edeceğim. Sorularım da cevaplanacak, inanıyorum! Dayak yiyip Kara Topraklara atılsam bile gideceğim oraya! Noble Joe da kimmiş!! Slatur ve Hugin buradayken bana hiçbir şey olmaz!
Ve dediğim gibi günlük, bu eğer son yazımsa, benimle yol aldığın için çok teşekkür ederim. Slatur mevzusu hala geçerli. Gerçi şimdi sadece ona değil, aynı zamanda Hugin’e de sorumluluğum var. Onları ne olursa olsun koruyacağım. Eğer o Ulgathlı ekibi de görürsem, onların da foyası Vein’de belli olur. O zaman görürüz şer midir ehven midir bunlar.
Selametle!
- Uni
submitted by Unistonen to ehvenisers [link] [comments]


2019.11.03 15:45 masalokucomtr Nasrettin Hoca Fıkrası

Nasrettin Hoca Fıkrası
https://preview.redd.it/0y8fj25ghhw31.jpg?width=640&format=pjpg&auto=webp&s=f2c18a0c03825f6f5779aa53e5d2ca619c73c2ee

Parayı Veren Düdüğü Çalar Nasrettin Hoca Fıkrası

Nasrettin Hoca‘nın pazara gideceğini duyan çocuklar çevresine toplanırlar. – Hoca, bana düdük al! – Bana da, bana da! -Ben de düdük isterim! – Bir tane de bana! Ama çocuklardan sadece biri Nasrettin Hoca’ya düdük parası verir. Akşama doğru Hoca pazardan döner. Çocuklar sevinçle düdüklerini isterler. Nasrettin Hoca cebinden bir düdük çıkarır. Parayı veren çocuğa düdüğü uzatır. Tabii diğer çocuklar hep bir ağızdan bağırırlar. – Hani bizim düdüğümüz? Nasrettin Hoca gülerek, – Eee, çocuklar! Parayı veren düdüğü çalar, der.

Ya Tutarsa Nasrettin Hoca Fıkrası

Bir gün Nasrettin Hoca göl kenarında gider. Elinde de bir kase yoğurt vardır. Hoca, yoğurdu kaşık kaşık göle boşaltmaya başlar. Bu sırada onu gören biri şaşırarak, – Hoca ne yapıyorsun, diye sorar. Hoca gülerek, – Görmüyor musun göle yoğurt mayalıyorum, der. Adam, Hoca’nın delirdiğini düşünür. – Vah, vah, vah! Sen çıldırdın mı Hoca! Koskoca göl maya tutar mı, deyince Hoca gayet ciddi cevap verir. – Peki ama ya tutarsa

Ben Sözümden Dönmem Nasrettin Hoca Fıkrası

Bir gün Hoca’ya bir komşusu sorar. – Hoca’m, sen kaç yaşındasın? Hoca ak sakallarını sıvazlar. – Kırk yaşındayım. Komşusu hemen itiraz eder. – Nasıl olur Hoca’m? On yıl önce de aynı şeyi söylemiştiniz, deyince Hoca gülümser. – Bak komşum sözünden dönmek bize yakışmaz. Sen bu soruyu on yıl sonra yine sor. Göreceksin aynı cevabı vereceğim. Ben sözümden dönmem, der.

Vasiyet Etmiş Nasrettin Hoca Fıkrası

Bir gün Nasrettin Hoca, karısına, – Bak Hatun, size vasiyetimdir. Öldüğüm zaman beni baş aşağı gömün! Tam mı, der. Karısı şaşırır. – Bu ne biçim vasiyet Hoca? Niye baş aşağı gömülmek istiyorsun, diye sorar. Hoca kendisinden emin bir şekilde, – Niye olacak. Yarın kıyamet koptuğunda her şey alt üst olacak. İşte o zaman ben dosdoğru kalkarım, cevabını verir

Rüyada Gözlük Nasrettin Hoca Fıkrası

Nasrettin Hoca bir gece aniden uyanır. – Hatun, çabuk kalk. Gözlüğüm nerede, bulamıyorum? Kadın, uykulu uykulu, – Hoca, gece yarısı niçin gözlük arıyorsun, der. Hoca telaşlı telaşlı gözlüğünü takar. – Ne demek niçin? Tabii ki rüyada daha iyi görmek için!
Nasrettin Hoca Nasrettin hocanın fıkralarıNasreddin Hoca

Hepsinin Tadı Aynıdır Nasrettin Hoca Fıkrası

Nasrettin Hoca, bağdan topladığı üzümleri eşeğine yükler. Evine giderken yolda çocuklar peşine takılır. – Hoca Efendi bize de üzüm verir misin, dedikleri zaman Hoca çocuklara bakar. Bu kalabalık çocukların her birine bir salkım verse, üzümler bitecek. Tutar, her birine bir tane üzüm verir. Çocuklar sızlanmaya başlar. – Ama Hoca efendi, çok az verdin. Nasrettin Hoca: – Canım niye ısrar ediyorsunuz. Ha bir tane ha on tane ne fark eder. Nasıl olsa hepsinin tadı aynı değil mi, diyerek gider.

Yağmurdan Kaçıyorum Nasrettin Hoca Fıkrası

Yağmurlu günde Hoca pencerenin kenarında otururken. Yağmurda ıslanmamak için kaçan bir komşusunu görür. Pencereyi açarak, – Çok yazık, sana hiç yakıştıramadım. İnsan hiç Allah’ın rahmetinden kaçar mı, diye seslenir. Onu duyan adam utanarak yavaş yavaş yürümeye başlar. Tepeden tırnağa kadar ıslanır. başka gün Hoca dışarıdayken yağmur yağmaya başlar. Hoca evine doğru koşarken komşusu pencereden seslenir. – Heyy Hoca’m ayıp değil mi? Allah’ın rahmetinden niçin kaçıyorsun? Hoca kendisinden emin koşarken şöyle der: Ne diyorsun komşum. Ben rahmetten kaçmıyorum. Tam tersi yere düşen rahmeti çiğnememek için koşuyorum.

Parayı Kim verecek Nasrettin Hoca Fıkrası

Arkadaşları Küçük Nasrettin’e bir oyun oynamak isterler. – Nasrettin, biz hamama gidip yumurtla yapacağız. Bizimle gelmek ister misin, deyince küçük Nasrettin arkadaşlarının yine bir şeyler planladıklarını anlar. – Tabii gelirim, der. Böylece bütün çocuklar hamama giderler. Çocuklar gizledikleri yumurtaların üzerine otururlar. İçlerinden biri: – Hey Nasrettin! Şimdi hep beraber yumurtlayacağız. Kim yumurta yapamazsa bütün hamam paralarını o verecek, der. Hep bir ağızdan gıdaklamaya başlarlar. “Gıt, gıt, gıdaak. Gıt, gıt, gıdaak.” Sonra da gizledikleri yumurtaları çıkarırlar. İşte tam bu sırada küçük Nasrettin horoz gibi öter. “Üürü üüü. Üürü üüü.” Çocuklar şaşırır. – Nasrettin sen ne yapıyorsun, derler. Kçük Nasrettin gülerek, – Eee, arkadaşlar! Bu kadar tavuğa bir de horoz gerekir. Öyle değil mi, der.
Nasrettin HocaKısa fıkralarEn komik fıkralar

Ayın Kaçı Nasrettin Hoca Fıkrası

Nasrettin Hoca bir iş için Konya’ya gider. Yolda adamın biri Hoca’yı durdurur. – Affedersin, Hoca efendi, bugün ayın kaçı, biliyor musun, diye sorunca. Hoca: – Nerden bileyim, ben buranın yabancısıyım, diye cevap verir.
Nasrettin Hoca Nasrettin hocanın fıkralarıNasreddin Hoca

Mektup Aceleye Gelmiş Nasrettin Hoca Fıkrası

Akşehir’in zenginlerinden birinin düğünü yapılır. Düğünde tatlılar, börekler, çok güzel yemeklerle sofra kurulur. Telaştan, Hoca’yı düğüne çağırmayı unuturlar. Nasrettin Hoca ” Ne yapsam şu düğüne gitsem.” diye düşünür. Birden aklına bir fikir gelir. Hemen boş bir kağıdı zarfın içine koyar. Koşarak düğün evine gelir. Elindeki zarfı zengin adamın hizmetçisine verir. – Beyefendiye bir mektup getirdim, diyerek içeri girer. Hemen sofraya oturur ve karnını bir güzel doyurur. Bu sırada mektubu ev sahibine verirler. Ev sahibi şaşırır. – İyi ama bu zarfın üzeri yazılı değil. Hiçbir şey anlamadım, deyince Hoca lokmasını yutarak. – Evet, doğru diyorsunuz. Aslında onun içi de yazılı değil. Kusuruma bakmayın, biraz aceleye geldi de, der.

Kendisi Sanmış Nasrettin Hoca Fıkrası

Hoca, bir gün karşılaştığı birisiyle sohbet etmeye başlar. Uzun uzun konuşurlar. Vedalaşırken Hoca: – Kusura bakma arkadaş. Ben seni tanıyamadım, adın neydi, diye sorar. Adam şaşırıp kalır. – Tanımadıysan benimle ne diye iki saattir konuşuyorsun, deyince Hoca güler. – Ne bileyim, sarığın ve cübben benimkine çok benziyordu. Ben de seni kendim sandım, der.

Hırsızın Ardından Nasrettin Hoca Fıkrası

Bir gece Nasrettin Hocanın Evine hırsız girer. Adam eline geçen her şeyi torbasına atarak evden çıkar. Hoca her şeyi görür. Hemen eline birkaç eşya alarak hırsızın peşinden gider. Sonunda hırsız kendi evine gelir. İçeri giren hırsız, Hocayı arkasında görünce şaşırır. – Sen kimsin, burada ne işin var? Hoca cevap verir. – Biraz önce bizim evdeki her şeyi topladın. Yoksa bu eve mi taşındık?

Yıldız Yaparlar Nasrettin Hoca Fıkrası

Hoca’ya sorarlar. – Hoca’m, yeni ay çıktığı zaman eskisini ne yaparlar? Hoca, cevabı yapıştırır. – Ne yapacaklar, kırpar kırpar yıldız yaparlar!

Pazarlık Nasrettin Hoca Fıkrası

Dere kenarında bekleyen iki kişi Nasrettin Hocayla karşılaşırlar. – Hoca efendi. ikimiz de yüzme bilmiyoruz. Bizi karşı tarafa geçirirsen sana iki altın veririz, derler. Hoca bu teklifi kabul eder. Birinci adamı kolayca karşıya geçirir. Ama ikincisini geçirirken su, adamı alıp götürür. Bunun üzerine arkadaşı Hoca’ya bağırmaya başlar. – Ne yaptın? Su arkadaşımı götürüyor? Çabuk, çabuk kurtar onu! Hoca, adamı boğulmadan yakalayıverir. Bir tarafdan da şöyle der: – Kardeşim, niye telaş ediyorsunuz. Siz de bir altın eksik verirdiniz. Böylece ödeşirdik!

Doksan Dokuza Da Razıyım Nasrettin Hoca Fıkrası

Nasrettin Hoca bir gece garip bir rüya görür. Rüyasında avucuna doksan dokuz altın para koyarlar. Ama Hoca bununla yetinmeyip, – Olmaz, doksan dokuzu veren yüzü de verir. Yüz altın isterim, diye sayıklar. İşte tam bu sırada Hoca uyanır. Gördüklerinin rüya olduğunu anlayınca hemen gözlerini kapatır. Avucunu uzatarak, – Peki, doksan dokuza da razıyım, der.

Turşuyu Sen Mi Satacaksın Nasrettin Hoca Fıkrası

Hoca turşu satmaya karar verir. Turşuyu eşeğini yükleyerek mahallede dolaşmaya başlar. – Çok güzel turşularım var. Turşucu, Turşucu! Hoca “Turşucu!” diye bağırırken eşeği de durmadan anırır. Eşek bir türlü Hoca’ya ağız açtırmaz. Eşeğini susturamayan Nasrettin Hoca daha fazla dayanamaz. – Yeter artık! Turşuyu sen mi satacaksın, yoksa ben mi, der.
Nasrettin Hoca En komik fıkralar Nasrettin hocanın fıkraları

Yıldızların Sayısı Nasrettin Hoca Fıkrası

Bir Gün Nasrettin Hoca vaaz verirken dinleyenlerden biri: – Hocam sen çok bilgilisin. Bize söyler misin gökyüzünde kaç tane yıldız vardır? Hoca gülümseyerek sakallarını sıvazlar. – Şu gördüğünüz sakallarımdaki beyazlar kadar, der. Soruyu soran şaşırır. – Hocam bu nasıl olur, şaka mı yapıyorsunuz, deyince Hoca kendisinden emin şöyle der: – İnanmazsan gel de say!

Ben Zaten İnecektim Nasrettin Hoca Fıkrası

Küçük Nasrettin çok sevdiği eşeğine binerek gezmeye çıkar. Bu arada eşeğinin tökezlemesi yüzünden yere düşer. Mahallenin yaramaz çocukları gülmeye başlar. – Ha ha ha. Nasrettin’e bakın eşekten düştü. Ha ha ha. Nasrettin eşeğe binmesini bile bilmiyor! Küçük Nasrettin, hiçbir şey olmamış gibi ayağa kalkar. Cevabı yapıştırır. – Arkadaşlar, ne diyorsunuz? Düşmeseydim inecektim.

Kaybolan Heybe Nasrettin Hoca Fıkrası

Nasrettin Hoca misafir olduğu bir köyde heybesini kaybeder. Sinirinden bağırıp çağırır. – Eğer heybemi bulamazsanız, ben ne yapacağımı bilirim! Köylüler hep birlikte Hoca’nın heybesini ararlar. Sonunda heybe bulunur. Koşarak Hoca’nın yanına giderler. – Hoca, çok merak ettik. Heyben bulunmasaydı ne yapacaktın, diye sorarlar . Nasrettin Hoca gülerek cevap verir. – Ne mi yapacaktım? Tabii ki yeni bir heybe alacaktım.

Öteki Kapıdan Çıkmıştır Nasrettin Hoca Fıkrası

Canı çok sıkılan Hoca, evine giderken komşularıyla karşılaşır. – Hoca’m, biz de seni ziyarete geliyorduk. Birer kahve içip biraz sohbet edelim diyorduk, deyince Hoca istemeyerek kabul eder. Birlikte Hoca’nın evinin önüne kadar gelirler. Hoca: – Siz burada biraz bekleyin, diyerek içeri girer. Karısına, – Hatun, sen şu adamlara bir şeyler söyle gitsinler. Bugün kimseyle konuşmak istemiyorum, der. Kadıncağız ne yapacağını şaşırıp kapıyı açar. – Şeyy, boşuna beklemeyin hoca evde yok, der. Adamlar: – Nasıl olur, daha şimdi biz beraberce eve geldik. Az önce içeri girdi, diyerek içeri girmek isterler. Bunun üzerine Hoca içeriden seslenir. – Yahu, siz ne tuhaf adamlarsınız! Belki evin iki kapısı vardır. Öteki kapıdan çıkmış olamaz mıyım, der.

Gömleğin Parası Nasrettin Hoca Fıkrası

Nasrettin Hoca bir gün Konya çarşısında dolaşırken, – Şu dükkandan bir çift ayakkabı alayım diyerek içeri girer. Güzel bir çift ayakkabı beğenir. Dükkan sahibi tam da ayakkabıyı sararken fikrini değiştirir. Hoca: – Aslında ayakkabılarım o kadar da eskimedi. İyi mi ben ayakkabı değil, bir gömlek alayım. Haydi, sen bana güzel bir gömlek ver, der. Dükkan sahibinden gömleği alan Hoca, – Ben artık gideyim der. Haydi hoşça kal, diyerek gidecekken dükkan sahibi, – Hoca’m dur, gömleğin parasını vermedin, diyerek onu durdurur. Hoca anlamamış gibi yapar. – İyi ama ayakkabı yerine gömleği aldım ya, deyince adam şaşkın şaşkın, – Peki ama ayakkabının parasını da vermemiştin ki, der. Hoca güler. – Ne garip adamsın. Yahu almadığım ayakkabının parasını niye vereyim?

Biraz Da Biz Ölelim Nasrettin Hoca Fıkrası

Soğuk bir kış günü Nasrettin Hoca misafirliğe gider. Ev sahibi sofraya büyük bir kase dolusu çorba koyar. Kendisi eline bir kepçe alır. Hoca’ya ise küçük bir kaşık verir. Çorbadan içmeye başlarlar. Ev sahibi sıcak çorbayı koca kepçeye doldurur. – Oh, Allah’ım öldüm!… Bu ne güzel çorba. Oh öldüm, öldüm, diyerek içerken bizim Hoca bir türlü karnını doyuramaz. Sonunda dayanamayarak elindeki kaşığı ev sahibine uzatır. – Kardeşim, şu kepçeyi ver, biraz da biz ölelim, der.
Nasrettin Hoca Nasrettin hocanın fıkralarıNasreddin Hoca

Ne Duruyorsun Yesene Nasrettin Hoca Fıkrası

Nasrettin Hoca, gittiği bir şehirde parasız kalır. Şehirde yardım isteyebileceği bir tanıdığı da yoktur. Karnı öyle acıkır ki ne yapacağını şaşırır. Fırının önünden geçerken mis gibi ekmek kokusu gelir. Hoca daha fazla dayanamayıp içeri girer. Taze ekmekleri düzelten fırıncının omuzuna dokunur. – Merhaba fırıncı! Bu ekmeklerin hepsi senin mi, diye sorar. Fırıncı bu garip soruya şaşırır. – Tabii benim. Niye sordun? Hoca yutkunur. – Öyleyse ne duruyorsun yesene kardeşim!
Nasrettin Hoca Nasrettin hocanın fıkralarıNasreddin Hoca

Al Elimi Nasrettin Hoca Fıkrası

Nasrettin Hoca göl kenarında dolaşmaya çıkar. Bu sırada bağırma sesleri duyarak sesin geldiği yere koşar. Meğerse göle düşen bir adamı çıkarmaya çalışıyorlarmış. Herkes suyun içine girip, – Ver elini, ver elini, diye bağırır. Ama adam bir türlü kimseye elini vermez. Nasrettin Hoca hemen suya girer. – Al elim, al elim, diye bağırınca adam elini Hoca’ya verir. Nasrettin Hoca’ya bu işi nasıl başardığını sorarlar. Hoca gülerek, – Siz bu adamı tanımazsınız. O çok cimridir. Bu yüzden ” Ver elini.” deyince size elini bile vermedi. Ben “Al elimi.” dedim. O da her zamanki gibi aldı. Yaa işte böyle, der.
Nasrettin Hoca Nasrettin hocanın fıkralarıNasreddin Hoca

Ya Üstünde Olsaydı Nasrettin Hoca Fıkrası

Bir gün Nasrettin Hoca eşeğini kaybeder. Eşeğini aramaya koyulur. Arada bir de ellerini açarak, – Allah’ım şükürler olsun, diye dua eder.. Bunu gören komşusu: – Hoca’m bu ne iştir? Sen eşeğini kaybetmişsin, üzüleceğin yerde şükrediyorsun, der. Hoca şöyle cevap verir: – Öyle deme komşum. Tabii şükrediyorum, ya bir de eşeğin üzerinde olsaydım! Ben de kaybolup gidecektim.

Ya Kabak Kafama Düşseydi Nasrettin Hoca Fıkrası

Nasrettin Hoca, bir gün tarlasında çok çalışıp yorulur. Gidip bir ceviz ağacının dibine oturur. Sırtını ağaca yaslayarak düşünmeye başlar. – Allah’ım şu ceviz ağacında ne çok ceviz var. Keşke benim kabaklarım da ağaç ağaçta yetişseydi. O zaman bu kadar yorulmazdım. Hoca böyle düşünürken ağaçtan bir ceviz “taakk” diye Hoca’nın başına düşer. O anda Hoca’nın aklı başına gelir. – Tövbeler olsun Allah’ım! Sen her şeyi çok güzel yaratmışsın. Eğer kafama ceviz değil de kabak düşseydi ne olurdu halim!

Bir Fil Daha İsteriz Nasrettin Hoca Fıkrası

Timur, bir gün fillerinden birini Nasrettin Hoca’nın köyüne gönderir. File iyi bakılmasını emreder. Fil, köylülerin tarla ve bahçelerine girer. Her şeyi yiyip bitirir. Köylüler ne yapacaklarını şaşırırlar. – Bu koca fil yüzünden her şeyimiz mahvoldu. Ne yapsak da ondan kurtulsak, diye düşünmeye başlarlar. Sonunda kalkıp Hoca’nın yanına giderler. – Hoca’m ne olur bize yardım et. Timur , seni sever. Sözüne değer verir. Bizimle beraber gelirsen ona rica ederiz. Fili köyümüzden götürmelerini isteriz, diyerek Hoca’yı ikna ederler. Hep birlikte yola çıkarlar. Ama tam Timur’un bulunduğu yere yaklaşınca, – Hoca, biz vazgeçtik. Sen bu işi tek başına yap, derler. Hoca’yı tek başına bırakıp köylerine geri dönerler. Nasrettin Hoca köylülere çok kızar. Timur’un yanına gider. Timur onu görünce çok şaşırır. – Hoş geldin Nasrettin Hoca. Ne oldu, yoksa filime bir şey mi oldu, diye sorar. Nasrettin Hoca cevap verir. – Hükümdarım. Gönderdiğiniz fil çok iyi. köylüler de onu çok seviyor. Ama zavallıcık çok yanlız. Bize bir fil daha gönderir misiniz?
Nasrettin HocaKısa fıkralar En komik fıkralar

Ayaklarını Kaybeden Çocuklar Nasrettin Hoca Fıkrası

Mahallenin çocukları Nasrettin Hoca’nın geldiğini görürler. Ona güzel bir şaka yapmak isterler. Yere oturup ayaklarını üst üste koyarlar. İçlerinden biri: – Hey Nasrettin Hoca! Ne olur bize yardım et. Ayaklarımızı karıştırdık. Kimse kendi ayağını bulamıyor, der. Nasrettin Hoca da, – Öyle mi? Biraz bekleyin, ben şimdi ayaklarınızı bulurum diyerek yerden kalın bir sopa alır. Çocukların ayaklarına hafifçe vurmaya başlar. Çocuklar hemen ayaklarını çekerler. Nasrettin Hoca da gülerek, – Çocuklar, her kes ayağını kolayca buldu, değil mi, der.

Kendisi Haber Vermiş Nasrettin Hoca Fıkrası

Nasrettin Hoca bir gün kırlarda dolaşıyormuş. Birden başı dönmüş ve bayılmış. Kendisine geldiğinde, – Galiba ben öldüm. En iyisi gidip haber vereyim de gelip beni gömsünler, diye düşünerek evine gitmiş. Karısına olanları anlatmış. Karısı ağlayarak komşulara haber vermiş. Komşuları üzülerek, – Allah Allah! Nerede öldü, kim haber verdi, diye sormuşlar. Hocanın karısı: – Zavallının kimi var ki! Kendisi haber verdi. Sonra da öldüğü yere gitti, diye cevap vermiş.

Sana Ne Nasrettin Hoca Fıkrası

Adamın biri yolda Nasrettin Hoca’yı durdurur. – Hey Hoca’m! Demin büyük bir tepsi baklava götürüyorlardı. Nasrettin Hoca ilgilenmez. -Bana ne, der. Adam devam eder. – İyi ama Hoca’m, tepsiyi sizin eve götürüyorlardı. Bunu duyan hoca adamı tersler. – O halde sana ne?

Kuyuyu Ters Çevirmişler Nasrettin Hoca Fıkrası

Nasrettin Hoca ile bir arkadaşı Konya’yı gezerler. Bu sırada yüksek minareli bir cami görürler. Arkadaşı merakla, -Hoca’m sen bilirsin her halde. Şu minareleri acaba nasıl yaparlar, diye sorar. Nasrettin hoca kendisinden emin, – Bunda bilmeyecek ne var! Tabii ki kuyuyu ters çevirince minare olur, cevabını verir.

Kazan Öldü Nasrettin Hoca Nasrettin Hoca Fıkrası

Nasrettin Hoca, Bir gün komşusundan bir kazan ödünç alır. Ertesi gün kazanı geri götürür. – Sağ ol komşu. Senin kazan çok işime yaradı. Haa unutmadan şu küçük tencereyi de al. Şeyy senin kazan doğurdu da! Adamcağız, Hoca’nın söylediklerine şaşırır. Ama hiç yoktan bir tencere kazandığına çok sevinir. Memnuniyetle tencereyi alır. Birkaç gün sonra Nasrettin hoca, Komşusundan yine kazanı ister. Komşusu sevinçle kazanı ona verir. Aradan günler geçer. Ama Nasrettin Hoca bir türlü kazanı getirmez. Merak eden komşusu Hoca’nın evine gider. – Hoca’m, neredeyse bir ay oluyor, bizim kazanı getirmedin, deyince Hoca üzgün – Ah komşum. Sorma, başın sağ olsun. Senin kazan öldü, der. Bunu duyan komşusu, – Ne diyorsun Hoca. Hiç kazan ölür mü, deyince Nasrettin Hoca şöyle cevap verir: – Neden şaşırdın komşum. Kazanın doğurduğuna inanıyorsun da öldüğüne neden inanmıyorsun?

İçinde Ben De Vardım Nasrettin Hoca Fıkrası

Nasrettin Hoca, bir sabah evinden çıkarken komşusuna rastlar. Komşusu: Hoca’m dün akşam evinin önünde geçiyordum. Paldır küldür sesler geliyordu sizin evden. Ne o, yoksa bir şey mi oldu, diye sorar. Nasrettin Hoca: – Hiç bir şey olmadı canım. Sadece şu benim cübbem merdivenlerden düştü. Onun sesini duymuşsun herhalde der, Komşusu inanmaz. – Olur mu Hoca Efendi. Merdivenlerden yuvarlanan cübbe hiç öyle ses çıkarır mı? bunun üzerine Nasrettin Hoca, – İyi ama komşucuğum, cübbenin içinde ben de vardım, diye karşılık verir.

İçinde Bulunmayın Da Nasrettin Hoca Fıkrası

Mahalleli, cenaze meselesi yüzünden tartışmaya başlamış. Kimisi, cenaze götürülürken tabutun önünde durmalı diyormuş. Kimisi, sağında, kimisi solunda, kimisi de arkasında bulunmalıyız diyormuş. Sonunda: – Nasrettin Hoca’ya soralım, demişler. – Hoca’m, ne dersiniz, cenazede nerede bulunmak gerekir, diye sormuşlar. Nasrettin Hoca kimseyi kırmak istemediği için. – Vallahi, tabutun içinde bulunmayın da istediğiniz yerde bulunun, demiş.

Ne Arıyormuş Nasrettin Hoca Fıkrası

Bir gece Nasrettin Hoca’nın canı çok sıkılır. O da biraz dolaşmak için dışarı çıkar. Ama o zamanlar geceleri dolaşmak yasakmış. Bekçi Nasrettin Hoca’yı görünce hemen yanına gider. – Hey, Hoca efendi. Geceleri dolaşmanın yasak olduğunu bilmiyor musun? Söyle bakalım burada ne arıyorsun, diye sorar. Nasrettin Hoca hemen bir cevap bulur. – Şeyy. Uykum kaçtı da onu arıyorum!

İnanmazsan Ölç Nasrettin Hoca Fıkrası

Bir Gün Komşusu Nasrettin Hoca’ya, – Hoca’m, sen çok bilgilisin. Söyle bakalım dünyanın ortası neresidir, diye sorar. Nasrettin Hoca gülümser, -Tam şu ayağımı bastığım yerdir, der Komşusu ona inanmayınca Nasrettin hoca şöyle der: – Eee, komşucuğum. İnanmazsan ölç!

Eşek Olmak Gerekirmiş Nasrettin Hoca Fıkrası

Timur, çok sinirli ve sert bir hükümdarmış. Köylüler ona bir eşek hediye etmek istemişler. Nasrettin Hoca’ya gitmişler. – Hoca’m, içimizdeki en akıllı ve en cesur kişi sensin. Şu eşeği bizim adımıza Timur’a götürür müsün, demişler. Hoca, köylülerin isteğini kabul etmiş. Eşeği alarak Timur’a götürmüş. Timur, keniisine bir eşek hediye edilmesine çok kızmış. – Ben büyük bir hükümdarım. Ne cesaretle bana böyle bir eşek hediye edersiniz, demiş. Hoca Timur’un çok kızdığını görünce, – Ama hükümdarım bu eşek çok zekidir. Kısa zamanda okumayı bile öğrenebilir, demiş. Timur şaşırmış. – Demek öyle. O halde on beş günde ona okumayı öğret, demiş Nasrettin hoca eşeği alarak köyüne dönmüş. Ne yapıp edip Timur’u ikna etmeliymiş. Sonunda aklına iyi bir fikir gelmiş. Önce bol miktarda arpa almış. Bir kitabın sayfalarının arasına yerleştirmiş. Hca eliyle sayfalarının arasına yerleştirmiş. Hoca, eliyle sayfaları çevirince, eşek bu işe iyice alışmış. Artık sayfaları diliyle de çevirebiliyormuş. Nasrettin Hoca kitabın arasına arpa koymamaya başlamış. eşek de sayfaları çevirip aiai diye bağırmış. On beş gün sonra Nasrettin Hoca, Timur’un yanına gitmiş. Elindeki kitabı eşeğin önüne koymuş. Eşek, bir yandan kitabın sayfalarını çeviriyor diğer yandan da bağırıyormuş. Timur, bunu görünce çok şaşırmış. – Çok güzel sayfaları çevirip bağırıyor. Ama ne dediğini nereden anlayacağız, diye sormuş. Hoca gülerek cevap vermiş. – Aman efendim. O bir eşek. Ne dediğini anlamak için eşek olmak gerekir!

Eşeğe Yardım Ediyorum Nasrettin Hoca Fıkrası

Nasrettin Hoca, bir gün eşeğine binip çarşıya gitmiş. Torbasını tıka basa doldurup omuzuna atmış. Tekrar eşeğine binip yola çıkmış. Yolda karşılaştığı komşusu, – Ya, hoca bu ne hal? Ne diye torbayı eşeğinde yüklemiyorsun, demiş. Hoca cevap vermiş. -Zavallı eşeğe yardım ediyorum. Zaten beni bile zor taşıyor!

Kapıdan Ayrılma Nasrettin Hoca Fıkrası

Küçük Nasrettin’in annesi çamaşır yıkayacakmış. – Oğlum, ben göl kenarında çamaşır yıkayacağım. Sen de burada beni bekle. Sakın kapıdan ayrılma, yoksa eve hırsız girer, der. Annesi gittikten sonra küçük Nasrettin beklemeye başlar. Biraz sonra teyzesi gelir. – Nasrettin, yavrum bu akşam size geleceğiz. Hemen annene haber ver. Unutma tamam mı, diyerek gider. Küçük Nasrettin düşünür taşınır. Sonunda aklına bir fikir gelir. Evin kapısını sırtına alıp, Annesinin yanına koşar. Annesi onu görünce çok şaşırıp, – Oğlum, bu ne hal, diye sorar. Küçük Nasrettin: -Anneciğim, sen bana sakın kapıdan ayrılma demedin mi, der.
Karanlıkta Nasıl Göreyim Nasrettin Hoca Fıkrası
Nasrettin Hoca ile karısı gece yarısı uyanırlar. İçerisi çok karanlıktır. Karısı: – Hoca, şu mumu yakıver, der Nasrettin Hoca: -Mum nerede hatun, diye sorar. Karısı: -Bak hemen sağ tarafında, der. Nasrettin hoca uykulu uykulu: -Aman hatun! Bu karanlıkta sağımı sorumu nasıl göreyim, diye karşılık verir.

Kaynak: https://masaloku.com.tnasrettin-hoca-fikralari
submitted by masalokucomtr to u/masalokucomtr [link] [comments]


2019.09.30 08:06 fordcu Yaşadığım en güzel anıyı anlatıyorum toplanın.

Bir gün internette bir iş ilanından çağrı merkezi elemanı aranıyor ilanı gördüm. Telefon ettim gelin görüşelim dediler gittim. Bi baktım telefon dolandırıcıları amk. Özel hastanelerdeki doktorlarla iş birliği yapmışlar. Doktorlar hastaların tüm bilgilerini bunlara vermiş. Arayıp 350 liraya check-up zımbırtısı satıyorlar. Adam da yok kardeşim istemiyorum falan diyor işte. Sonra diyorlar ilk yıl ücretsiz kullanmışsınız bu ikinci yılım parası böyle anlaşmıssınkz elimizde elektronik imzanız var cart var curt var adama bütün bilgilerini sayıyorlae adamı korkutuyorlar falan filan.. Anlatacağım olay bu değil. İçeriye girdim adamlar dedi işk basta check-up için bilgilendirme yapcaksın iyi dedim bende. Sonra telefonla konusulan yere git arkadaşları dinle ilk gün ikinci gün şu masaya oturcan falan dediler. Ben de gittim bir çocuğun yanına oturdum bunların dolandırıcı olduğunu anladım içimden dedim siktirin amk dolandırıcıları. Neyse kafayı bir kaldırdım en az üç tane taş gibi hatun. Hassssssiktir dedim bu ne amk. Çaya çıktık ben çayda muhabbeti kurdum bunlarla ağzımda iyi laf yapıyor. Çaydan dönüşte gamze diye bi kızın yanına oturdum. Kız diyarbakırlıymış ama hayatta anlayamazsın hatun bildiğin ateş ediyor. Daha aradan 2-3 saat geçti ben bunla arkadaş oldum yazıldım kıza. Dedim zaten piyasada iş yok, bir ay takılayım bu hatunla vakit geçireyim 1600 lira paramı da alır siktir olup giderim ( asgari ücret 1600 liraydı o zamanlar) bi gün iş yerine bir gittim patron yok, onun yanında başka bir karı vardı o da yok. Patron o günlük yetkiyi gamzeye vermiş. Karı doğum yapmaya gitmiş patronda gelmemiş falan. İçerde 4 kişiyiz. 2 kız 2 erkek kaldık. Çocuk dedi gamze nasıl olsa patron yok ben yarım saat erken kaçıyım. Öbür kız dedi ayy bende sevgilimle buluşacaktım hadi ben de 15 dakika erken kaçıyım... Gamzeyle kaldık ikimiz. Ben gittim bunun yanına hadi biz de gidelim bi yerlerde bişeyler yiyelim dedim. Olmaz gidemeyiz şirketin telsizini arar şimdi patron kontrol eder zamanında çıkalım dedi. İyi dedim gel o zaman bi çay yapalım ofisin içinde içelim. Neyse birader ofis boş bir evdi tuvalete en yakın odaya geçtik bütün kapıları da açtık biri gelirse duyalım diye. Kıza dedim kapı açılırsa sen hemen tuvalete git ben de bu odada çay içiyormuşum gibi yapcam. Karıya bir yapıştırdım orda. Tam 3. Haftanın sonunda. Zayıf esmer bir şey ama ne yapıştırmak! Bi masa vardı o odada yemek yediğimiz yatırdım masaya göt deliğini yalıyorum amk. Bildiğin karının götü deodorant kokuyor. Başladım buna götten sokmaya. Benim yarak girmedi ilk başta göte. İki parmağımı soktum anal sevmiyorum falan diyor bana daha önce götten hiç vermemiş. Dedim ben seviyorum. Parmağımla genişlettikten sonra zar zor yarağın başını soktum buna. Sonra ittire kaktıra siktim bi yandan da üstüne yatmışım yanağını dudağını neresi denk gelirse yalıyorum. Ağzına boşalıyım mı dedim boşal dedi. Ağzına bi boşaldım karı dölümü yedi amk geri çıkarmadı bile. Bizim iş bitti telefon çaldı. Açtı telsizi karı kan ter içinde belli etmemeye çalışıyor patronla konuşuyor şimdi kapatcaz ofisi falan dedi. Sonra aradan 1 hafta daha geçti maaşımı aldım siktir olup gittim. Sonra çok yalvardım karıya bi daha vermedi ama ne sikmiştim amk yaaaa ilk defa size anlatıyorum amk.
submitted by fordcu to KGBTR [link] [comments]


2019.09.13 18:06 31_kebab_31 KEŞKE

Çirkinlik..Bilmiyorum aranızda kaç tane benim kadar tipsiz biri var.Çirkin olmak o kadar moktan o kadar lanet birşeydir ki nasıl anlatsam bilemiyorum.İnsanın hayatını yer bitirir hayattan zevk alamazsınız.Hani neyzen teyfiğin bir sözü vardır "Hayat Kırık bir bardak gıbıdır içsende akar içmesen de" diye o yüzden hayattan zevk almaya bak demişler.Ben de isterdim zevk almak birileriyle gezip tozmak bir sevgilimin olmasını ama olmuyor işte.Neden? Çünkü tip.Surat kafa herneyse işte herşey orda bitiyor dimi?
Yolda giderken insanlar kimbilir içinden "Şunun tipe bak " diye içlerinden geçiriyor yada yanındaki arkadaşına söylüyor ardından gülüyorlardır.Evet o gösterdikleri kişiler hep benim gibi tipsiz sapsız adamlar.Tipsiz adamlar ciddiye alınmaz birşey söylemek isteseniz dinlemek istemezler kaideye alınmazsınız.Neden?Çünkü tipsizsin.
He birde karikatürlere konu olan "ben seni arkadşam olarak görüyorum" muhabbeti var.Bir kızdan çok hoşlanırsın muhabbet de edersin ama sonra sevgili olmak istersin direk şu cevap gelir "ben seni arkadşam olarak görüyorum" yada reddederler.Neden?Çünkü tipsizsin.
Birde bunlarla beraberinde gelen psikolojik sorunları hiç saymıyorum.Sürekli depresoyonda olursunuz hiç birşeye gülemezsiniz.Sabah lavaboda yüzünüzü lavaboda aynaya bakarken kendinizden utanırsınız ama elinizden birşey gelmez böyle yaşamak zorundasınızdır.Bazı geceler çirkinliğine ağlarsın."Nolur du allahım biraz daha tipim olsaydı " diye içinizde feryad figan bağırarak hıçkıra hıçkıra ağlarsınız.Tipinizle barışmayı denersiniz ama sonuç her zaman ki gibi hüsran olur...
Genelde tipsiz insanlar arkadaş çevresinde komikli espirikli kişiler olurlar.Sınıfta çok sevilirsiniz ama dışarda arkadaşlarınızla gezmek istersiniz ama o arkadaşlarını her zaman bir işi çıkar.Peki neden istemezler?O bomb*k suratınızla yanında sizi dolaştırmak istemezler.Yoksa karizmaları bozulur.Sizin arkadaşlığınız sabah okula gittiğinizde başlar okuldan çıktığınız da ise biter.İşte tipsizler için arkadaşlık bundan ibarettir.Sürekli sizin tipiniz üzerinden şaka yaparlar aşağılarlar bÜtün ömrünüz böyle geçer.Hayata 10-0 geride başlamaktır tipsiz olmak.
Yok bazıları diyor herşey tip değil önemli olan çene zeka kültürlü olursan sevgili yaparsın derler.Derler de deler onlara göre hayat toz pembe zaten.Hep aklınızda "Acaba tipsiz olmasaydım hayatımda neler değişirdi" diye düşünür durursunuz.Dış görünüşünüzü değiştirmeye çalışırsınız ama nafile. Saçınızı uzatırsınız çirkin, kısaltırsınız çirkin, kıyafetlerinizi değiştirirsiniz çirkin, amuda kalkarsınız çirkin takla atarsınız çirkin.Kısacası değiştiremezsiniz.İşte çirkin olmak bu kadar lanet birşeydir.
Fotoğraf çekilemezsiniz.Ya fotoğrafı çeken kişi olursunuz ya da fotoğrafı çekenin yanında duran kişi.Neden? Çünkü insanlar fotoğrafı baktığında yakışıklılar kadar dikakt çeken siz olursunuz ama "ÇİRKİNLİĞİNİZLE".
İşte çirkin olmak böyle bir şeydir. İnsan hayatının içine eder.Bukowskinin dediği gibi "Bugün saçımı taradım keşke yüzümü de tarayabilsem.."
Biliyorum her zaman ki gibi bunu da iplemeyeceksiniz ama ne edelim real hayatta kim ipledide burda iplenelim zaten.Okuyanın da okumayanında canı sağolsun.Sadece içimi dökmek istedim.
submitted by 31_kebab_31 to kopyamakarna [link] [comments]


2019.09.13 17:38 diderall KEŞKE

Çirkinlik..Bilmiyorum aranızda kaç tane benim kadar tipsiz biri var.Çirkin olmak o kadar moktan o kadar lanet birşeydir ki nasıl anlatsam bilemiyorum.İnsanın hayatını yer bitirir hayattan zevk alamazsınız.Hani neyzen teyfiğin bir sözü vardır "Hayat Kırık bir bardak gıbıdır içsende akar içmesen de" diye o yüzden hayattan zevk almaya bak demişler.Ben de isterdim zevk almak birileriyle gezip tozmak bir sevgilimin olmasını ama olmuyor işte.Neden? Çünkü tip.Surat kafa herneyse işte herşey orda bitiyor dimi?
Yolda giderken insanlar kimbilir içinden "Şunun tipe bak " diye içlerinden geçiriyor yada yanındaki arkadaşına söylüyor ardından gülüyorlardır.Evet o gösterdikleri kişiler hep benim gibi tipsiz sapsız adamlar.Tipsiz adamlar ciddiye alınmaz birşey söylemek isteseniz dinlemek istemezler kaideye alınmazsınız.Neden?Çünkü tipsizsin.
He birde karikatürlere konu olan "ben seni arkadşam olarak görüyorum" muhabbeti var.Bir kızdan çok hoşlanırsın muhabbet de edersin ama sonra sevgili olmak istersin direk şu cevap gelir "ben seni arkadşam olarak görüyorum" yada reddederler.Neden?Çünkü tipsizsin.
Birde bunlarla beraberinde gelen psikolojik sorunları hiç saymıyorum.Sürekli depresoyonda olursunuz hiç birşeye gülemezsiniz.Sabah lavaboda yüzünüzü lavaboda aynaya bakarken kendinizden utanırsınız ama elinizden birşey gelmez böyle yaşamak zorundasınızdır.Bazı geceler çirkinliğine ağlarsın."Nolur du allahım biraz daha tipim olsaydı " diye içinizde feryad figan bağırarak hıçkıra hıçkıra ağlarsınız.Tipinizle barışmayı denersiniz ama sonuç her zaman ki gibi hüsran olur...
Genelde tipsiz insanlar arkadaş çevresinde komikli espirikli kişiler olurlar.Sınıfta çok sevilirsiniz ama dışarda arkadaşlarınızla gezmek istersiniz ama o arkadaşlarını her zaman bir işi çıkar.Peki neden istemezler?O bomb*k suratınızla yanında sizi dolaştırmak istemezler.Yoksa karizmaları bozulur.Sizin arkadaşlığınız sabah okula gittiğinizde başlar okuldan çıktığınız da ise biter.İşte tipsizler için arkadaşlık bundan ibarettir.Sürekli sizin tipiniz üzerinden şaka yaparlar aşağılarlar bÜtün ömrünüz böyle geçer.Hayata 10-0 geride başlamaktır tipsiz olmak.
Yok bazıları diyor herşey tip değil önemli olan çene zeka kültürlü olursan sevgili yaparsın derler.Derler de deler onlara göre hayat toz pembe zaten.Hep aklınızda "Acaba tipsiz olmasaydım hayatımda neler değişirdi" diye düşünür durursunuz.Dış görünüşünüzü değiştirmeye çalışırsınız ama nafile. Saçınızı uzatırsınız çirkin, kısaltırsınız çirkin, kıyafetlerinizi değiştirirsiniz çirkin, amuda kalkarsınız çirkin takla atarsınız çirkin.Kısacası değiştiremezsiniz.İşte çirkin olmak bu kadar lanet birşeydir.
Fotoğraf çekilemezsiniz.Ya fotoğrafı çeken kişi olursunuz ya da fotoğrafı çekenin yanında duran kişi.Neden? Çünkü insanlar fotoğrafı baktığında yakışıklılar kadar dikakt çeken siz olursunuz ama "ÇİRKİNLİĞİNİZLE".
İşte çirkin olmak böyle bir şeydir. İnsan hayatının içine eder.Bukowskinin dediği gibi "Bugün saçımı taradım keşke yüzümü de tarayabilsem.."
Biliyorum her zaman ki gibi bunu da iplemeyeceksiniz ama ne edelim real hayatta kim ipledide burda iplenelim zaten.Okuyanın da okumayanında canı sağolsun.Sadece içimi dökmek istedim.
submitted by diderall to turkincel [link] [comments]


2019.09.13 17:38 diderall KEŞKE

Çirkinlik..Bilmiyorum aranızda kaç tane benim kadar tipsiz biri var.Çirkin olmak o kadar moktan o kadar lanet birşeydir ki nasıl anlatsam bilemiyorum.İnsanın hayatını yer bitirir hayattan zevk alamazsınız.Hani neyzen teyfiğin bir sözü vardır "Hayat Kırık bir bardak gıbıdır içsende akar içmesen de" diye o yüzden hayattan zevk almaya bak demişler.Ben de isterdim zevk almak birileriyle gezip tozmak bir sevgilimin olmasını ama olmuyor işte.Neden? Çünkü tip.Surat kafa herneyse işte herşey orda bitiyor dimi?
Yolda giderken insanlar kimbilir içinden "Şunun tipe bak " diye içlerinden geçiriyor yada yanındaki arkadaşına söylüyor ardından gülüyorlardır.Evet o gösterdikleri kişiler hep benim gibi tipsiz sapsız adamlar.Tipsiz adamlar ciddiye alınmaz birşey söylemek isteseniz dinlemek istemezler kaideye alınmazsınız.Neden?Çünkü tipsizsin.
He birde karikatürlere konu olan "ben seni arkadşam olarak görüyorum" muhabbeti var.Bir kızdan çok hoşlanırsın muhabbet de edersin ama sonra sevgili olmak istersin direk şu cevap gelir "ben seni arkadşam olarak görüyorum" yada reddederler.Neden?Çünkü tipsizsin.
Birde bunlarla beraberinde gelen psikolojik sorunları hiç saymıyorum.Sürekli depresoyonda olursunuz hiç birşeye gülemezsiniz.Sabah lavaboda yüzünüzü lavaboda aynaya bakarken kendinizden utanırsınız ama elinizden birşey gelmez böyle yaşamak zorundasınızdır.Bazı geceler çirkinliğine ağlarsın."Nolur du allahım biraz daha tipim olsaydı " diye içinizde feryad figan bağırarak hıçkıra hıçkıra ağlarsınız.Tipinizle barışmayı denersiniz ama sonuç her zaman ki gibi hüsran olur...
Genelde tipsiz insanlar arkadaş çevresinde komikli espirikli kişiler olurlar.Sınıfta çok sevilirsiniz ama dışarda arkadaşlarınızla gezmek istersiniz ama o arkadaşlarını her zaman bir işi çıkar.Peki neden istemezler?O bomb*k suratınızla yanında sizi dolaştırmak istemezler.Yoksa karizmaları bozulur.Sizin arkadaşlığınız sabah okula gittiğinizde başlar okuldan çıktığınız da ise biter.İşte tipsizler için arkadaşlık bundan ibarettir.Sürekli sizin tipiniz üzerinden şaka yaparlar aşağılarlar bÜtün ömrünüz böyle geçer.Hayata 10-0 geride başlamaktır tipsiz olmak.
Yok bazıları diyor herşey tip değil önemli olan çene zeka kültürlü olursan sevgili yaparsın derler.Derler de deler onlara göre hayat toz pembe zaten.Hep aklınızda "Acaba tipsiz olmasaydım hayatımda neler değişirdi" diye düşünür durursunuz.Dış görünüşünüzü değiştirmeye çalışırsınız ama nafile. Saçınızı uzatırsınız çirkin, kısaltırsınız çirkin, kıyafetlerinizi değiştirirsiniz çirkin, amuda kalkarsınız çirkin takla atarsınız çirkin.Kısacası değiştiremezsiniz.İşte çirkin olmak bu kadar lanet birşeydir.
Fotoğraf çekilemezsiniz.Ya fotoğrafı çeken kişi olursunuz ya da fotoğrafı çekenin yanında duran kişi.Neden? Çünkü insanlar fotoğrafı baktığında yakışıklılar kadar dikakt çeken siz olursunuz ama "ÇİRKİNLİĞİNİZLE".
İşte çirkin olmak böyle bir şeydir. İnsan hayatının içine eder.Bukowskinin dediği gibi "Bugün saçımı taradım keşke yüzümü de tarayabilsem.."
Biliyorum her zaman ki gibi bunu da iplemeyeceksiniz ama ne edelim real hayatta kim ipledide burda iplenelim zaten.Okuyanın da okumayanında canı sağolsun.Sadece içimi dökmek istedim.
submitted by diderall to KGBTR [link] [comments]


2018.12.09 22:44 osensei1907 Sus lan köylü

hadi hadi yavrum hadi burası warrock tr değil yürü. bak burda da terbiyesizlik yapmayın biz terbiyesizlik yapmadığımız halde bizi warrock tr den banlattınız
banlatmadık kicklettik biz sizi orda ne yaptınız ya bırak tamam sende küfür ettin lan deyyüs
bende kaydı var şu an konuşturma benim ağzımı çıkın gidin şurdan
ulan pezevenk sen küfür etmedin mi az önce oooooooo ben ettim sen etmedin mi ? ooo manyak laf lan olum çıkın gidin şurdan manyak laf manyak laf manyak evet pezevengim ananı satıyorum senin ananı yedi sülalene yedi sülalene
olum senin gelmişini geçmişisini sikerim bak töbe yarappi yarasürallah lan olm çıkın gidin şurdan bak şahin, şahin benim ağzımı bozmayın olum şahin siksin seni hadi çıkın gidin şurdan /capslock/ senin ananı avradını sikerim orospucocuğu çıkgitlan ananın kıllı amını sikerim siktirgit /capslock/ çıkmıyom amına koduğumun oğlu. pezevenk hadi çıkmıyom çıkart beni çıkart beni orospucocuğu
bunlar adam olsa böyle yapmaz sinan abi bırak adam mısın lan sen pezevenk hadi çıkart beni beyler olum siz bela mı aranmaya geldiniz lan buraya evet belamı arıyom lan gel senin - ananın - kıllı - amını - sikerim - pezevenk 3 kuruşluk çocuk ya bende yedi sülaleni
pezeveeeeeeenk pezeveeeeeeeeeeeenk pezeveeeeeeeenk çık git lan adam akıllı konuş lan daha evde mamasını yiyor bırak şunu ya bırak sinan abi daha evde mamasını yiyor oğlum seni kim soktu lan bu sty ye pezevenk senin ananın kıllı amını sikerim bak çık git çık git oğlum bak
hıhaha
aaaaaaaaaa kikikikikiki aaaaaaaaa oğlum çık git yaşınla muhattab ol pezevenk ulan amına koduğumun evladı sen yaşınla muhattab olucan mı şahin misin ne yarramsın çık git sinan abi bırak ya daha çocuk bunlar ya çık git lan pezevenk sen daha pezevenksin lan pezevenk zıpla zıpla çekirge oğlum bak oğlum oğlum bak adam olun. adam olun kendi tsnize gidin bizim başımıza bela olmayın olsam ne olur lan şahin misin ne boksun çıkın lan sinan abi ruh hastası sinan abi yok mu lan şu ts de şunları atcak bi salak başımıza bela oluyolar ya sinan abi dinliyon mu beni sinan abi ya bi dinle beni arkadaşlar adam boşverin diyorum in aşşa maçımız var diyorum sana maçımız var in aşşa salla şunları ulan maçının amına koyiyim bu salakların yüzünden maç mı yapılır burada 3 kuruşluk adam lan siktirgit adamın asabını bozma bırak bu işleri sen kimsin ... mısın ne boksun sen kimsin anana sor anan iyi tanır beni sen zaten anana ananın amını sikerim senin orospucougu ismini yaz oraya bak benim ismim yazıyo orada pezevenk ben de senin yedi sülaleni ya sinan abi bırak diyorum sana sinan abi in aşşa lan olum ya bu amına koduğumun cocukları yuzunden tobe yarabbi olum olum adam ol sizin ananızı avradınızı sikmek ıcın bu oyunu oynarım bak oglum bak benim canımı sıkmayın siktirin gidin surdan sen var ya anana soyle dunya klanı birinciligi vercem karsılıgında belki hıhahah lan salak benim anam öldü anasını siktiğimin çocuğu benim anam mezarda orospucocuğu benim anam mezarda lan pezevenk benim anam mezarda pezevenk herif allah rahmet eylesin gardaş ne kadar asabınız bozuk bir itsiniz bilmiyorum be susun bi susun sus zivizeri bi dakka dur sende tamam anan mezardaysa gardaş allah rahmet eylesin ona kimsenin bişey dediği yok da hıh babamı m sikicen dur bi dakka dur burda kufur etsen ne olacak babamı mı sikicen pezevenk herif babamı mı sikicen sus yedi ceddini sikerim simdi senin bak düzgünce benle konusçam susun bi kaç yaşındasin sen sincap
len yaşının anasını sikiyim her zaman beni siz buluyonuz siktiringidin surdan amına koduduğumun evladı dur bi bak düzgünce konusuyom ya bağırma düzgünce konusuyom lan siktirgit su ts den ya ulan duzgunce konusuyoz siz su ts den siktiringidin ben baska bisey istemiyorum gitmiyom bi dakka dur iki kisi konuşsun sinan abi beni dinliyon mu sen bi dakka dur bu amına koduğumunun çocuklarıyla iki kisi konuşsun, benle sen konuş tamam. konuş aslanım konuş sonuna kadar konuş sonra beni dinle. hadi konuş. konuş oğlum konuş hadi bi dakka tek sen konuş yalnız bi dakika bekle iki dakka dur birazdan konuşçam bi dakka dur
oğlum ananın amını beklemicez orospucocugu konuş !!!!!!!!!
sinan abi, ya yeter artık bi susun yeter ya. vallaha billaha yeter ya bence de yeter arkadaşlar yeter sinan abi in aşşa diyorum sana ya azıcık hatırım varsa in aşşa bırak şunları ya ayıp valla ayıp bırak şunları
lan bi dakka dur konuş olum konus konuşsana
bırak konuşmasın konuşsa ne olacak sinan abi bırak diyorum
sinirlenmeye başladım bak bırak hiç gerek yok böyle şeylere arkadaşlar lütfen bak şimdi bana da gircen ana bacı hadi şurdan in aşşa dur sen girme gülüm dur bi dakka dur konuşsun arkadaş in diyorum sinan abi bi dakka dur konuşsun arkadaş ben kendim çıktım buraya ya bırak şunları bırak ben kendim çıktım buraya
beni bu itler çekme di mi
beni warrock tr de ki gibi bu itler yukarı çekipte anama avradıma sövmediler mi bu piçler ben kendim çıktım buraya bırak sövsünler bırak in aşşa
pezevenkler ses kaydı mi alıyor ? sinan abi bu adamlar böyle işte sana sövdürttürüyolar koyuyolar tr ye bizim adımızı çıkartıyo bırak
hadi yavrum ses kaydı alıyor şerefsize bak ulan ne kadar adisiniz biliyo musunuz ne kadar adisiniz oglum var ya sizin adamınız almıyo mu ses kaydını sizin adamınız almıyo mu aşşagıdan o niye alıyo lan sus lan köylü sus sus sen sus lan piskoman ayhan bizim, bizim elimizden dönen adam ha piskomana bak piskomana bak heaa
oğlum seni var ya tek gecerim a
sus lan koylu sinan abi seni tek geçeriz abi çekiyor ayhan
bi defa ayhan bizden ozur diledi, bak bi defa ayhan özür diledin bizden ikinciyi yapma burada ya sinan abi inin aşşağı yeter be ayhan değil o ayhan değil ayhan ayhanın kralı o
ya bırak abi ayhanı da sikerim onu da sikerim hadi sinan abi in aşşağıya inin aşşağıya hadi yavrum bırakın şunları ya bırak kendi çöplüğünde ötsün herkes allahım ya
submitted by osensei1907 to kopyamakarna [link] [comments]


2018.03.15 18:10 barisoner Osmanlı mezarlarının hilti ile yıkılması ortalığı karıştırdı!

http://www.hurriyet.com.tgundem/osmanli-mezarlarinin-hilti-ile-yikilmasi-ortaligi-karistirdi-40773526
Bir kerede şu resterasyonu işini bilen birine verin arkadaş. bu adamlar ihaleleri tanıdıklara vere vere ülkede tarihi eser bırakmayacaklar.
submitted by barisoner to Turkey [link] [comments]


2017.03.05 10:14 casecarino Barış Arduç Hakkında

Beyler herkese merhaba öncelikle.
Ne zamandır ekranlarda gördüğüm bir adam sağda solda röportajlarına da denk geldim. Ekstra yakışıklı olmaması dikkatimi çekti. Bu adam nasıl bu kadar ortalama bir tiple (ünlü olmadan hemen önceki SMV puanı zorlamayla 6 olur) bu kadar seviliyor diye..
Durum sonradan kafama dank etti diyebilirim. Ünlüler arasında en stoik, kişisel gelişimine önem veren, boks yapan, mütevazi bir arkadaş. Ahlaki açıdan kendi sınırları var, hayatını kazanmaya başladıktan sonra sağda solda şov yapmak yerine karakterine güvendiği bir kadınla LTR yaşamaya başlamış ve SMV puanı pik yapsa da nelerle karşılaşacağını bildiği için bırakmamış. Saygı duymaya başladım bu yüzden.
Mütevazilik konusunda da katıldığı törenlerde kariyeri, saygınlığı yüksek kişilere gösterdiği saygı dikkat çeken unsurlardan biri.
Bu subredditi TRP'nin kültürümüzdeki izdüşümü olarak düşündüm ben o yüzden böyle bir yazı bıraktım. Takdir sizlerin. Takip edilebilecek, yakından izlenebilecek bir karakter, kendi kültürümüzde böyle adamlar zor bulunduğu için incelenmesi gerektiğini düşünüyorum.
submitted by casecarino to TurkRedPill [link] [comments]


Adamlar - Sarılırım Birine - YouTube ARKADAŞLARA EN KOMİK ŞAKALAR  123 GO!’dan ... - YouTube Adamlar - Zombi - YouTube 101-İki Arkadaşı Siyah Elbiseli Adamlar mı Kaçırdı? - YouTube Ben Fero - Arkadaş [Official Audio] - YouTube 4 ARKADAŞ - YouTube Arkadaş lar adamlar la vs atak de dim bir kişilik açtım ... Arkadaş birine laf sokunca biz Adamadama Bölüm 1 Dağ Evi - YouTube

199 en iyi team 10 Squad görüntüsü Arkadaş fotoğrafları ...

  1. Adamlar - Sarılırım Birine - YouTube
  2. ARKADAŞLARA EN KOMİK ŞAKALAR 123 GO!’dan ... - YouTube
  3. Adamlar - Zombi - YouTube
  4. 101-İki Arkadaşı Siyah Elbiseli Adamlar mı Kaçırdı? - YouTube
  5. Ben Fero - Arkadaş [Official Audio] - YouTube
  6. 4 ARKADAŞ - YouTube
  7. Arkadaş lar adamlar la vs atak de dim bir kişilik açtım ...
  8. Arkadaş birine laf sokunca biz
  9. Adamadama Bölüm 1 Dağ Evi - YouTube
  10. Birkaç Kötü Adam FNaF 4 Korku Oyunu Oynuyor Joker Venom ...

Enjoy the videos and music you love, upload original content, and share it all with friends, family, and the world on YouTube. Birkaç Kötü Adam ekibi yeni bölümde korku oyunu FNaF 4 oynuyor. Joker, Sincap, Venom ve Kuzen Joker Five Nights at Freddy's korku oyunu oynuyor. Kısaca FNaF ... Enjoy the videos and music you love, upload original content, and share it all with friends, family, and the world on YouTube. Söz & Müzik: Tolga Akdoğan Düzenleme: Adamlar APPLE: https://apple.co/2G7OvSo FİZY: https://bit.ly/2KsiqtB SPOTİFY: https://spoti.fi/2UUCnNR MUUD: https://bi... Çok yakın iki kız arkadaş Siyah Elbiseli Adamlar tarafından bir yere götürüldüler. Rüya gördüklerini sanmışlardı. Aslında birbirine uzak yerlerdeydiler. Ama ... Abone ol; https://bit.ly/2PVBqmL Ben Fero Instagram: https://www.instagram.com/ben.fero/ Söz: Ben Fero Müzik: Can Volkan Mix & Mastering: Can Volkan Kayıt: Y... Arkadaş birine laf sokunca biz Ömer Okur. ... Somebody That I Used To Know (feat. Kimbra) - official music video - Duration: 4:04. gotyemusic Recommended for you. 4:04. LMFAO ft. Lauren ... Söz & Müzik: Tolga Akdoğan Düzenleme: Adamlar APPLE: https://apple.co/2G7OvSo FİZY: https://bit.ly/2KsiqtB SPOTİFY: https://spoti.fi/2UUCnNR MUUD: https://bi... Arkadaşlarına oyun oynamayı sever misin? Arkadaşlarına şaka yapmayı seviyorsan, daha fazla harika şaka için izlemeye devam et! Mükemmel şakalar yapmak her za... Sign in to like videos, comment, and subscribe. Sign in. Watch Queue Queue